adamla

bugün akşamın 6′sına final koyan insan evladına üç şiyir yazdım.
finale girdik 40/33 garanti net falan moral yüksek.
arki arabanı temizleyelim dedi. neyse süpürdü içini falan. sildi etti. 
yıkamaya çekiyorum. köpük 1 tl makinesinin önüne.
arki gitti 1 lira uzattı. oradaki adam benzin almadan yıkamıyoruz dedi.
+pekala beyefendi İçses: sen şimdi görürsün amkun çocugu.
pompacının önüne gelip fulle dedim.
pompacının suratındaki mutluluk ifadesi animeci kızlara döndü
aleti taktı. 5,5 tl bingo attı. SADHJDKGSHDLAS. içinde benzin var mıydı dedi.
dualarla gitmiyor bu meret dedim SGHAJDSAKD. 
opetin sikik benzinini kullanan adamla zaten oturup çengel bulmaca çözmem.
öğlen shell de nitro ile fullemiştim :v
şerefsizlik bitmedi gittim 5 tl için kredi kartı çeektim slip i de yıkamacıya verdim =D =D =D =D

benden sonra bi araç geldi, benzin falan almadan çekti sıraya. yıkadı etti bizimkini sonra gelenlere de söylemedi öyle bir şey.

özetle: insanlar kendi ekmeğini tekmelemeyi çok iyi başarıyor. zaten 1 liraya yıkayacağın şey için ben sana minimum 5-10 lira bahşiş atacaktım direk cebine gidecekti. sen böyle aklınca kurnazlık yaptın kendi paranı tekmeledin. 
ama baya iyi eğlendim. insanların üzerinde zekayla baskı kurmak ha ri ka.

Bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. Yetimhanedekiler bu çocuğa Jane adını verirler ve büyütürler. Jane, bir gün okulda Jim adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar, ancak Jane hamiledir. Çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. Jane ise çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, Jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. Jane, Jim adını alır. Bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, "Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?". Jim geçmişe gider ve orada Jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. Bir gün Jane' in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. Daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. Bir gün dayak yiyen Jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: 'Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?"
Aynı Adamla Evlilik Yapan 2 Kadının Koca Kavgası

Aynı Adamla Evlilik Yapan 2 Kadının Koca Kavgası

İstanbul’da eşinin kendisini aldattığını ve bir çocuk beklediği öğrenen kadın boşanma davası açıp Şiddet gördüm dedi. Cezaevine konan kocanın yeni eşi ile de tartışan kadın kendisini taciz eden eski eşinin yeni eşine Maksimum gerizekalı dedi ve bu söz ile başlayan kavga mahkemeye taşındı.

İşte aynı adamla evlenen ve birbirleriyle kavga edip soluğu mahkemede alan iki kadının yaşadıkları:

BOŞANDI…

View On WordPress

“O adamla bu iş yürümez”

http://macvurgunu.com/o-adamla-bu-is-yurumez.html

“O adamla bu iş yürümez”

image

Ünal Aysal ’ın erken seçim kararı almasıyla son 2.5 yıldaki 3. seçimine giden Galatasaray ’da eski başkanlardan Faruk Süren seçimi değerlendirdi. Aysal ’ın görevi bırakma nedeninin Riva arazisiyle ilgili yaşanan sorun olmadığını söyleyen Süren, “Tek sebep Riva değil. Özel işlerinin de olduğunu biliyorum. Zaten kendisi de söyledi bunu” ifadelerini kullandı. “GALATASARAY ’IN GELECEĞİNE OY VERDİK” Oyunu Galatasaray ’ın geleceğine verdiğini söyleyen Süren, “109. yılımızı kutladığımız bugünlerde kurucumuz Ali Sami Yen ’in ruhuna yakışır bir seçim oldu. Biz Galatasaray ’ın geleceğine oy verdik. Kazanan Galatasaray ’dır.” şeklinde konuştu. Son olarak teknik direktör Cesare Prandelli ile ilgili konuşan Süren, “Prandelli ile bu iş yürümez. Kendisi ile anlaşılıp yollar ayrılmalıdır” diyerek sözlerini noktaladı. Sporx

“O adamla bu iş yürümez” haberleri, son dakika “O adamla bu iş yürümez” haberi, “O adamla bu iş yürümez” oku
En yeni spor haberleri macvurgunu.com ‘da..

“O adamla bu iş yürümez” - http://bitly.com/1z8byUW

#macvurgunu #iddaa #banko #kupon #maç #tahmin

Bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. Yetimhanedekiler bu çocuğa Jane adını verirler ve büyütürler. Jane, bir gün okulda Jhon adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra adam geri döneceğini söyleyerek gider ve gelmez, ancak Jane hamiledir. Çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. Jane ise hastalanır ve tek çare olarak doktor, Jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. Jane, Jhon adını alır. Bir gün barda bir barmene derdini anlatır, barmen ona,  benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?“der . Jhon geçmişe gider ve orada geçmişiyle karşılaşır, kız olduğu haliyle, konuşur, aşık olur ama sonra jhon gitmek zorunda kalır. Bir gün Jane’ in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. Daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. Bir gün Jhon ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: ‘Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?”

Barda oturup Kutu Ice Tea söyleyip bir de bardak isteyen, Ice Tea'yi bardağa boşalttıktan sonra pipetle içmeye başlayan adamla benim oyumu bir kabul eden demokrasinin de taa mına koyim!

anonymous asked:

Mehmet Akif kafasındaki fesi çıkarmamak için o çok sevdiği vatanını terketmedi mi? bu kadar saçma sapan bir yorum olamaz nerelizle dinliyorsunuz insanları? ulan o "M. Kemal" dediğin Ulu Önder'i gidip bir bez parçası için vatanını satan adamla karşılaştıramazsın haddinizi bilin!

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ,
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.


Çok merak ediyorum bu dizeleri yazan bir adamın nasıl olur da fes için 11 yıl ülkesine hiç gelmediğini düşünüyorsunuz?
Mehmet Akif hiç bir zaman kıyafet konusunda kuralcı biri olmadı. Yeri geldiğinde kıravat da taktı yeri geldiğinde fesini de çıkarttı. Fes dediğin zaten Avrupa’dan gelen bir kıyafet ki fesi getiren II.Mahmut halk tarafından “Gavur Padişah” lakabını aldı.
“11 yıl kaldım 11 gün daha kalsaydım çıldıracaktım” diyen bir adam vatanını M.Kemal ve onun zihniyetinde olanlar yüzünden terk etti.
24 Nisan 1920′de senin Ulu Önder’in Mehmet Akif Ersoy’u ve geleceğin Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’i bizzat kendisi meclise aldı.
M.Kemal muhalefet olarak kurdurduğu Serbest Fırka’nın belediye seçimlerinde kendi fırkasından daha başarılı olduğunu gördükten sonra Ali Fethi Bey’i partisinin irticayi körüklediğini söylemesi için zorlayıp onu Çankaya’dan kapı dışarı atmadı mı? Ardından yeni meclisi kurup meclis içinde fırkasına cesurca muhalefet  eden, Milli Mücadele sırasında büyük rol oynayan Ali Şükrü Bey’i Topal Osman’a öldürtmedi mi? Bu milletin İstiklal marşını yazan, Milli Mücadele’nin en büyük destekçisi Mehmet Akif‘in bütün yakınlarını yargılayıp kendisinin de arkasına adam takmadı mı? Bu adam şimdi gitmesin de ne yapsın. Hayatı tehlikede, davası elinden alınmış, emekleri bir diktatör tarafından hiç edilmiş, önceden millet vekili olmasına rağmen emekli maaşı yok, evinde kendi çoçuklarının yanında ölen arkadaşının çocukları aç susuz.
Burada Yakup Kadir Karaosmanoğlu’nun Mehmet Çelik’le olan bir mülakatında M. Kemal’in sadece bir görüşüne katılmadığını yanlışlıkla ağzından kaçırması üzerine Mehmet Çelik’in elini tutup bu dediklerini yazmaması için yalvardığı bir zamandan bahsediyoruz

Şimdi sen bunların hepsini bir kenara atarak fes yüzünden gitti mi diyorsunuz yani?

Mehmet Akif’le M.Kemal’i karşılatıramazsın diyorsunuz. Mehmet Akif’in ne kadar büyük bir adam olduğunu anlamam için şu anda odamdan dışarı baktığımda gördüğüm tapınağın onu bu vatanını terk etmek zorunda bırakan adama ait olduğunu bilmem yetiyor. Çünkü Mehmet Akif bir mazlumdu. Tabutunda bayrak yoktu, birkaç vefalı genç görmeseydi bir cenaze töreni bile olmayacaktı. O “Benim mezarımı öyle bir yere yapın ki bütün Ankara’dan görünsün” diyen biri değildi. O gerçek bir önderdi.

Biz kıskanılmak istiyoruz, sevildiğimizi hissetmek sevdiğimizi hissettirmek istiyoruz. Biz derdimizi de beraber yaşayalım, beraber sinirlenelim, beraber ağlayalım istiyoruz. Biz birlikte gülmek istiyoruz. Biz sevdiğimiz adamla birbirimizin herşeyi olalım istiyoruz. Biz çok şey istemiyoruz, ama bunlar size çok geliyorsa bizim yapabileceğimiz birşey yok diyoruz.
Kiçik bir psixoloji test.

 Bu test çox xoşuma gəldi və tərcümə eliyib bura yerləşdirirəm. Siz də özünüzü yoxluyun.

Əvvəlcə kağız və qələm götürün və sualı oxuyan kimi fikirləşmədən cavab yazın yaxud çəkin. Məntiqinizi söndürünki şüuraltınız işləsin…

1. Təsəvvür edin meşədə bir adamla gedirsiz? Bu kimdir?

2. Siz meşədə gedirsiz və sizdən azca aralı bir heycan görürsüz. Bu hansı heyvandır?

3. Heyvanla göz-gözə gələndən sonra nə edirsiz?

4. Siz meşəylə getməyə davam edirsiz və çəmənliyə çıxırsız. Çəmənliyin ortasında isə arzularınızın evi var. Evin ölçüsünü nə boyda təsəvvür edirsiz?

5. Arzularınızın evi hasarla əhatələnib?

6. Siz həmin evə girirsiz, mətbəxə gedirsiz və nahar stoluna baxırsız. Stolda və stolun ətrafında nə gördüyünüzü yazın.

7. Siz evin arxa qapısından çıxırsız və otların üstündə bir fincan görürsüz.  Fincan hansı materialdandır?

8.  Fincanı görərkən nə edirsiz?

9. Siz həyətin sonuna kimi gəlirsiz və su hovuzu görürsüz.  Nə boydadı hovuz?

10. Siz irəli getmək üçün mütləq bu hovuzu keçməlisiz. Hansı üsulla hovuzu keçərdiz?


Suallara verdiyiniz cavab sizin idealınızı və dəyərinizi müəyyən eliyir.


1. Yanınızda gedən adam - həyatınızdakı ən önəmli adamdır.

2. Fikrinizdəki heyvanın ölçüsü - əslində şüurlatınızda olan problemlərin ölçüsü kimidir. Nə qədər böyük ölçüdədirsə sizə yaşamaq o qədər çətindir.

3. heyvana verdiyiniz reaksiya - problemlərə verdiyiniz reaksiya kimidir( aqressiv, passiv , qaçmaq)

4. Evin ölçüsü nə qədər böyükdürsə bir o qədər də sizin həyatdan gözləntiləriniz böyükdür.

5. Əgər evin hasarı yoxdursa onda siz daxilən azad və fikri açıq adamsız. Əgər varsa o zaman siz şəxsi fikirlərinizi hamıdan qoruyursuz və hamının belə olmasını istəyirsiz. Başqa sözlə, heçkimin həyatına, fikirlərinə onun razılğı olmadan qarışmazsınız.

6 Əgər siz mətbəxdə  insan, yemək yaxud çiçək görməsəz, deməli siz özünüzü çox bədbəxt hesab edirsiz.

7. Fincanın materialı və möhkəmliyi sizin ailədə özünüzü necə inamlı və güvənli hiss etdiyinizi göstərir. Biristifadəlik plastik yaxud karton fincan? Şüşə? Yəqin siz ailənizin gələcəyinə görə çox narahatlıq keçirdirsiniz. Əgər fincan metal yaxud keramik- farfordandırsa onda siz tam rahatsınız.

8. Sizin hərəkətiniz 1ci sualda olan insana olan hərəkətiniz kimi qiymətləndirilir.

9. Hovuzun ölçüsü sizin seksual iştahanızından asılıdır.

10. Suyu keçmək üçün nə qədər çox “yaş” tədbir (üzmək, kamerlə üzmək) seçsəniz seks sizin həyatınızda bir o qədər çox önəmli rol oynayır.

Siz bu testi bir neçə gündən sonra yenə yoxluya bilərsiz,çünki bu test sizin xarakterinizini deyil, hal-hazırki psixoemosional vəziyyətinizi göstərir.

bu mu lan sizin erkekliğiniz? bi ses yarışmasına katıldı diye, yemekte salata yapmadı diye, yemek soğuk geldi diye, başka adamla göz göze geldi diye, kısa etek giydi diye, boşandınız diye, bebeğini istemedi diye, bazende sebepsizce öldürmek mi? biz de insanız, biz de yemek yiyoruz, bizde hasta oluyoruz, siz de hata yapıyorsunuz. sizi gözünüzde yücelten ve tüm bunları kendinizde yapma hakkı buldurtan nedir?
**

küçük yaştaki bir kıza tacevüz ediliyor, oo lanet olsun sizi gidi müslümanlar. Büyük bir kadına tecavüz ediliyor, oo böyle İslam olmaz olsun. Birisi vahşice öldürülüyor, ah işte örümcek kafalı yobazlar. ulan sizin cibiliyetinizi sikerim amına koduklarım. memlekette bir sürü alim var ulema var allame var hoca var, birini gidip araştırmazsınız, birini gidip dinlemezsiniz ama eşeltirilecek sosyal bir olay oldu mu İslam’ın üzerine eleştiri yağmuru yaparsınız. Amına koduğumunun orospusu gece clubta amı götü dağıtana kadar içer, tanımadığı bir adamla kaporta üstü sikiş yapar sonra geçer sanalın başına böyle müslümanlık mı olur? Siktir git yarak kafası.

Ben böyle ben böyle ben böyle yalnızlık görmedim

Kime dokunsam kalbini kurutuyorum sanki.
Sanki aniden bombaların patladığı reprenkli bir karnavala benzeyen romanın meczup kahramanı ölmüş gibi.
Sanki hep sevdiğini söyleyen insanlar tarafından yalnız bırakılıyorum.
İstisnasız, temiz, kemiksiz.
İskeletler gören Cıngıllı Nuri gibiyim.
Cıngıllı Nuri, rûhu iğne deliği kadar daralan ve birden alıp başını yokluğa karışan bir adam.
O da bir roman kahramanı.
Değil mi ki roman kahramanları ya ölür ya kaybolur.
Acaba ismim, bir roman kahramanına konur mu bir gün?
Kimseye dokunamayan bir kahraman belki.
Sonra yokluğa ve yalnızlığa karışsam.
İnsanlardan yana ümidim, yalnızlığım lehine kayıyor.
Sevgim acıyor kimi sevsem kim beni sevse diyor şair.
Ayrıca;
“Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yalnızlık bu yalnızlık bu yalnızlık benim ilişmeyin”
diyen adamla evlenilir demeyeceğim.
Mümkünse beni hiç bulmasın.
Rica ediyorum.
Artık insanlara dokunmak istemiyorum.

Ya bakın diş fırçasını buz dolabına koyan, kaybettiği eşyayı buz dolabında arayan adam gibi adamla ciddi düşünüyorum.

Bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. Yetimhanedekiler bu çocuğa Jane adını verirler ve büyütürler. Jane, bir gün okulda Jim adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar, ancak Jane hamiledir. Çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. Jane ise çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, Jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. Jane, Jim adını alır. Bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, "Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?". Jim geçmişe gider ve orada Jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. Bir gün Jane' in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. Daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. Bir gün dayak yiyen Jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: 'Bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?"

Babam bir şeyleri bana kızarak, yasaklar koyarak, gizlice takip ederek, kapı dinleyerek mantıklı tek bir açıklama yapmayarak kazandırmaya çalıştı. Ve ben de hepsini çiğnedim. Hatta daha fazlasını da yaptım. Ha ondan gizli yaptım ama yaptım. Yüreğimdeki buzları erittim. Benim çocuğum, özellikle de kızım böyle yetişmesin, bunları yaşamasın, bu berbat hissi tatmasın diye babama hiç benzemeyen bir adamla evleneceğim. Ki gerçi ben annem gibi bir anne olmayacağım için, sadece babanın dayatmaları da işe yaramayacak.

Şuan olduğu gibi kızım gecenin bir saati ‘Acaba az önce neye kızdı, yüzü düştü, sabah ne bekliyor acaba beni, ne diyecek, ne diyecek de kalbimi paramparça edecek yine’ diye düşünmeyecek. Çok da seviyorum seni baba.
Bu aralar #3

 - Kənan üçün it kimi darıxmaq davam edir. Görməyə də gedə bilmirik hələ. Çox adamla yığışıb harasa getmək, vaxtın hamıya uyğun olması deyə-deyə adam özü gəlib çıxacaq axırda. 

-  Adətən kədər insanları birləşdirir deyirlər amma çox təəssüf ki, bu bizimkilərə aid deyilmiş. Hər dəfə nə isə baş verəndə iyrənməli oluruq öz insanımızdan. Baş verən hadisə ilə bağlı nə isə yazmaq çox çətindir. İnsana onsuz da dəyər verilmir bu ölkədə, insan həyatının da çox ucuz olduğunu görmək dəhşət təsir edir. Yaşaya-yaşaya ölürük.

- Yazdığım və yarım qalan bir neçə instrumental var, hələ də tamamlaya bilmirəm onları. İşlətdiyim program tez-tez error verərək, get başqa şeyə vaxt ayır demək istəyir deyəsən. Niyə hələ də tam həvəsdən düşməmişəm özüm də bilmirəm. 

- Hər şeydə dəqiq olmaq lazımdır abi. Mən son bir neçə ildə başa düşmüşəm bunu. Hər şeydə, hisslərində, başqalarına münasibətdə, gördüyün işdə və s. Başqa cür mütləq ya özün əziyyət çəkirsən, ya da başqası. İkisi bir arada da ola bilər amma allah göstərməsin.