afrikal

Dolgok, amik most fontosak:
  • Feladni a lottó számait, amit 43 éve nem hagyott ki soha. (30 percel korábban sikerült, megvan az első szelvényük, ez mennyire durva)
  • Mindig kiüríteni a hamutartót (tudom, hogy nem látja, de mivan, ha mégis).
  • Rendbe tenni a kertet. Utált füvet nyírni, de nagyon. A többit majd a kertész megoldja, amit lehet, majd azt én. Mondjuk elég viccesen nézek ki egy morzsaposzívóval, ami akkora, mint én. Na majd csinálok képet.
  • Anyukámat szeretni, vele lenni, de tudni hagyni békén hagyni - na ez nehéz. Ezen még dolgozom.
  • Annyira irigyelem most az Istenben hívő embereket, na ezt nagyon át kell értékelnem. Innentől sok mindent mást is.
  • Amúgy köszönöm, jól vagyok. Ha innentől baromira jó életem lesz, akkor se leszek olyan boldog, mint ő. Mindent megkapott, még egy szép kilépőt is. Szerintem. Aztán lehet, hogy tévedek, ő nyilván beszólna, hogy nem volt Dubaiban és Afrikában sem szafarin. Na de ő ilyen volt, úgyis beszólna. Így szerettük (majdnem mindig).

Édesapám meghalt, éppen 1 hete.

Lan tam diyete giriyorum dolap dondurma doluyo annem börekler pastalar yapıyo arkadaşlar burger king’e davet ediyo ama diyetten çıkınca hepsi afrikalı amk
Sağlıklı beslenme

merhaba. içinde karbonhidrata, dahası basit karbonhidrata, dahası kompleks karbonhidrata bile yer olmayan bir besleme türüdür. basit karbonhidratı zaten biliyorsunuz: glisemik indeksi yüksek, kana çabuk karışan, insülin dalgalanması yaratan şekerlerdir. insan hayatına zerre faydası yoktur, bildiğiniz zehirdir uyuşturucudur. üretiminin tüketiminin yasaklanması gereken, insan vücudunda oluşan birçok hastalığın müsebbibi olan toksik bir maddedir. hayır yememeniz için daha ne kadar kötüleyebilirim bilmiyorum bu tür gıdaları, inanın bilmiyorum. en sonunda “bunları yiyen toptur” diyecem o olacak. yemeyin olm şunları bok mu var yiyorsunuz. ondan sonra vay efendim ben nasıl zayıflarım? sikimi zayıflarsınız. sizde bu gırtlak bu pisboğazlık bu iradesizlik varken zayıflayamazsınız. en azından sağlıklı bir şekilde zayıflayamazsınız. ha ne yaparsınız, götünüz göbeğiniz önüne geçilemeyecek bir şekilde büyüdüğünde diğer bütün şişkoların yaptığını yapıp kendinizi aç bırakarak zayıflamaya çalışırsınız ve akşama doğru gün gözünüz dönmüş bir şekilde tekrar yemeğe saldırırsınız. elde var sıfır. bir de uzun süre kendilerini aç bırakıp su atan, yeterli besin alamadığı için kaslarını kaybedip afrikalı çocuklar gibi incecik vücutları devasa göbekleriyle ortada kalan tipler var ki onlara hiçbir şey söylemiyorum ben. lan olm mal mısınız ya, aç kalarak zayıflanıldığı nerde görülmüş, deli olmayın.

neyse arkadaşlar, bakın sağlıklı beslenmek sağlıklı bir yaşam için yapacağınız şey çok basit: bi uçak bileti alıp arjantin'e gidin, gerek doğasıyla gerek havasıyla arjantin bu mevsimde çok güzel oluyor lan siktirin gidin orada yaşayın hiç değilse kafanız rahat olur. tamam şaka yapıyorum oturun oturduğunuz yere amına koydumun sığırları asgari ücretle çalışan adamlarsınız ne arjantin'i ne uçak bileti hey allam ya.

kural 1: her türlü işlenmiş gıdayı çöpe atıyorsunuz. bakın “gıda” dedim ama gıda değil onlar; onlar zehir, onlar uyuşturucu, onlar orospu çocuğu. onları yemeyin. içinde basit şeker olan hiçbir şey yemeyin. çikolata yemeyin, cips yemeyin, bisküvi yemeyin, kola içmeyin, gazoz içmeyin, salam sucuk sosis gibi işlenmiş etleri yemeyin, işlem görmüş kuruyemişleri yemeyin. “bunu yesek bi şey olur mu ya” “bundan ne olacak ki” diye sorabileceğiniz hiçbir şeyi yemeyin. arada bir de yemeyin. hiç yemeyin. yiyenin amına koyım arkadaşlar yemeyin. zira bunları yerseniz, yemeye devam edersiniz. karbonhidrat tüketimi kesmenin tek yolu, karbonhidrat tüketimini kesmektir. başka bir yolu yok bunun. “ya şu kadar yesem bir şey olmaz ki” dediğiniz an siki tuttunuz demektir, zira devamı gelir, kaçarı yok. bu sizinle alakalı bir durum değil çünkü; karbonhidratın yapısı gereği böyle bir özelliği var: ne kadar yerseniz yiyin, doygunluk hissi yaşatmaz size, bilakis kan şekerinde yaptığı dalgalanma nedeniyle daha çok yersiniz, daha çok yersiniz ve daha çok yersiniz. o yüzden yemeyin.

kural 2: kompleks karbonhidrat tüketmeyin. tamam, kompleks karbonhidratın glisemik indeksi düşüktür falan filan ama sizler biraz ayı olduğunuz için, gözünüz hiç doymadığı için löp löp gömüyorsunuz çavdar ekmeğini bulgur pilavını makarnayı, azdan anlamıyorsunuz. e öyle olunca ne oluyor? yine şişko oluyorsunuz. zira yediğiniz gıdaların kalorisi yüksek, gelmiyor annem bize böyle şeyler. bakın 8 milyon yıllık insanlık tarihi boyunca sadece son 10 bin yıldır tahılla besleniyoruz. biz ne zaman ki tahılı keşfettik, o zaman obez olduk şeker hastası olduk kanser olduk. tahıl da tüketmeyin amına koyım. hayır bilsem 100 gram bulguru yiyince gerisini yemeyeceksiniz, e" hadi o kadarını da yiyin" diyecem ama siz en azından yarım tencereyi götürürsünüz. yemeyin.

kural 3: basit karbonhidratı hayatımızdan çıkardık, kompleks karbonhidratı yememe kararı aldık. peki hiç mi karbonhidrat almayacağız? ne alakası var, tabii ki alacağız. ama sebzelerden alacağız. ıspanak yiyeceğiz, lahana yiyeceğiz, kabak yiyeceğiz, karnabahar yiyeceğiz, brokoli yiyeceğiz. bin tane seçenek var amınakoyım, bunlardan biraz biraz yiyin işte. ama pişirirken mümkün mertebe çiğ bırakıyoruz ki vitamini minerali ölmesin, yazıktır.

kural 4: bol bol protein alıyorsunuz. bakın bu konuyu kısa geçmek istiyorum. hayvansal protein alıyorsunuz, bakliyat ürünlerindeki proteinler eksik amino asitlidir. yani hayvansal gıdalardan aldığınız proteinin ikamesi olamaz bakliyat ürünleri. yok birini diğeriyle kombo yapacaksın da yok öbürünü diğeriyle karıştırıp o açığı kapatacaksın da uzun iş onlar. ben tercih etmiyorum ama siz isterseniz arada yiyebilirsiniz.

kural 5:yağ tüketimini artırın. kilo vermek isteyen tüm sığırların yaptığı gibi yağ tüketimini kesmeyin; bilakis artırın. zira hücrelerin onarımından bakımın tutun da a d e k vitaminlerinin işler hale gelebilmesi gibi birçok faaliyet için yağ gereklidir. karbonhidrat tüketimini azalttığımız için enerjiyi yağlardan/ketonlardan karşılayacağız. o nedenle bol bol zeytinyağı gibi tekli doymuş yağ oranı yüksek, çoklu yağ oranı düşük yağları tercih ediyoruz. tereyağı gibi hayvansal yağları kullanmaktan çekinmiyoruz. bol bol çiğ kuruyemiş tüketip yağ ve protein alıyoruz. trans yağlardan kutsal su görmüş iblis gibi kaçıyoruz.

kural 6: spor yapıyoruz. hayat bilgisayar başında göt büyütmek için çok kısa beyler o yüzden spor yapın. illa spor salonuna gidin demiyorum çıkın koşun amına koyım, hiçbir şey yapamıyorsanız ip atlayın lan yeter ki biraz hareket edin. yürüyün lan, otobüsten iki durak erken ininin amına koyım nedir yani. güveniyorum ben size, bu kadarını da yapamayacak değilsiniz. bu mallıkla ölmeden bu yaşa kadar gelmişsiniz, bundan sonra da bunları yapıp daha sağlıklı bir şekilde hayatınızı sürdürebilirsiniz bence. şimdiden başarılar diliyorum. iyi geceler.

Kaynak: engelus ekşi https://eksisozluk.com/biri/angelus

anonymous asked:

Honnan jött a neved? Mármint nem az állat honnan jött...

sajnos csak a fedősztorikat mondhatom el, amikor afrikában megtámadott minket egy kafferbivaly, és puszta kézzel legyűrtem, meglovagoltam, és az uralmam alá hajtottam, VAGY még az első csajom azt mondta, hogy olyan hatalmas és kemény a farkam, mint egy kafferbivaly szarva, és vagy az egyik, vagy a másik történet után rajtam ragadt!

Vasárnap délután

értem haza a karate táborból, azóta még nem volt erőm írni. A tábor nagyon jól sikerült, egy csomóan jöttek el még Izraelből és Dél-Afrikából is. Szerdától vasárnapig voltunk ott, napi három edzés volt, főleg a reggeli futós vagy tornászós edzés volt kimerítő. Az egyik reggeli edzésen például fél lábbal felálltunk egy padra, a másik lábbal meg átrúgtunk a támla fölött. Ekkor kedződött a tábor végéig tartó izomláz.

Az egyik kellemetlenség az volt, hogy pont egy gólyatáborral közös helyszínen voltunk, ami azzal járt, hogy egyik este beállt hatszáz gyökér az ablak alá és kórusban üvöltötte a gépész indulókat, miközben aludni próbáltunk. :(((((

Utolsó este kinéztem az ablakon és megláttam egy izraeli barna övest, aki épp gyakorolt. Kimentem hozzá egy kicsit, megkértem hogy nézze meg a katámat és kicsit beszélgettem vele. Meglepődtem azon, hogy ennyire tetszik neki a magyar konyha. Másnap övvizsga után odajött hozzám, és azt mondta, hogy jó volt a katám.

Az övvizsga végül sikerült és megkaptam a fehér övre a 3. csíkot (8. Kyu fokozat), szóval a múltkori bukást is sikerült kijavítani. Mondjuk most többet készültem erre a vizsgára, mint az előző kettőre együtt.

Szóval a tábor nagyon jó volt, az izraeli és dél-afrikai Sensei-ek különleges edzésekkel készültek az alkalomra, ráadásul voltak beszélgetések, sörözések és hosszú alvások két edzés között. És 3x végigolvastam Bukowskitól a Postát, mert csak ezt az egy könyvet vittem magammal. Szóval ez volt a nyár fénypontja, megérte ezért fennmaradni Pesten, még úgy is hogy egy hónapig semmi pénzem nem volt. Most viszont hazamegyek widékre, pihenni pár hetet.

Ja és még egy cikkem is megjelent vasárnap este, amit Houellebecq legújabb regényéről írtam. :3

youtube

filmművészeti remekelés Afrikából 

Nisam rasist, ali ovo s imigrantima postaje nepodnosljivo bezobrazno. Dodu u europsku zemlju, ponasaju se inferiorno kao da je ta drzava u koju dodu stvorena samo za njihovo udomljavanje. Mislim koja je svrha ici u drugu zemlju, ako em ne znas jezik, em nema posla ni za domace stanovnistvo i naravno da se okrecu kriminalu (za primjer 50% najtrazenijih kriminalaca u svedskoj su muskarci iz afrike ili bliskog istoka). Za usporedbu, nasi ljudi koji su 90ih isli u europske zemlje su se integrirali u drustvo i prihvatili jezik, ljude i kulturu koji su tamo, a kad dodu ljudi iz islamske kulture zahtjevaju da se domaca kultura prilagodi njima. Jedine 2 logicne opcije za njih su ili se asimiliraj i prihvati drzavu, kulturu i jezik u kojoj su dosao ili se vrati, obrani i utemelji drzavu zajedno sa svojim ljudima.

Afrikalı zenci bir çocuğun  şiiri,

Doğduğumda Siyahtım,Büyürken Siyahtım,Güneşe Çıktığımda Siyahtım,Korkunca Siyahtım,Hastayken Siyahtım,Öldüğümde Hala Siyahım…Ve Sen Beyaz Çocuk,Doğduğunda Pembesin,Büyürken Beyazsın,Güneşe Çıktığında Kırmızı,Üşüdüğünde Mor,Korktuğunda Sarı,Hastayken Yeşil,Öldüğünde de Grisin,Sen Şimdi Bana Renkli mi Diyorsun???
Candice Swanepoel'den Lui Dergisine çarpıcı Pozlar

 26 yaşındaki Swanepoel, derginin Eylül sayısı için verdiği  pozlardan birkaç tanesini Instagram sayfasında takipçileriyle paylaştı.  Uzun süredir birlikte olduğu Hermann Nicoli ile nişanlanan Swanepoel, aynı zamanda derginin kapak pozunu da verdi.  Güney Afrikalı Swanepoel bir süredir ünlü dergilerin en gözde konuklarından biri. Swanepoel, son ola

from Gerçek Tarafsız Haber Kaynağı http://www.haberonline.com.tr/26-08-2015/candice-swanepoel-039-den-lui-dergisine-carpici-pozlar.html
Kaynak: Haber Detayı

😢😢😢 Smh So many things wrong with this picture. The fact that I’m hating on this burnt marshmallow, Diglett looking nigga @lilterrioreal makes me question my life choices.

This goes to show that most of these women don’t care what you look like so long you have money.
#LilTerrio #Winning #Goals #BaeCation #BeachLife #AnythingIspossible #ThisHurtMyFeelings #CriedRealTears #Money #Women #MoneyAndWomen #TheyDontCare #TheyWantSecurity #BurntMarshmallow #Diglett #Pokemon #Looking #LilNigga #BaggyShorts #WhereAreHisLegs ?? #OkImDoneHating #TeachMeTerrio #EvenThough #IJustDissedYou by afriking_ https://instagram.com/p/6sMfxPDDmG/

anonymous asked:

aa anladım tamam benim de babası türk annesi afrikalı avusturalyada büyümüş arkadaşım var tanışın siz slaldl neyse rahatsızlık verdiysem özür dilerim iyi günler

ahahha baya sallandın da neyse sorun degil

#Özlüsözler #Anlamlısözler #Damarsözler #Güzelsözler #Damıtılmışsözler #ilyasuzun #KralFm #OnTheAir #İlaçGibiRadyo #TürkiyeninDeğişmeyen1Numarası #halkınradyosu #halkınsesi #KralHeryerde #EczanelerdeSatılmayanTekİlaç #KralPop #KralMüzikComTr #AfrikalıAli #GezegenMehmet #Gönüldostuşener #KralFmKaan