arabian spring

Short story of ISIS (The truth behind  Islamic State)

To understand ISIS, we have to come back to 17th December 2010 when The Arab Spring started. It had its beginning in Tunisia and took over all arabian countries.
On 26th January 2011 The Arab Spring came to Syria ruled by Bashar Al-assad. Frightened of loss of authority, Bashar Al-assad unlocked prisons and let all war criminals free.
Who were those war criminals? They were the worst iraqi criminals that after Iraqi War tried to escape from Iraq and were caught on the Iraqi-Syrian border.
Scared of revolution Al-assad, armed them and sponsored them. His army was called ISIS.
Is ISIS sunni? Isis can’t be sunni. It has been created by Bashar Al-assad that belongs to one of shiite branches. In Iraq, where shia people claimed to be discriminated, in magical way ISIS appeared.

İsrail - Türkiye ilişkilerinin psikolojisi (Deniz Ülke Arıboğan)

Dünyanın birçok yerinde ekonomik krizin etkileri devam ederken Avrupa’ nın geleceğine dair tartışmalar hız kazandı. Dünyanın diğer ucunda ise George W. Bush sonrası iktidara yürüyen Obama’ nın yarattığı iyimser hava dağıldı. Ortadoğu ise, “Arap Baharı” ile çalkalanmaya devam ediyor. Fazlaca bir bahar havası olmadığı gibi yalancı baharın kazma kürek yaktırma olasılığı da artıyor.

External image

Radikal gelişmeler, toplumların psikolojisinde olumsuz etkiler yaratması kaçınılmaz. Ekonomik koşullar nedeniyle işini kaybetmiş bir İspanyol da, kendisine daha önce verilmiş olan bazı sosyal hakları geri istenen Yunanlı da, Suriye’ de ateş altında yaşayan muhalifler de, Kaddafi’ nin yanında yer aldığı için kendisinden nasıl bir intikam alınacağını bilemeyen Libyalı aşiret üyesi de, ülkesindeki devrim atmosferi bir türlü bitmeyen Mısırlı da farklı düzeylerde ve biçimlerde travma yaşıyorlar. Tüm olumlu ya da olumsuz siyasal değişimler içerisinde psikolojik süreçleri barındırıyor. Neler olup bittiğini anlamanın yolu ise bu süreçleri izlemekten geçiyor.

External image

Kaynayan bir dünyanın odak noktasında ise İsrail - Türkiye anlaşmazlığı var.
1- İsrail’ in Filistin konusunda tarihindeki en zorlu döneme girdiği söylenebilir. Bu konuda tüm Müslüman coğrafyasında ortak bir kanaat var ve bu defa İsrail’ in müttefikleri konumundaki Türkiye ve Mısır, Ahmedinejat’ tan bile öne geçmiş durumdalar. Başbakan Erdoğan’ ın Birleşmiş Milletler’ deki konuşmanın Türkiye’ nin kendi sorunlarından ziyade bu konuya konsantre olması, önümüzdeki dönemde hükümetin nasıl pozisyon alacağının işaretlerini veriyor. Obama açısından da zor geçecek bir süreci başlatmış durumda. Zira iktidara gelirken temel dış politika amaçlarından birinin “11 Eylül sonrası, İslam dünyası ile ilişkileri düzeltmek” olduğu biliniyor. Filistin’ in BM tarafından “devlet” olarak tanınmasını veto etmesi sadece öfke değil hayal kırıklığı da yaratacağından, zaten var olan düşmanlıkları beslemesi çok mümkün. Obama göreve başlangıcını İstanbul ve Kahire’ de yapmıştı ama bugüne dek bir başarı hikayesi yazamadığı da aşikar.

External image

2- ABD ve İngiltere’ nin Filistin meselesinde yollarının farklılaşmaya başlaması oldukça anlamlı. 11 Eylül’ ün yarattığı “İslamcılar teröristtir” imajının Arap Baharı’ nın etkisiyle sempatiye dönüşmesi bu konuda İsrail’ in işini daha da zorlaştıracak gibi.

External image

3- İHH gemisi sonrası Türkiye’ nin İsrail hükümetinden özür beklemesi ve Netanyahu’ nun buna yanaşmaması; politik analizi değil, derin bir psikolojik tahlili de gerektiriyor. Bu açıdan bakıldığında, özür beklentisi aslında bir ilişkinin sürdürülmek istendiğinin göstergesi. Yani “bizi hayal kırıklığına uğrattınız, buna karşılık gönlümüzü almak zorundasınız” demek isteniyor. Buna mukabil İsrail’ liler ise her daim “masum” ve “mazlum” kimliğini benimsediklerinden hata yaptıklarını kabul etmekte zorlanıyorlar. Yaşadıkları derin travma onları “bir daha asla” tavrına sokuyor ve en ufak bir tehdit hissettiklerinde en sert tepkiyi göstermekten kaçınmıyorlar. Korku, onların temel motivasyonu. Şu sıralar etraflarını düşmanlarla ve istikrarsız yapılarla çevrili gördüklerinden saldırganlıkları da artıyor. Korku agresiviteyi körüklüyor.

4- Türkiye’ nin çevreye karşı giderek sertleşen tavrı ise özgüvenine paralel olarak gelişiyor. Hem içeriden hem de dışarıdan pompalanan “büyük ve lider devlet” rolü, yöneticilerin egolarını fazla şişirirse sakıncalı sonuçlar yaratabilir. Lakin kontrollü bir güç politikasının getirilerinin oldukça yüksek olacağını da söyleyebiliriz. Şu sıralar hem Suriye ve İran ile hem de İsrail ile aynı anda çatışmayı başarmış durumdayız. Güney Kıbrıs ise görüldüğü kadarıyla İsrail politikasının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Doğu Akdeniz’ deki etkinliğin Mısır ile ittifak içerisinde geliştirileceği anlaşılıyor.

External image

İHH gemisine karşılık özür paketine “Gazze ablukasının kaldırılması” nın dahil edilmesi, konunun politik yönünü öne çıkartıyor. Türkiye, kendi kişisel meselesi ile küresel meseleyi aynı pakete koyarak “bölgesel liderlik” rolünü pekiştirmeye çalışıyor. “Filistin meselesi, bizim iç meselemiz” olduğunun ilanı da bunun bir parçası. Ortadoğu artık arka bahçemiz değil, oturma odamız konumuna ilerliyor. Bu rolü hazmedebilecek sağlıklı bir psikolojinin yaratılması ise temel mesele…

Watch on exterminateallthebrutes.tumblr.com

اشتباكات عنيفة بين الجيش الحر والجيش السوري الخاين