Garry Kasparov

The point of modern propaganda isn’t only to misinform or push an agenda. It is to exhaust your critical thinking, to annihilate truth. Modern dictatorships have become far more sophisticated still in how to achieve their ends. They learned that by constant bombardment, your senses become overwhelmed. You start to doubt, to shrug your shoulders, to tune out, and that makes you vulnerable. Instead of pushing one lie, one fake, they can push a dozen, or a hundred, and that’s pretty good odds against one lonely truth. They win when you say: ‘Who can be sure what really happened?'
—  Garry Kasparov
Mr. Kasparov grasps that the real threat is not merely that a large number of Americans have become accustomed to rejecting factual information, or even that they have become habituated to believing hoaxes. The real danger is that, inundated with “alternative facts,” many voters will simply shrug, asking, “What is truth?” — and not wait for an answer.
—  ~Charlie Sykes, “Why No One Cares the President is Lying” (New York Times)
Regardless of the origins, there is no doubt that chess is an enduring symbol of intellectual prowess and strategic thinking, as well as an overly popular metaphor for everything from politics to war to every kind of sport and even to romantic entanglements. Perhaps chess players should receive a commission every time a football coach is said to be “playing a chess game out there” or when routine political maneuvering is called “three-dimensional chess.”
—  Garry Kasparov, Deep Thinking: Where Machine Intelligence Ends and Human Creativity Begins
9
  • 17 year old Bobby Fischer playing against world champion Mikhail Tal in 1960.
  • Kasparov vs Deep Blue (IBM’s computer)
  • Tal in 1988
  • the swimming pool before the match in Reykjavik in 1972. Fischer and Evans playing chess in
  • Albin Planinc vs. Tigran Petrosian at the 1973 IBM international chess tournament.
  • The teachers Rossetto vs Najdorf disputing a chess tournament in Nogaro Hotel in 1969
  • Kasparov vs. Karpov
  • Bobby Fischer
  • Gary Kasparov vs Viswanathan Anand

dipnot: Bobby Fischer; satrançta açılışta (maç öncesi planlanıp) ezbere oynanan 20-30 hamleden artık bezdiğini söyleyip “fischerrandom chess” oyununu ortaya atıp zekana güveniyorsan –yerse– bunda gelirsin demiştir..184 olan IQ düzeyini düşünürsek cengaverliğini sergilemesi doğaldır..

  • fischer zamanının büyük bir çoğunluğunu hapishanelere giderek ve mahkumlarla satranc oynayarak geçirmiştir. bunun nedenini soranlara şu cevabı verir:  

          “dünya üzerinde düşünmek için en çok vakti olan insanlarla                          oynuyorum… eğer ustaysam, bunu onlar sayesinde edindim..”

  • “dünyanın en iyi kadın satranç oyuncusunu getirin, bir at eksik oynarım. ” sözünde ise aslen egoist değil karşısındaki hatunun beyaz atlı prensi olma içgüdüsü yatmaktadır..yada yatmamakta da olabilir sana kalmış..
  • Karpov’ la oynayacağı dünya şampiyonluğu ünvan maçına çıkmamış olmasından ötürü, maç yapmadan ünvanını kaybeden tek dünya şampiyonu olarak tarihe geçmiştir. maça çıkmamasının nedeni ise kesinlikle; karpov'dan çekinmesi değildir. o gün de bugün de, karpov'u rahatlıkla safdışı bırakabileceği bilinmekedir. istekleri yerine getirilmediği için maça çıkmamış ve satranç kariyerini sonlandırmıştır. 

    dünya şampiyonluğu ünvan maçına çıkmamasının ardından, satrancı bırakmakla kalmamış, inzivaya çekilmiş ve hayata küsmüştür. bu durumu, psikiyatride fischer sendromu olarak geçen bir rahatsızlığa da adını vermiştir. ayrıca kimilerine göre dünyanın en yetenekli satranç şampiyonudur. yaşam hikayesi ise tam anlamıyla romandır. anarşist, agresif kanun kaçağıdır..ve amerikadaki 11 Eylül olaylarının (ikiz kuleler) en mutlu günü olduğunu söyleyip amerikadan nefret ettiğini bir kez daha hüpletmiştir..
  • satranç tahtasındaki karelerin sayısı olan 64 yaşında ölmüştür..yani ölümü dahi 20 hamle ileriyi görmüş demektir..

dipdipnot: Gary Kasparov; benim için gelmiş geçmiş en kamaşullah satranç oyuncusudur..NBA de Jordan neyse o da satrançta odur..satrancın romantizmini kanıtlamak için bilgisayara karşı duellosu gençliğimizin en mühim olaylarındandı..zanane yani en azından benim için öyle..zannımca bobby fischer gibi babasız büyümüş olması dikkat çekici..ve tabiki o meşhur sicilya savunmasıyla (najdorf ve dragon varyantı) 52 maç(8 yıl) ardarda kazanışı bizide etkileyerek her turnuva sicilya açılışı yapardık..biz tabi kasparov olmadığımız için uygulayamazdık, yenilirdik ama gönlümüz ferah olurdu aslanım..reise öyle bağlıydık..

dipdipdipnot: Mihail Tal; piskopat derecesinde koatik oyunlarıyla ve o oyunun en anlaşılmaz noktasında taş fedalarıyla adamı çaresiz bırakırdı..bu adam babam gibi oynar..dikkat edin babam bu adam gibi oynamaz..Tal babam gibi oynar..evet babam çok agresif oynardı..

  • “önce fedayı yap, sonra düşünürsün”
  • “iki tür feda vardır: doğru olanlar ve benimkiler”

gibi kelamlara sahiptir..Tal'ı sev.. sevme değil ama asla onun gibi oynamaya çalışma..sadece taşını feda edersin rakipte kitler seni..hakeza sen Mihail Tal değilsin..

dipdipdipdipnot: Tigran Petrosian; lakabı demir ve savunma oyunuyla ünlüdür..istediği oyunu berabere bitirebilir diye bi rivayet dolanır ve bu adamı sevmemin sebebi..anacıkımdır..bizim Sema(annem) hatun da tam bu adamın stilinde oynar..tey mazi günleri..bu arada Petrosian gibi annemin de en sevdiği taş kaledir..

  • “eğer fedayı yapan Tal ise, kabul edip sakince devam edin. fedayı yapan Petorsian ise hemen oyunu terk edin..” kısaca Sema hatunun taşını alabiliyorsan orda sıkıntı var alma o taşı..neden mi çünkü ayıbolur..ana sonuçta..

ensonkidipnot: Viswanathan Anand: bu adam hindistanın bağrından yetişmiş gandhi den sonra en mühim adamdır bence..mütevaziliği kafidir benim için..ve sezgisel oyunu, taşların bir armoniyle hareket ettiren, günümüz satrançcılarından farklı olarak hesap makinesiymiş gibi çalışmayan beyniyle yükselmiştir..yıldırım satrancının dehasıdır..bunuda Anand'ın belirttiğine göre hindistanda gittiği satranç kulübünde bir tane yıldırım saati vardır ve onu kaptırmamak için acayip hızli oynamış, kendini geliştirmiştir. Aldığı milyon dolarları ise bağışladığı bilinmektedir..gösterişi sevmezliğine kurban olunasıdır..

ana tema şudur: Magnus Carlsen yalandır dolandır..kaç gündür bu çocuğa ifrit oluyorum bu post buna mutabık yazılmıştır..konu bence olduğu için tartışmaya kapalıdır..

                                                 - - -

sonradan gelen edit piaf: senin en sevdiğin taş nedir diye soran oldu..tabiki “at”..en iyi oyuncular hep atı sever..neden mi her an “unicorn"a dönüşebilir de ondan ötürü..