alevers

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı.

“kış geçende bir leylek gendini dışarı verdi. uçuy, evliğini onariy. süslüy. bekliy ki gendinin eşisi gelecak. biliy. ha bugün geldi, ha yarın gelecaktır. gözü semadadır. keyiflidir ki nasıl anladam. işte ağalar, bu günlerden bir gün idi.
hamogil ocak yakmıştı ki sabah ekmeğini yapalar. ocak alev alev yanıydı. yalımlar göge çıkıydı ki, gökten bu leylek geldi, gendini ataş üstüne bıraktı. koştular bunu ataştan aldılar. ellerinden kurtuldu, bir daha bıraktı gendini ataş üstüne. tüyleri yaniydi zaten. öldü getti. göz açıp kapatana kadar. evin içine bir telaş yürüdü. herkes birbirisine soruydu ki, ne olmuştur. ne olmuştur ki bu leylek gendini ataşa bırakmıştır. o sıra damdan hamo'nun sesi gelmiştir. demiştir ki, ben biliyem. gelin görün siz de bilin. koşmuş bakmışızdır ki yuvada iki leylek oturuy. anlamışızdır. demişizdir ki, insan da beyle değil midir lo, beyledir.”

15 yaşında olmayı o kadar çok isterdim ki sadece arkadaşlarımla buluşup yemek yiyoduk. Şimdi buluşuyoz masa dertten alev alıyo amk.
bucky barnes headcanons #2

i was thinking about the physiology of bucky barnes a little while i was at an alternative therapist today watching my aunt be treated, since she was having her left shoulder worked on.

so we know he has a metal arm, and that it’s probable that he has supports and/or replaced bones in some areas of his body, along with a sort of interface, due to the damage sustained during his fall from the train and the need to provide a way to transmit electric impulse from living nerve to wires in the arm. this is probably very painful and stiff and winter, and he has to do stretches when it’s cold to make sure he doesn’t lock up. the juncture of his skin and metal probably swells in response, and overall, bucky’s just kinda hurting and miserable. so maybe steve suggests physical therapy, maybe a few aleve or some tylenol? and bucky tries it out.

now, what if conventional therapy and medication couldn’t help him? he probably burns through regular medication really fast. so he turns to the internet, and there he finds out about acupuncture as well as more body-based methods, like different types of massage.

armed with his four million dollars in military back pay, bucky goes to the acupuncturist and finds out that for the first time in a long time, he feels good. like, really good. so he keeps going there every so often. he gets special massages, he meditates, and of course, he continues his usual exercise, switching up some yoga into it twice a week to stay limber and gently stretch his joints to work on his range of motion.

idk. i just. talk to me about bucky and what he does to control his physical pain. because he needs that relief, and standard medicine can’t help him.

Veda edenin sevilmesi ne kadar da kolaydır! Çünkü uzaklaşan kişi için, gemiden ya da trenin penceresinden sallanan o varla yok arası bez parçasının beslediği alev daha saftır. Uzaklık, gözden kaybolmakta olanın içine bir boya gibi işler ve onu munis bir kora çevirir.
—  Walter Benjamin, Tek Yön

anonymous asked:

Hi! Can you recommend some good history books to read? I'd really appreciate it. Thanks!

hi! sorry for the late reply, i was trying to list all the books i liked lol

anne boleyn (and tudors):

  • eric ives - the life and death of anne boleyn
  • alison weir - the lady in the tower
  • david stakey - six wives: the queens of henry viii
  • antonia fraser - the wives of henry viii
  • tracy borman - elizabeth’s women: friends, rivals, and foes who shaped the virgin queen
  • julia fox - jane boleyn: the story of the infamous lady rocheford

ottoman empire: 

  • leslie p. peirce - the imperial harem: women and sovereignty in the ottoman empire
  • caroline finkel - osman’s dream: the history of the ottoman empire
  • alev lytle croutier - harem: the world behind the veil (the parts about the sultanas - hurrem, nurbanu and kosem - are pure trash but the rest of the book is very enjoyable)
  • galina yermolenko - roxolana in european literature, history and culture
  • colin imber - the ottoman empire, 1300-1650: the structure of power
  • jason goodwin - lords of the horizons

general books:

  • dan jones - the plantagenets (or anything by dan jones, really. he’s one of my favourite historians)
  • david starkey - crown and country
  • lisa hilton - queens consort: england’s medieval queens
  • susan higginbotham - the woodvilles
  • elizabeth norton - she wolves: the notorious queens of medieval england
  • sarah gristwood - blood sisters: the women behind the war of the roses
  • antonia fraser - warrior queens

other biographies:

  • flora fraser - pauline bonaparte: venus of empire (she’s antonia fraser’s daughter!!)
  • maria bellonci - lucrezia borgia
  • antonia fraser - marie antoinette: the journey
  • david baldwin - elizabeth woodville: mother of the princes in the tower
  • amy licence - edward iv and elizabeth woodville: a true romance (i haven’t read this yet but a friend of mine has and i trust her :D)
  • jonathan clements - wu: the chinese empress who schemed, seduced and murdered her way to become a living god

i hope these are enough! i had so many books on my ipad but i lost them all :(((

Koca Boynuzlamanın Sonu (1)

         “Köşede ineyim ben Emre… Evin sokağına gireyim deme sakın, reklam olmayalım” dedim.

         Hiçbir şey söylemeden dediğimi yaptı. Kaldırıma yanaşıp kenarda durdu. Etrafa bakındım. Akşam karanlığının sessizliğinde kimseler yoktu etrafta… Arabanın içi de sessizdi. Elleri direksiyonda, gözleri yolda… Konuşmuyordu benimle… Uzanıp elini tuttum.

         “Küstün mü bana? Niye böyle yapıyorsun aşkım?” dedim. “Uzatmasana artık… Anlattım sana, kocam geliyor sabaha… Adam bir haftadır evden ayrı, gelir gelmez kudurmuş gibi sevişmek isteyecek benimle… Aslında bugün sana hiç gelmemem lazımdı ama…”

         Elini tutup dudaklarıma götürdüm. Orta parmağını ayırdım, dudaklarımda gezdirip ağzıma soktum. Biliyordum dayanamayacağını… Ürpererek bana döndü. Alev saçan mavi gözlerini dudaklarıma dikti. Parmağını emmekte olan etli, rujlu dudaklarıma… Gülümsedim, parmağını çıkarıp,

         “Dayanamıyorum ki… Şeytan tüyü var sende Emrecim… Hadii… Ne güzel seviştik işte… Bir saat daha sevişmeyi ben de isterim ama, enişten geliyor, hazırlık yapmam lazım, kendimi hazırlamam lazım. Sabahlara kadar sevişsek seninle, ne sen doyacaksın, ne de ben…” Elini tutup eteğimin altına, bacaklarımın arasına soktum, çıplak etimi avuçladı parmaklarıyla… Ateş gibi yandı amım parmaklarının temasını hissedince…

         “Yaramaz çocuk, baksana altımda külot bile bırakmadın. Sütyen külot parçaladın. Mahvettin beni öğlenden beri… Doymuyorsun sevişmeye… Kocama da bırak biraz aşkım…” Parmaklarıyla amımın dudaklarını sıktı hırsla,

         “Kocanı da sikeyim, seni de sikeyim. Doğrusun, doymuyorum sana, ne yapayım… Hastayım sana Gül… Seni sikmelere doymam ben… Kısrak gibi, tay gibi karısın, şehvetlisin, ateşlisin… Senin gibisini sikmedim ben…”

         Ben de elimi uzatıp önündeki kabarıklığı avuçladım, sıktım. Saatlerdir bana mısın demeyen alet yine kabarık, yine hazır, yine kalkmış vaziyetteydi. İçime girip çıkmalarını hatırladım, vajinamın yandığını, sızladığını hissettim. Ondokuz yaşında oğlanın bacak arasında resmen bir balta sapı vardı. 

         Bir yandan da içimden gülmek geldi, belli etmedim. Daha yaşı kaç, başı kaç, benim gibisini sikmemiş ergen oğlan…

         “Mmm… Terbiyesiz, küfürbaz aşkım benim… Benim gibi kadını sikmedin ha? Ben de hayatımda senin gibisiyle sevişmedim. Ama bu kadar birbirimize düşmeyelim. Tadında bırakalım. Özleyelim birbirimizi… Hep anlatıyorum sana, anlamıyorsun.”

         Elimin altındaki sikini tutup biraz daha sıktım, inledi.

         “Senin okulun var, askerliğin var. İlerde evleneceksin. Ben zaten evliyim. Aramızda on yaştan fazla fark var. Hem kocam var, onu da seviyorum. Bizimki sadece fantezi… Seks macerası… Sonu yok… Bir gün gelecek, kimseler duymadan, etrafa rezil olmadan bitecek bu ilişki… Senin etrafında bir sürü çıtır kız, ağzının içine bakıyor, biliyorum. Bir işaretinle altına yatacak kızlar…”

         “Boşversene Gül… Sen o çıtır kızlara her şeyinle fark atarsın. Güzellik, seksapel, seks, tecrübe… Siktiret o ergenleri… Öpüşmeye bile nazlanıyorlar. Zarları gidecek diye ödleri patlıyor.” Uzanıp etli dudaklarından öptüm.

         “Bal dudaklım. Benim öyle korkularım yok ama, ben de seviştiğimizi birileri duyacak, kocamın kulağına gidecek diye korkuyorum, ödüm patlıyor…”

        “Benden yana için rahat olsun. Delikanlıyım ben, laf çıkmaz benden…”

        “Biliyorum aşkım… Zaten sana güvenmesem elimi bile tutamazdın, bırak benimle sevişmeyi… Hadi, biri görmeden ben çıkayım, yoksa ayrılamayacağız yine…”

         Sert bir hareketle toparladım kendimi, arabanın kapısını açtım, kendimi dışarıya attım. Hemen arabanın yanında mini eteğimi çekiştirip kendime çeki düzen verdim. Eğilmiş bana bakıyordu hayran hayran… Gülümsedim. 

        “Ne bakıyorsun öyle bana bakiimm?” dedim cilveyle…

        “Yavrum benim… Şimdi altında külot da yok senin… Hemen şu anda, şuracıkta arabaya domaltıp sikmek isterdim seni… Külotsut amına yarrağımı geçirmek isterdim. Çok isterdim hem de…”

         “Terbiyesiz çocuk… Hiç utanma duygusu yok sende…” Gözümün önünde anlattığı sahne canlandı. Kıvrandım. İçim bir hoş oldu. “Hadi ben gidiyorum. Kendine iyi bak… Kocam gidince ben seni ararım, görüşürüz. O zaman yaparsın ne yapmak istiyorsan…” 

          Evin yolunu tuttum kalçalarımı iki yana sallaya sallaya, mini kloş eteğimi savurta savurta, abartılı bir kırıtmayla… 

        Biliyordum, genç Donjuanım, aygırım, eli sikinde, kalçalarımı çalkalamamı izliyordu gözünü ayırmadan… Ürperdim. Serin rüzgar çıplak bacaklarımda dolaşıyor, eteğimin altında hala istekli kadınlığımın ıslaklığında kendini hissettiriyordu.

         Evin sokağına girdiğimde normal yürüyüşe geçtim. Hanım hanımcık… Aklım saatlerdir yaşadığım zevklerde… Genç erkeğimin altında nefessiz kalışlarım… İnlemelerim, feryatlarım… İçimde o koca aletin kaygan kaygan gidip gelişi…

         İlk buluşmalarımızda öpüşmeyi zor beceren acemi oğlandan sikici bir vahşi hayvan yaratmıştım. Bildiğim her şeyi öğretmiştim aygırıma… Eserimle öğünebilirdim.

          Diğer yandan, madalyonun bir de ters tarafı vardı. Bu doymak bilmez, her daim istekli, siki kalktı mı inmek bilmez komşu oğlan da benim gibi bir ev kadınından, namuslu bir kadından bir orospu yaratmıştı ya… 

        İçimdeki kahpeyi uyandırmıştı aygır… O yakışıklı yüzü, bir gram yağsız, kaslı, sportmen bedeni, içleri gülen maviş gözleri, sarı uzun saçları, bacaklarımın arasında inip kalkan, gidip gelen daracık, taş gibi kalçaları… Ayartmıştı beni… Doğrusu, ayartılmaya hazırmışım ben de demek ki…

         İşten güçten baş alamayan kocadan, haftalık olağan sevişmelerden sonra onun yapışkan ilgisi… Her fırsatta benimle ilgilenmesi… Yanımda bitmek, beni komplimanlara boğmak, yüzümü kızartmak için fırsatlar  yaratması… İnternetten, faceden bir pundunu bulup beni bağlaması… Geceler boyu bilgisayarda sohbetler… Sonu sabahlara yakın, doğal olarak seks muhabbetiyle biten uzun görüşmeler… Webcamlar, karşılıklı teşhirler…

         Sonunda iş buraya varmıştı işte… Kocam şehir dışında iş peşinde koşarken, ben gencecik çıtır oğlanla günah peşinde koşuyordum. Babasının arabasında arka koltukta… Deniz kenarında, suyun içinde… Ormanda, ücra köşelerde çimenlerin üstünde, sırtıma dikenler batarken… Üniversite arkadaşının bekar evinde… 

           Evin anahtarını bize bırakan inek öğrenci tipli arkadaşının bana kaçamak, “nolur bi kere ben de sikeyim şu kaşarı” diye yalvaran bakışları… Umurumda bile değildi o bakışlar… Aklım fikrim Emre’de… Az sonra beni sikecek oğlanda, yaşayacağım zevklerde… Arkadaşı beni sikilmelik orospu olarak görüyormuş, umurumda değil. O çıtır kız arkadaşları gibi heyecanlar içindeyim…

         Dayanamıyordum ki oğlana… Gel dediği anda gidiyordum. Bir bakışı, bir işareti yetiyordu kucağına atlamam için… Kızkardeşimle, Gülay ile aynı okuldaydılar. Komşumun oğluydu. O genç öğrenci, ben evli, ağırbaşlı, anaç ev hanımı, arkadaşının ablası Gül abla… Kimsenin aklına gelmez birlikte olduğumuz… Seviştiğimiz… Aklımıza geleni yaptığımız, birbirimizin kollarında zincirlerimizden kurtulduğumuz…

         Evin kapısını açarken kendime geldim. Hayal kura kura, farkına bile varmadan eve gelmişim. Anahtarla kapıyı açtım, içeriye girdim. Hemen duş alıp temizlenmem gerekiyordu. Hayvan çocuk, ne külot bırakmıştı, ne sütyen… En sevdiği şeydi üstümdekileri yırtarak çıkarmak… Deli oluyor, tahrik oluyordu tecavüz edercesine sevişmekten, yırta yırta, tokatlaya tokatlaya… Tabi ben de…

         Tam ayakkabılarımı bırakıp yalın ayak, yorgun argın banyoya geçerken karanlık salonda bilgisayarın ışığını fark ettim. Sabah Emre beni yanına gitmem için kandırmaya çalışırken kullanmıştım en son… Açık mı bıraktım acaba? 

         Ne tedbirsizlik… Ya Gülay bazen yaptığı gibi -evin anahtarı onda da vardı- habersiz eve gelir, görürse yazışmalarımızı… Tüm ayıp konuşmalar, açık saçık seks sözcükleri, şehvet dolu muhabbetler…

        Bilgisayar açıktı. Başında da bir gölge… Yüzü pc ışığıyla aydınlanmış. Kardeşim Gülay değildi. Işığı korkuyla yakarken aynı anda gölgenin kim olduğunun ayırdına vardım.

         Kocam… Murat… Koltukta oturuyordu, kucağında laptop…

         Donup kaldım. Öylece… Ne diyeceğimi bilemedim. Sustum. Salonun kapısında, ayakta, öylece duruyor, kocama bakıyordum. Sabah gelmesi gereken, sabah geleceğini söyleyen kocama… 

DEVAM EDECEK