Jean Gabin

Bacak kadar bir çocukken
adam gibi görünmek için çok yüksek sesle konuşurdum
ve derdim ki, biliyorum, biliyorum, biliyorum, biliyorum…

Başlangıçtı, ilkbahardı,
fakat ne zaman 18 yaşıma geldim
biliyorum dedim, bu defa biliyorum…

Ve bugün dönüp baktığımda
bolca mekik dokuduğum dünyaya bakıyorum
ve hâlâ nasıl döndüğünü bilmiyorum…

25 yaşıma doğru her şeyi biliyordum,
aşkı, gülleri, hayatı, parayı,
ah evet aşk! her şeyi öğrenmiştim…

Ve ne mutlu ki, arkadaşlarım gibi
elimde avucumdaki her şeyi bitirmemiştim,
hayatımın ortasında (yarısında), yeniden öğrendim,
öğrendiklerim, üç dört kelime tutar:
sizi birinin sevdiği gün, hava çok güzel (harika) olur,
daha iyi söyleyemem, hava çok güzel (harika) olur…

Hayatta beni hâlâ şaşırtan bir şey,
ben ki hayatımın sonbaharındayım,
birçok hüzünlü gece unutulur,
şefkatli bir sabah ise asla…

Tüm gençliğim boyunca, biliyorum demek istedim,
ne var ki ne kadar çok aradıysam o kadar az biliyordum,
saat 60’a geldi,
bense hâlâ penceremdeyim, bakıyorum ve sorguluyorum,
şimdi biliyorum, hiçbir zaman bilinmediğini biliyorum;
hayat, aşk, para, arkadaşlar ve güller…

Hiçbir şeyin gürültüsünü ve rengini bilemezsin,
tüm bildiğim bu!
Ama bunu, biliyorum…

_Jean Gabin, Şimdi Biliyorum
_Çeviri: Elif Edes Tapan
_Görsel: Louise Camille Fenne