alfredo baeza

3
Noviembre(Kasım)“El arte es un arma Cargada de futuro”
“Sanat,içinde geleceği barındıran bir silahtır… İspanyol yönetmen Achero Manas'ın 2003 yapımı filmi, Noviembre(Kasım) mutlaka izlemenizi tavsiye ediceğim bir filmdir.Filmin, konusu bir grup tiyatro aşığı idealist gencin, insanların birbirleri için karşılıksız hiçbir şey yapmadıkları, aşırı bireyci doksanların son dönemini eleştirmesi üzerine kurulmuştur.Ve sanatın duvarlar arasında değil daha cesurca ve halkla iç içe olması gerektigine inanmalarını anlatır. Film ,Alfredo Baeza(Oscar Jaenada) adlı gencin ailesini bırakarak Murcia’dan Madrid'e konservatuar kazanmak için gelmesiyle başlar.Sırtından indirmediği garip kuklası ve sokak lambasıyla hazırladıgı mizansen(kısada olsa çok güzeldir)onun konservatuara giriş bileti olur.Alfredo ilk günden edindigi arkadaş grubu ile günlerini konservatuar ve kantinde geçirmekten artık sıkılmaya başlamıştır bir gün attıgı bir yalan yüzünden hocasıyla kavga etmesi(bu sahne çok dikkatli izlenmelidir)onun ve arkadaşlarının hayatını değiştiren gün olur.O tartışmadan sonra konservatuarı bırakır ve çalışmaya başlar.Artık hayallerini gerçekleştirme zamanıdır.Arkadaşlarıyla Noviembre adlı bi grup kurarlar bu grup ki manifestolarıda vardır,gösterilerini sokaklarda yapacak,kimseden para almayacak ve para önerilen hiçbir teklif kabul edilmeyecektir.İstedikleri bağımsız tiyatro fırsatı artık gerçekleşmeye başlamıştır.Yaptıkları oyunlarda diyalog pek yoktur, konuşmalar doğaçlama gerçekleşir ama sergiledikleri sahneler herkesin sevgisni kazanmalarını sağlar.Olaylar başta güzel gitmeye gitse de ,bir süre sonra başları ilk olarak polisle derde girer polisin malzemelerine el koyması grubu sadece daha fazla ateşler ve performansları gittikçe daha yüklü bir sosyal bilinç kazanır.
Gösterilerinde her türlü marjinalliği ele alırlar en başından beri istedikleri dünyayı degiştirme hayalleri güzelce devam eder. Bu dünyada varolan kokuşmuş sistemin tiyatrodaki etkilerini ele alıp sürekli eleştirirler, fakat sergiledikleri son gösteri daha büyük makamlarla başlarının belaya girmesine sebep olur ve sokaklarda gösteri yapmaları yasaklanır.Bu karar her türlü tehlikeye atılmaktan korkmayan gençler için ölümcül bi durumdur ama karara boyun eğmekten başka çareleri yoktur.Bir müddet birbirlerinden koparlar bu arada Alfredo ve sevgilisi Lucia’nın kızları olur bu durum Alfredo'nun iş yapmayan bir barda gitar çalmasına sebep olur. Hayat zordur ve para kazanması gerekir. Grup, birgün para karşılığı bir iş teklifi alır ama hangi yoldan gitmeleri gerektiği konusunda oyuncuların fikirleri birbirlerinden farklıdır ve bu durun grup arasında gerilime sebep olur ve kısa süreli bi dağılma başlar. Bir süre sonra, grup yeniden ortaya çıkma kararı alır ve bunu sansasyonel bir gösteriyle gerçekleştirirler. İspanyol Kraliyet Tiyatrosuna, gizlice girip kendi dünyalarını anlatmayı denerler sonunda ne mi olur? Bunu, izlediginiz zaman görseniz daha iyi olur. Filmin, ilginç bir yanı da belgesel tarzında ilerliyor olması.Yaşanan hikayenin gerçek olup, olmadığına bi türlü karar veremiyorsunuz. Belgeselin gerçeklik duygusu ile sinemanın kurgusallığı birleşince ortaya çok güzel bir film çıkmış. Yaşanılan hikaye, 9o’lı yılların sonunda geçiyor ama kişilerin son hallerini gördügünüz zaman filmin 2030-40 yılların da geçiyor gibi gözükmesi kafanızı karıştıyor.Filmde ki ,tarih-kurgu aldatmacası, izleyenin hoşuna gidiyor ve merak uyandırıyor.

Achero Manas'ın bu filmi 23.istanbul film festivalinde de gösterilmiş ve çok begenilmişti .Yönetmen, bu filmde kendi görüşlerini ortaya çok güzel koymuş yansıtılan kişilerin ilüzyon dolu gençlik ve yaşlılık dönemleri ve savaştıkları politik düzenin onları nasıl yok ettigini çok güzel sergilemiş.Filmin sonunda karakterlerden birinin söyledigi söz çok anlamlıdır ve bu konuda bazı şeyleri çok güzel özetler “Dünyayı değiştirmek istemiştik,ama perişanca yenildik.Şimdiyse değişmemek için ben dünyaya direniyorum”günümüz kapitalist dünyasında bir çok sanatsal girişim ve öğenin nasıl yok oldugunu ve acımasızca ezildiğini görüyoruz. Bu, durumu da yönetmen filmin sonunda, İspanyol Şair ,Gabriel Celayan’nın güzel bir şiiriyle çok güzel özetlemiş…

“El arte es un arma Cargada de futuro”
“Sanat,içinde geleceği barındıran bir silahtır…

Hakan Arıcan

“izin verirseniz, sizlere küçük bir hikayem var. geçen gün bu sahneyi ele geçirip, sesimizi duyurmaya karar verdik. o yüzden… bir! iki! üç! dört! bunu yaptık çünkü bıktırdılar bizi. evet! yorulduk! tükendik! ümidimizi yitirdik! çünkü günümüzde tiyatro ve sanat gerçekten kokuşmuş halde. doğru! leş kokan genel kurul odaları, devlet memurları, ticaret, reklamcılık, tekdüzelik, rahatına düşkünlük, boş zaman, can sıkıntısı, bürokrasi ve yalan- dolan! bir tek sanat yok! zavallı sanatım! sanat artık yok! artık sadece sanat ticareti, sanat borsası, ya da sanatı teşvik ticareti olacak. bir başka banka hesabı daha, sayıları toplama sanatı. ama biz buna alet olmayacağız! çünkü bizler… özgürüz! bizler sanatın kalpleri değiştirebileceğine inanıyoruz. ve onlara güç verebileceğine… sanat, insanlara yaşadıklarını hissettirebilir. sanat, erkek ve kadın ruhuna erişebilir. sanat topluma şuur getirir. bizleri daha iyi birer birey yapar. sanat evrensel olabilir. sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsız. sanat, bir silah olabilir. ama bir dekor asla! gerçek bir silah. silah sesi duyulmalı! hedef vurulmalı!”