allah'im

2

Öyle değişik bir duyguydu ki denizin ortasında deli gibi yağmur,karşımda çakan şimşekler,içimde hafif bir ürperti ama denizden çıkmama isteği. Bır yanım tefekkür içersinde diğer yanım o anin tadını çıkarma peşinde. Herkese yağmur yağarken ve denize bakarken yapilan dualar makbuldür hadi dua edin derken o heyecanım ve sanki kabul olacakmış hissi. Allah'im ne güzelsin. Çok şükür

– 03.41

Ey Rabbimm…
“Bana dua edin duanızı kabul edeyim…”
buyuruyorsun…
Bizde vereceğinden emin olarak istiyoruz Allah'im
“ZAMAN” istiyoruz yolunda koşturmak için…
“ÖMÜR” istiyoruz salih amellerle doldurmak için…
“SABIR” istiyoruz şeytan ve nefisle başa çıkmak için…
“İZZET” diliyoruz mü'min ismini vakarla taşımak için…
O'na teslim olmak ve dualarda unutulmamak dileğiyle …

H a y ı r l ı C u m a l a r 💙

☞ÂŞK ßЄŞ VαKι̇TTι̇R☜
Gelirken sen… Getirmediğin,
Giderken de
Gitmelerine mani olamadığın
Hiçbir şeye benim diyemezsin.
Benim diyemediğin şeyden
Hak talep edemezsin.
Hak talep edemediğin şeyden
Şikâyet edemezsin.
Ama aldandın bir kere.
Damarlarına kadar işlemiş
Haram sevdaya mukabil,
Sana ŞAH damarından
Daha yakın olduğunu söyleyen
Bir RABB'İN vardı.
     “Duymadın!”
Kimse bilmez diye
Derinlere gömdüğün Dertlerine mukabil,
Yarattığı kalbin Atomlarına kadar işiten
RABB'İN vardı.
      “Anlamadın!”
Onların batıp giden sevgilileri çiçek alırken,
Bizim SEVDİĞİMİZ (C.C.)
Tüm çiçekleri yarattı.
      “Görmedin!”
Şimdi
Hüzünlü yüreğine şöyle söyle dostum:
Geçmez sandığın ne varsa geçiyor.
İçin geçiyor önce.
Sonra anıların gözlerinin önünden geçiyor…
Geçmez sandığın
Kabuk tutan yaraların da geçiyor.
Ben de gidiyorum artık,
Gözümün önünden kabrim geçiyor.
Kestiğim elimi ispat olsun diye
Gözlerimin önünde tamir eden ALLAH'IM!
Kırık gönlümü
Başka cerrahlara götürdüğüm her gün için
       “AFFET!”
TIRTIL ÖLDÜM DEMİŞ,
ALLAH KELEBEK YARATMIŞ…


#ELHAMDÛLİLLÂH

ALINTI

Anlatamiyorum ben hicbirinize. Anlatamiyorum, icimdeki sevgiyi kelimelere dokemiyorum. Onu anlatabilecegim, ona esdeger kelimeleri bulamiyorum. Gecenin bu saatinde oturmus 5 saniyelik tek kelime konusmadigi videoyu izleyip agliyorum, ben niye bu guzellikten mahrum birakiliyorum diye. Ben omrumde boyle guzel kahve goz gormedim. Ben omrumde boyle guzel yakisan sac sakal gormedim. Ben omrumde boyle ic eriten gulus gormedim. Mimikler hic degismemis hala ayni. Onu gordugum gunku gibi hala ayni. Ama o guzellige sahip olan, dokunabilen ben degilim ben bunun acisini size ya da herhangi birine nasil anlatayim? Ne diyeyim de canimin acisini kelimelere dokeyim? Nefesim kesiliyo aklima geldikce. Benim parmaklarim hic onun saclarinda dolasmadi, benim parmaklarim hic onun yuzunde gezmedi, benim dudaklarim hic onun sakallarina degmedi, ben hic yuzunu ellerimin arasina alip onun o guzel gulusunu uzun uzun izleyemedim. Ellerine dokunamadim. Bu video olmasa lokmayi nasil cignedigini bile bilmezdim. Bir kez gordum, o da tesadufen ordayken kahvaltina agzina salam atarken. 3 saniye surmustur gormem en fazla ki onda da uyku sersemiydim kurani yirtan kiz gibi bir tiple esneyip etrafima bakiyodum o zaman denk geldim. Ellerimi actim yalvariyorum, allahim diyorum bu guzelligi ver bana yemin ederim ellerde bosa gidiyo diye. Ver bana ben bilirim kiymetini diyorum. Ver ne olursun bir kez ver bana. Bir kez olsun gostereyim sevgimi ama bu sefer tam gostereyim yalvaririm. Dayanamiyorum o kizin ona dokunmasina. Onu izlemesine, onu sevmesine bak yazarken bile nefes alamiyorum gecenin su saatinde. Allahim yalvaririm bu guzel adamdan artik mahrum birakma beni. Bosa gitmesin ellerde yalvaririm.

Allah'im actim ellerimi sana yalvariyorum. Ne olursun dualarimi kabul et.

Orta yaşlı bir kadın mahallede bir manava giderek kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkânını terk etmesini ister. Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek: - 'Lütfen efendim' der. 'paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim.' Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler. O sırada dükkânın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeriye girerek manava yaklaşır ve: 'ben o kadının almak istediklerine kefilim' der. 'ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.' Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve 'bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar. Kadın 'evet efendim' der. 'tamam' der manav. 'şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım' Kadın bir an duraklar, sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kâğıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir. Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle 'inanamıyorum' der. İnanılacak gibi değildir. Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır. Terazinin kefesini artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmiş kâğıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki or da bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir DUA yazılıdır. ALLAH'IM 'Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin Kendimi senin ellerine teslim ediyorum.'