Fuji-XE-1

Gittim ve Gördüm: Eagles Coffee

Ankara uzun bir duraklama döneminden sonra yaza doğru nihayet tekrar canlanıyor gibi, ilk belirtilerinden biri de Eagles Coffee’nin açılışı oldu. Hadi başlayalım.

Öncelikle yol tarifi, her zamanki gibi.

Özel arabasıyla gidecek olanlar için yeri Çayyolu-Dorapark’ta. Dorapark Villalarının giriş kısmı oluyor sanırım. Eğer bir şekilde toplu taşıma kullanacaksanız şöyle bir rota çizebilirsiniz: Çayyolu metrosuna binip, son durak olan Koru’da inebilir, oradaki metro ring servisleriyle (592 numara oluyor) neredeyse tam önünde inebilirsiniz. Elizinn Pastanesinin hemen yanında. Aslında direkt göstereyim, yerimiz bu:

Hemen ilk baştaki siyahlı yapı. 3 katlı, en üst katı da teras (aslında harika bir teras. Buraya zaten döneceğiz.). Mat siyah harika bir şey değil mi ya? Bence öyle.

Şimdi içeriye girebiliriz. 

Eagles’ın iç dizaynı ve renkleri o kadar güzel ki usta ellerden çıktığı anında belli oluyor (Sonradan biraz araştırdım. Tasarımı Studio Garage Mimarlık tarafından yapılmış. Kendi sayfalarında yapım aşamaları da mevcut.). Biraz interior takıntım olduğu için her şeye dikkatli dikkatli baktım, etrafta bir sürü fotoğraf çektim (offf! Kötü huy kötü huy…). Mesela hemen girişi, dışarıdan karanlık gözüküyor ama içerisi çok ferah.

Şu tepsilerin olmadığı bir fotoğraf da vardı ama ben bunu daha çok sevdim (5:4 oranı!). Arkadaki Eagles Kartalı muhtemelen asılmayı bekliyor. Ve buranın amblemine bildiğiniz aşık oldum, o kartal desenini peçetelere kadar işlemişler ve aşırı orijinal duruyor. Burayla alakalı en sevdiğim şey kesinlikle amblemi. Evet evet.

Bar bölümü. Muhtemelen burayla hiçbir işimiz olmayacak ama görmekten zarar mı gelirmiş? Alttaki mandalina ağacını ayrıca sevdim. Tomato’da da bir tane ufacık limon ağacı vardı, ben böyle şeyleri çok seviyorum ya.

Şu merdivenlerden karşıya bakınca:

(Your daily dose for minimalism.)

Hadi biraz hızlanıp yukarıya çıkalım, daha asıl kısma hiç girmedik bile.

Aslında buraya kalabalık olmadığı bir günde gelmek kadar mutluluk verici bir şey yoktu sanırım. Ve inanılmaz misafirperver davrandıkları gerçeği var. Ancak bu kadar ilgili olunabilir, ki ben bu durumu çok zarif buluyorum. Bir yer üzerinde ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, özellikle garsonların müşteriye tavrı kötüyse atılıp gitmeli benim gözümde. Kendi adıma böyle bir tavrı koyup bir daha hiç gitmediğim yerler var, insanların gitmeye devam etmesini de anlamam hiçbir zaman. Biraz Türk işi düşünüyorum sanırım: Ne bileyim ucuzluk ya da lüks filan değil, tatlı bir misafirperverlik istiyorum eheh.

Şurada oturup bir nefeslenebiliriz bence, yine sizi çok yoruyorum. Oturup etrafı gözetleyelim biraz.

Şimdi benim bir teorim var (ki normalde olanlardan daha gerçeküstü sayılmaz :), bir yerin kahvesinin iyi olup olmadığını latte’sinden anlayabileceğimizi iddia ediyorum. (Bu arada çaktırmadan şu peçeteye de bakın. :)

Bu teoride de son derece ciddiyim. Çünkü neden, öteki pek çok kahve de aslında espresso ve sütün çeşitli şekillerde birleşmesinden oluşuyorken latte size en temel düzeyde bir bilgi sağlar. Ben genelde (yani alabildiğim durumlarda) latte’yi ekstra sıcak isterim, etrafta fotoğraf için fazla dolandığım zaman içemeden kalkmak kadar sinir olduğum bir şey yok çünkü. Açık konuşmak gerekirse buranın latte’si güzel, ama içtiğim en güzel latte kesinlikle değil. Latte ile beraber gelen ikramlık kurabiyeleri de biz sevdik.

Şimdi tekrar kalkalım, biraz etrafı görelim. Bu devasa yazının en başındaki fotoğraf aslında 2. kattan bir köşenin. Biraz daha bakalım hadi.

Sonra şurayı tekrar göstermek istiyorum, bence tolerans hakkım olmalı:

Üst kata çıkarken merdivenlerden tam aşağıya bakınca şöyle bir manzara görüyorsunuz:

+9 basılmış fotoğrafçı skilleriyle çekebildiğim en tatlı fotoğraf ise bence şu oldu: (Bence bu işi mmorpg oyun olarak görmekten vazgeçmeliyim :()

Şimdi terasa çıkıp rahat bir nefes alabiliriz, ki bu da yazının sonuna doğru yaklaştığımızı ama hala biraz daha vaktimizin olduğunu gösteriyor.

Bu arada fiyatlar hakkında hiçbir şey söylemediğimi fark ettim şimdiye kadar. Onu yazayım, ilgilisi kaçırmasın.

Menüsü hala tam olarak hazır olmadığı için içerik konusunda bilgi vermesem daha iyi, ama fiyatları pek çok yere göre pahalı. Madem latte’yi kahve güzelliği bakımından baz aldık, aynısını fiyat olarak da yapalım: Çayyolu standardında bile latte 7-8 lira civarında değişirken burada 10 lira. Geriye kalan kahveler de yine 10-12 lira civarında. Genelde mekanlardaki alkol durumu sorulur bana, burada alkol yok. 

İşte böyle. Bitti. Bitmeye çalıştı (eheh). 

İletişim bilgilerine geçmeden önce bir de “ayrıntının ayrıntısı” fotoğrafı koymak istiyorum.

Umarım fotoğrafları beğenmişsinizdir, şurası olmamış burası çok güzel olmuş dediğiniz yerler varsa lütfen yorum yapmayı unutmayın. Tavsiye edeceğiniz başka yerler varsa da mesaj ve mail kutum her zaman açık. Meraklısı için: Bu yazıdaki bütün fotoğraflar Fujifilm XE-1 ve kıymetli 35mm lensi ile çekildi. El mankenlerim de (hihihi) sırasıyla sevgili thepigraf ve zeyl oldu, bloglarına bir göz atmadan gitmeyin.

Klasik olarak bir de “#ihavethisthingwithfloors” fotoğrafı koyayım. Bunu telefonumla çekmiştim ama.

Görüşmek üzere,

Sevgiyle kalın!

Adres: 

Çayyolu Dorapark 06810 

İnternet adresi için TIK.

BRICK BEAST by Bob Travaglione
Via Flickr:
BRICK BEAST ~ St. Joseph, Missouri ~ Copyright ©2013 Bob Travaglione ~ ALL RIGHTS RESERVED ~ <a href=“http://www.FoToEdge.com” rel=“nofollow”>www.FoToEdge.com</a>