adam-sevy

Sanki bir pamuk tarlasına sarılıyordu adam. Kolları kaplıyordu kadının tüm vücudunu. Ama sımsıkı sarılamıyordu. Nedensiz, aptalca bir korkuydu bu. Fazla sıkarsam canı acır mı? korkusu…

+ Rahat mısın?

- Huzurluyum… (Biraz daha sıkı sarıldı kız. Biraz daha kavradı adamı.)

+ Biliyorsun, yakın bir süre sonra yine geleceksin.

- Olsun biraz daha depolayayım. Biraz daha…

+ (Küçük bir kızın saçlarını okşar gibi okşadı saçlarını, yüzündeki ince tebessümle.) Depola bakalım. Oralarda uslu dur e mi?

- Aklımda sen olacaksın hep.

+ Onu demiyorum. Havalar bu aralar bir güzel bir bozuk. Sen havalara aldanma. Dışarıya çıkarken mutlaka üstüne bir şey al. Hasta olma!

- Olmam…

+ Gitmen gerekiyor.

- Biraz daha…

+ Merak etme hep sonsuza. Sen ve ben hep sonsuza. Ve unutma sana sarıldıkça varım ben. (Yüzünü avuçlarına aldı.) Gülümse, asma suratını. (Kız yüzüne küçük bir tebessüm kondurdu. Adam öptü gülüşünden, gidişinden…)


– Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Biraz Daha)

Kimin yalnızlığından geldin bilmiyorum. Tek bildiğim benim göğüs kafesimde yer ettiğin. O çok sevdiğim çayı bile senin yanında aramaz oldum. Gözlerini içmek daha iyi geliyor bana. Kim bilebilirdi ki küçük bir eli öpe öpe doymayacağımı. Dokunduğu anda içimi güzel bir sıcaklık kaplayacağını… Kalp atışlarını duymayı hiçbir tınıya değişmeyeceğimi… Bilinmiyor böyle şeyler başa gelmeden. Yokken bir şey, hakkında konuşmak kolay. Hissetmediğinde ya da hissedemediğinde aşk yok demek kolay. Dokunduğun an ise onsuzluk fazlasıyla cehennem. Diyorum ya bilmiyorum kimin yalnızlığından bana düştün. Ama iyi ki düştün… Çünkü biliyorum, tüm gerçekler yere daha yakın. Hayaller güzeldir güzel olmasına da hissetmenin tarifini kimse yapamaz. Kanlı canlı karşındadır, her şeyini biliyorsundur ama bir türlü tarif edemezsin. İnançsız bir insan bile şükreder aşkın karşısında. Şimdi bunları geçelim. Tut biraz daha ellerimden. Bu yollar bizim sevgili, bu gök bizim!

– Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Şükür)

- Ben biraz çocuğum…

+ Olsun severim ki seni.

- Ama her şeyi ister yüreğim. Seni ise umursamaz.

+ Olsun severim ki seni.

- Onu anladık canımın içi ama çekilmezimdir.

+ Bir kere sevdim ama…

- Sevmekle oluyor mu her şey?

+ Her kötülük sevisizlikten olmuyor mu?

- Haklısın…

+ O zaman sus artık. Sarıl biraz daha…

- Sarılmak neden bu kadar önemli ki senin için?

+ Sarılmak demek kelimelerin anlamını kaybetmesi demek. Aşkın kokusunu kaynağından ciğerlerine çekmek demek. Seviyorum yerine öpmek demek. Kısacası Ademleşmek demek, Havva olmak demek.

- Ama bu dediklerin çok ağır. Ben bununla baş edemezsem nolacak?

+ Sen sadece sev! Sevmek her şeyin çözümüdür.

- Samanlık seyran olur diyorsun?

+ Hayır. Sana samanlığı saray yaparım diyorum. Önce sen diyorum. Önce huzurun diyorum. Neyse… Sen sarıl. Sarıldıkça anlarsın…

- Ya anlamazsam?

+ Merak etme sen. Her kelebek kozasından elbet çıkar bir gün. Yaradılışın kanunu bu. Yoksa sen de ben de helak oluruz…

- Gel… Dediğin gibi sarılmak lazım. Kelimelerin hükmü kalmadı artık…

– Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Koza)