Silivri

anonymous asked:

Okumayan insandan ne çıkar? Biliyorum her şey okumak değil falan bu mevzuları biliyorum da yahu ne bileyim, tonla insan gelmiş oku oku deyip duruyor. Yaşayıp öleceğiz işte öyle zaman geçiriyoruz burada, nedendir bu denli verilen değer?

Tamam şöyle cevap vereyim…

Yıllar yılı okudu yılllllllaaaaaaaaaarr yılı ama. 4 yıl lise 6 yıl çocuk gelişim 4 yıl engellilere özel eğitim verebilmek için. Sonra bi rehabilitasyon merkezinde hastalara işkence etti. Bu haberi duydun mu ? 

Öğretmeninin tecavüzüe uğrayan liseli genç kız haberlerini ? 

Yada Mahalle imamının yasak lişki yaşadığı genç kızLAR haberlerini duydun mu okudun mu?

Bunları siktir edelim hadi. hepsi yalan diyelim. Kulaktan doğma haberler diyelim.

Kendi yaşadığım mahallede sınıfta kalan liseli kızlarla yatıp notlarını yükselten müdür yardımcısını lise son sınıf öğrencileri linç etti. 

Ağrıya ve Van’da ki köy okullarına gönderdiğimiz yardım paralarını, kitaplar, kıyafet ve eşyaları çalındı göstererek karaborsaya satan kargo firmasının sahibine bi daha ulaşamadık. 

Silivri de oturduğum dönemde bi polis memurunun oğlunu ve karısını gecenin bi körü döve döve öldürdüğünü kendi gözlerimle izledim. yaşım daha 7 bile değildi. 


Diyorum ki okumasaydık, acaba bu kadar medeni olmasaydık. Daha mı kötüye giderdik. Daha mı kötü olurdu halimiz…

Merak ediyorum sadece, bu güvenilir maskeleri okullardan çıktığımız mezun olduğumuz için bize layık görmeselerdi daha mı kötü olurdu herşey. Bi öğretmen yada bi tekel bayii sahibi arasında öğretmene mi güvenirdik yine. Merak ediyorum sadece. 

İnsan olmanın okulla okumuş olmakla hiç bi yerden bi yakınlığı yok. 

Sen alır bi kitap okursun. Kitap bi katilin yaptıkları ve yaşadıklarıyla ilgilidir mesela, kalkıp katili örnek alırsan bu kitabın suçu mudur?

Ölüm orucu.

Bunu yazmayayım diyordum ama dayanamayacağım. Ve çok sert eleştirecegim. Vurucu olsun:

Ölüm orucu tutmak, açlık grevi yapmak politik bir tutum, direnme yöntemi, işini geri alma çabası değildir. Ölüm orucu tutmak kaçkınlıktır. O mücadele ettiğiniz sandığınız sisteme teslim oluştur. Kendini heba etmektir. Çöpe atmaktır. Anlı şanlı direnişçi olmayacaksınız. Evet bu kadar sert yazıyorum. Çöp olacaksınız.

Ölüm orucunu alkışlayanlar da aynı şekilde. Bir insanın ölümüne alkış mı tutulur? Omuz mu verilir? Madem bu kadar arkalarındasınız ve doğru buluyorsunuz, hadi başlayın açlık grevine. Tutun ölüm orucu onlar gibi. Onlar gibi anlı şanlı direnin. Yok mu cesaretiniz?

Hadi film çeken Barış Bıçakçı zibidisi bıraksın elindeki birayı, çıksın Beyoğlu'ndan tutsun onlar gibi açlık grevi. Bıraksın imza günlerini koşsun gelsin. Hadi Türkiye'yi çağırın kaç kişi sizinle bir açlık grevi yapacak. Ölüm orucu tutacak?

Evet Nuriye, Semih gibilerden ve onların başlattıkları sizin de abur cubur yerken destek verdiğiniz eylemlerinden bahsediyorum. Nuriye ve Semih Cepheliler. Cephenin siyasi kampanyası. Açlık grevi, ölüm orucu, öncü savaş… Yıllardır bunu yaptılar. Yüzlerce kadrolarını ölüme gönderdiler. 2000'lerin başında hapishanelerde onlarca kişi can verdi. Kim hatırlıyor bunları? Yürüyüş dergisi okumayanlar, Türkiye'de birkaç mahalleye sıkışmış üyeleri ve buradaki sempatizanlarından başka kim biliyor. Onu geçtim kapatsınlar googleyi, aniden sorun yüzyüzeyken kaçının ismini biliyorlar? Söyleyemezler size. Emekçilerin, üreticilerin umrumda mı açlık grevleri sizce?

Demem şu ki, bütün koşullar tükenir o zaman bu eylemi yaparsın. Ama bakın, bu işin davası var, OHAL komisyonu var, Anayasa Mahkemesi var, uluslararası hukuk var. Geçen gün AİHM reddetti KHK ile atılan bir öğretmenin davasını. Sebebi de iç hukuk yollarının tükenmemesi. Hiçbir yol tükenmeden ölüme koşarsanız bunun adı kusura bakmayın kaçıştır. Bir siyasi eylem biçimi olarak ölüme gitme kararı verenler de onlar ölüme koşanken alkışlayanlar da suçludurlar. Seviyorsanız onları söyleyin eylemlerini durdursunlar.

Bakın bu ülkede Ergenekon oldu, Balyoz oldu. Bu kumpaslarla ülkenin aydınlarını, askerlerini içeri tıktılar. Onlardan hangisi açlık grevi yaptı. Ona destek verenlerin hangisi açlık grevini destekledi. Ama onlar içeride direndiler. Dışarıda da insanlar direndi. Hatırlayın Silivri önlerindeki o muazzam kalabalıkları. Biber gazı altında binlerce hatta on binlerce insan o duvarlara dayandı. Haklılardı. Ve direnip kazandılar. O kumpaslar bir bir çöktü. O kumpasa direnenler 15 Temmuz günü darbeyi bastırdı. O kumpasçılara destek olanların kıçını da onlar kurtardı. Çünkü dertleri kişisel degildi. İş, mevki, para, pul, kişisel çıkar peşinde koşmadılar. Öncelikleri hep ülkeleri oldu. Ama şimdi kendi dertleri, işleri için insanlar açlık grevi yapıyor. Siz de bunları destekliyorsunuz. Hiç mi utanmanız yok?

Film çekiyorlar. Direnişçiler için bütün kitapları okumaları gerekiyormuş. Beylik lafa bak. O akademisyenlerin hangi kitabı var? Hangi kitabını okudunuz. Açlık grevi yapmak yerine niye yazmayı tercih etmiyorlar? Destek verenler onlar işsiz olduğu sürece onlara bakamayacak mı? Ekmeğini, aşını, maaşını, emeğini paylaşamayacak mı? O destek veren yayınevleri kitaplarını basıp maaş veremeyecekler mi? Yayınevleri iş veremeyecek mi?

İsteseler her şey olur. Ama beylik destek mesajları vermekle yetiniyorlar. Mesele şu. Eylem doğru bir eylem değil. Bu eylemle direnemezsiniz. Kimseyi ikna edemezsiniz. Arkanıza kalabalıklar toplayamazsınız. Destekçi bulamazsınız. 3 bin akademisyen var KHK ile görevinden atılan. Hadi buyrun onlarla bir açlık grevine başlasınlar. Hadi buyrun bütün örgütlerine açlık grevi, ölüm orucu talimatı versinler. Hadi buyrun arkasına binleri, on binleri alıp o zindanları titretsinler.

Hakkınızı arayacaksanız doğru eylem yapacaksınız. Devrimciyseniz solcu iseniz insanları yaşatacaksınız. Kitleleri birleştireceksiniz. Ölüme destek vermek devrimcilik değil. Solculuk değil. Demokratlık değil. Özgürlük değil. Acizlik ve kaçış.

Hadi alkışlayın ölümü böyle devam. Onlar -umarım olmaz- hayatlarını kaybederse 2 gün ağlar üçüncü gün eğlenceli gönderilerinize devam edersiniz. Ama bu zihniyet mahkum edilmeli. Sert eleştiri için kimse kusura bakmasın. Ama böyle kendinize gelirsiniz belki.

15 Temmuz girişimi Büyük Ortadoğu Projesi'yle bağlantılıdır

Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım

Büyük Ortadoğu Projesi’nde (BOP) yeni bir aşamaya gelindi. Trump’un Suudi Arabistan ziyareti ile yeni bir dönem başlamış oldu.
BOP’un hedefine ulaşması için bugüne kadar bölgeler arasındaki farklılıklar kaşınarak bir çatışma sebebi haline getirildi.
Etnik ve mezhep kökenli ayrılıklar üzerinden senaryolar yazıldı ve sahnelendi. Bu konuda epeyce de mesafe kat ettiler. BOP eşbaşkanlığı ile İnsanlar kendi içinde çatıştırıldı. Bu manada bölge ciddi anlamda kan ve güç kaybettiler. Bölge harabeye döndü. Tarihte eşine zor rastlanacak bir nüfus göçüne şahit olduk.

Hafta sonu Güneydoğu Anadolu bölgesindeydim. Özellikle sınır illerindeki demografik yapı ciddi anlamda değişim ve dönüşüm içinde. Nüfusun yapısı, yaşam tarzındaki değişiklik hemen dikkat çekiyor.

Suriye’nin kuzeyindeki Arap nüfusun kuzeye Türkiye’ye göçü, adeta bir puzzle'ın parçalarını andırıyor. Parçalar tek tek yerleştikçe büyük resim her geçen gün daha bariz olarak görülüyor.

Şimdilerde patlayan Katar krizi de planlı parçalardan bir tanesi. Son gelişmeler, Trump'ın Suudi Arabistan ziyareti ile start aldı. ABD’nin yeni konsepti, Trump ile yeni bir şekil almıştır artık sırada devletlerin çatıştırılması vardır. Öteden beri ayak sesleri duyulan Sünni-Şii savaşı artık devletler seviyesinde tezgâhlanmaktadır.

Gelelim ülkemizin durumuna.
ABD’nin ilk körfez harekâtında (1990)  Her ne kadar savaş Irak’ta yapılsa da esas hedefin Türkiye olduğunu ifade etmişlerdi.
Başta Katar olmak üzere körfez ülkeleri ile üst düzeyde ilişkileri olan ülkemizin etrafındaki çember daha da daralıyor.
Katar üzerinden Sünni devletlere, Şiilere karşı durun mesajı verilerek, Şii-Sünni devletler çatışmasına bir adım daha yaklaşılıyor.

Ülkemizin haline bakar mısınız?
Ülkemizde ciddi operasyonal çatışmalar var.
Terör örgütleri ile mücadele yılan hikâyesine dönmüş durumda.
Ergenekon kumpası ile oluşan kaotik ortam.
Ardından yaşanan darbe girişimi.
Yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik krize daha nereye kadar dayanılacak?
Çizilen BOP haritaları adım adım gerçekleşirken, Bizim Şaşap Millet calladını şakşaklamakta..

“…Bu sessizlik bir gün bozulacak ve o gün neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Çünkü, ülkesi işgale uğrayanların sessizliği kanlı katliamlarla bozulur.
Bop’da hop yoktur.
Bilinmelidir ki Amerika ve İsrail hesabına çalışmış kişilerin sonu hiçliktir, kendilerine büyük bir sadakatle, 30 yıl hizmet eden Şah Rıza Pehlevi, Hüsnü Mübarek gibi niceleri, miatlarını doldurduklarında deliğe süpürülmüştür…
BOP yeni bir proje değildir. Amerika’nın itibarlı adamlarından, E. Clark bir yazısında ‘Altı yüzyıllık bir yakın tarih bize öğretmiştir ki, Türkleri değiştirmek konusunda nefes tüketmenin bir yararı yoktur. Türklerin egemenliğine Anadolu’da son vermekten başka bir çare kalmamıştır. Onu değiştirmek söz konusu değildir. Tek umut Anadolu’da Türk egemenliğine son vermektir.” Her konuda BOP düzenine koltuk değnekliği yapmış siyasi liderler de bugün BOP eşbaşkanlığının vatana ihanet ettiğini’ alenen söyleyebiliyorlar.

(Ali Özoğlu -Şifre Çözüldü)
Görsel; 1 Nolu L Tipi Cezaevi B 3 üst Tecrit Hücresi
SİLİVRİ 11.12.2011

”…Bu sessizlik bir gün bozulacak ve o gün neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Çünkü, ülkesi işgale uğrayanların sessizliği kanlı katliamlarla bozulur. “ dediğinde yıl 2011'di. 2017'deyiz. emperyalizmin son provada ama utanan yok.

öyle yıkma kendini
öyle mahsun, öyle garip…
nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, fesatçının, hayının..
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni !
AHMED ARİF

arkadaşımın bir anlık gazına gelip kefken'e geldim, tüm paramı tükettim ve karşılığında silivri'den daha kötü bir yer gördüm. bu da yetmiyormuş gibi bir de izmit'e dönebilecekken çadır kiraladık, ve neden yaptığımızı üçümüz de bir mantığa oturyamıyoruz

Öyle bir gafletteyiz ki öyle bir hale getirdiki siyaset sonumuzun ucu bucağı belli değil. Bir gün çıkıyorlar Türklük kaldırılsın , bir gün çıkıyorlar andımız okunmasın, bir gün çıkıyorlar sen CHP sen AKP, bir gün çıkıyorlar Atatürkçü subaylar Silivri cezaevine 2007 , yerlerine Fetocu memur ve subaylar, bir gün çıkıyorlar Pensilvanya hicaefendi gel bitsin bu hasret diye, bir gün çıkıyorlar fetoculari darbe yaptı evet diyin diye, bir gün çıkıyorlar Avrupa huzur bulsun Suriyeliler Türk vatanında huzuru kaçırarak dursun, anlaşmalar imzalansın avrupayla. Bir gün çıkıyorlar Barzaniyle el ele Kürdistan bayrağı dalgalandirilsin Türk şehit gençlerine yar olmayan Türk goklerinde. Kimse konuşmasın. Sussun. Ta ki Türk yurdu Türk vatanı Türk'ün elinden gidip, yabancı milletlerin Afgan, Kürt, Suriyelilerin yerleşkesi olana kadar. Ne acı bir tablo, Yaradanımız köleleştirilmek, ve Türk hakimiyetli anayasamizi yoketmek çalışan , yabancı etnik milletleri anayasaya ortak etmek için açılımlar yapan şer ve eli Türk askerinin kanı ile dolu siyaseti anlayacak şuuru Türk milletimize nasip et . Amin