allamy*

2

Falling in love in wartime Iraq (A Real Life Love Story)

US Army interpreter Nayyef Hrebid and Iraqi soldier Btoo Allami fell in love at the height of the Iraq War. It was the start of a dangerous 12-year struggle to live together as a couple.

In 2003, Nayyef Hrebid found himself in the midst of the Iraq war. The fine art graduate had signed up to be a translator for the US Army after he couldn’t find a job.

“I was based in Ramadi, which was the worst place at that time. We would go out on patrols and people would be killed by IEDs [roadside bombs] and snipers. I was asking myself: ‘Why am I here? Why am I doing this?’”

However, a chance encounter with a soldier in the Iraqi army changed everything.

Keep reading

youtube

OUT OF IRAQ

USA, 2016, 81 min documentary

It’s 2004, in war-torn Iraq, Nayyef Hrebid has just started working for the US military as a translator, a job that continually puts him in life-threatening danger. But, when he meets and falls in love with Btoo Allami, a fellow Iraqi soldier, the two men must face new dangers and find a way to flee the country.

Lobna Allami: "Üç dil biliyordum uyandım hepsini unutmuşum"

“Üç dil biliyorsunuz! Yazmak ise tutkunuz. Ve bir gün uyanıyorsunuz hepsi uçup gitmiş. Artık ne konuşabiliyor, ne de yazabiliyorsunuz! Hayatınız boyunca öğrendikleriniz hafızanızdan silinmiş! Her şeye sil baştan…”

Gerilimi yüksek bir film senaryosundan alıntı gibi dursa da bu cümleler, gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Dinleyenin yüreğini sıkıştıracak türden bir hikayeyi. Öznesi ise, Cumhuriyet Anıtı önünde kanlar içinde yerde yatarken, başı yana düşmüş, gözleri kaymış o fotoğrafıyla hafızalara kazınan Lobna Allami.

Başından gaz fişeğiyle vurularak Gezi parkı eylemlerinin ilk yaralısı olan Lobna, hem bedenini hem de ruhunu iyileştirmek için iki senedir var gücüyle çabalıyor. Konuşmayı, okumayı, yazmayı, daha önceden bildiği dilleri yeni baştan öğreniyor.

Resim yapıyor, müzikle uğraşıyor ve günün birinde kitap yazma hayali kuruyor. Danimarka ve Almanya arasında mekik dokuyan, Türkiye’ye dönmeyi şimdilik düşünmeyen 36 yaşındaki Lobna, hala ciddi sağlık sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor. Kısa süre önce epilepsi krizi geçirdiği için, üç hafta yeniden konuşmayı, yazmayı unuttuğundan söz ediyor. Hayatı boyunca yanında taşımak zorunda olduğu ilaçları var. Doktorlarına göre dördüncü kez beyin ameliyatı geçirebilir.

ÜZGÜNÜM AMA KONUŞAMIYORSUN!

Lobna, hastanede kendine geldiğinde neler yaşadığını gözleri dolarak anlatıyor:

“ODTÜ mezunuyum. Ana dilim Arapça. İngilizce ve Türkçe biliyordum. Felsefe okudum. Yeni şeyler öğrenmek, okumak, yazmak vazgeçilmezimdi. Uyandığımda ise beynimin yarısı yoktu. Ama bilincim yerindeydi. Etrafımdakilere birşeyler anlatıyordum.

Kelimeler ağzımdan çıkıyor sanıyordum, meğer sadece garip sesler çıkarıyormuşum. Sesim çok az duyuluyormuş. Farkında değildim. Doktorum, ‘Üzgünüm ama konuşamıyorsun, okuyamıyorsun’ dediğinde kendimi hastane camından atmak istedim.

Ölmek istedim. Erkek arkadaşım Barış, sürekli pencerenin önünde oturmaya başladı. Kız kardeşim ve annem yanımda hiç ağlamadı ama onların kapalı kapılar ardında gözyaşı döktüğünü çok iyi biliyordum. O kadar umutsuzlardı ki! Bir sene boyunca hiç konuşamadım.

HAYATA YENİDEN MÜZİKLE BAŞLADIM

“Herkes çok mutsuzdu. Bir an geldi ve ‘anneni, kız kardeşini daha fazla üzme’ dedim kendime. Mücadele etmeye karar verdim” diyor. Sonrasında adım adım gelen iyileşme sürecini ise şöyle aktarıyor:

“Fizik tedavilerimin yanında konuşma terapileri almaya başladım. Önce resimlerle sonra kelimelerle çalıştım. Her ay farklı bir insan oluyordum, ilerliyordum. Yavaş yavaş Türkçe konuşmaya, en son okumaya, yazmaya başladım. Danimarka’da İngilizce terapi aldım. Annemle Arapça konuşarak ana dilimi öğreniyorum.

Ana dilim Arapça, hayatım boyunca İngilizce okudum. 14-15 yaşımda Türkçe öğrendim. Garip olan komadan uyandığım zaman ilk öğrendiğim dil Türkçe oldu. Okumaya ilk başladığım kitap Can Yücel’in ‘Gece Vardiyası’ ve Tülay German’ın ‘Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu’ oldu. İki hafta önce ilk kez Arapça şiir okumayı başardım. Nizar Kabbani.

Müzik ise hiçbir şey yapmadığım zaman bile vardı. Beni hayatta tuttu. Çok insanın olduğu yerde hem dediklerini anlamıyor hem de kafamın içinde gürültü patlıyordu. Müzik sığınabildiğim bir yerdi. Hala da öyle. Gezi’den sonra ilk defa tekrar aktif olarak konserlerde müzik yapacağm. Aklımda iki senedir bir sürü şey birikti onları dökmek istiyorum.”

BEN ŞANSLIYDIM AMA BERKİN DEĞİL

Lobna, iki senedir kendisini vuran polisi arıyor. Eline onlarca video geçse de araştırmaları sonuçsuz kaldı. “Orada bulunduğum için hiç pişman olmadım. İstemediğim bir şeye itiraz ediyordum ve sadece yerde oturuyordum.

İki senedir beni kimin vurduğunu araştırıyorum. Bir sürü kamera görüntüsü geçti elime. Kendimi şarkı söylerken, tütün sararken ve yerde otururken izledim. Sonrası yok. Görüntülerde bir anda herkes dağılıyor ve ben yerde hırıltılar çıkararak yatıyorum.

Ben ölümden döndüm ama benden sonra vurulanlar o kadar şanslı değildi. Berkin yaşamadı. Daha çok küçüktü. Annesi ne yapıyor, ne hissediyor? Hiçbir anne bu acıyı yaşamasın. Bu arada o süreçte beni bir tek yetkili isim aramadı, yokmuşum gibi… Çünkü adım Lobna Allami.  Ayşe ya da Deniz değil. Biz her zaman ötekiydik.”

“GEZİ’DEN BİRŞEY ÖĞRENDİM: OY KULLAN UYAN TÜRKİYE”

“Gezi sürecinde hep beraber birşeyler öğrendik sanırım. Kimi unuttu, kimi hatırlıyor. Bazıları da kafayı kırıp benim gibi kaçıyor. Herkese şunları söylüyorum artık. Yaz, oku, araştır, hemen kabul etme, hemen inkar etme, dünya yuvarlak. Neler oluyor başka ülkelerde bak, müzik, sanat, resim yap. Ses çıkar, sessiz durma. Sev ve daha çok sev. Silaha, nükleere, köprüye hayır de ve mutlaka oy kullan. Uyan Türkiye!””

NOKTA HABER | Pervin METİN

minek adozok?

mivel meleg vagyok es bejgyzett elettarsi kapcsolatba tervezunk lepni, ezert az alabbiak nem fognak jarni nekunk
- 3 alkalom ingyen lombik-program, ehelyett majd milliokat kell fizetni a beultetesert
- orokbefogadas
- hiaba lesz gyerekunk, nem jar majd a csaladi adokedvezmeny
- a csok sem
- orvoshoz mar reg maganhoz jarunk, gondolom nem kell megmagyarazni, mier, jartunk, aztan szazezrekbe kerult, amig helyrehozta a maganorvos amit az allami elcseszett
es azert sem, mert pl a nogyogyasz, akarhanyhoz mentem, miutan elmondtam mi van, ilyeneket kerdezett, hogy melyikunk a ferfi. pls.. - allami iskolaba, bolcsibe, oviba nem fogjuk a gyereket jaratni, ugyanis nem lesz kedvem hetente bemenni orjongeni, hogy ne kezeljek maskent a gyereket, amiert ket anyja van
- ok, ingyen szemelyi nekem is jar, meg majd a gyereknek, cool, ki vagyok segitve.

szoval eltelik vagy 20 ev ugy, hogy semmit nem igenylek/semmi nem jar azert a penzert amit evtizedekig befizetek, cserebe viszont naponta irni fogok arrol, hogyan lopjak el az adomat az ilyen meszaros felek.

megeri adoznom, tenyleg, a tok bizonytalan nyugdij kb az egyetlen dolog, ami majd visszajon ezer a penzer. meg a csaladi es a gyes.

nem e lehetne e hogy ha mar mindenbol kizarnak, akkor talan befizetnem se kelljen? szivesen lemondok a gyesrol meg a csaladirol, ha ez az ara, orommel!

es aprosag, de akkor is kiborit, nem lehet kotojeles a nevunk, tehat oroszi-angel, mert az csak a hetero hazasoknak jar :( komolyan, ez mennyire kicsinyes mar???

meg azt erdemes kiemelni, hogy az m1esen a 22 kilometerkonel talalhato mol-kut a leggyavabb es undoritobb benzinkut, ahol eletben megfordultam. tiz perc volt meg, mielott a mar fel napja gyaloglo menekultek odaertek volna, amikor lezartak a wcre a nem mukodik tablat es bezartak az ajtojat, elkezdtek lezarni az oldalajtokat, es csak azert nem csuktak be az egesz kutat, mert felulrol nem engedtek nekik. egy allami ceg, ahol 800 forintert adjak a szar kiszaradt peksutemenyuket es 400 a felliteres coke, ahelyett hogy kikurtak volna parszaz liter adomanyvizet, bejatszottak ezt. aztan a menekultek egyszeruen tovabbsetaltak a kut mellett, mintha ott sem lett volna

update mindehhez itt