David-Markson

Once, Turner had himself lashed to the mast of a ship for several hours, during a furious storm, so that he could later paint the storm. Obviously, it was not the storm itself that Turner intended to paint. What he intended to paint was a representation of the storm. One’s language is frequently imprecise in that manner, I have discovered.
—  David Markson, Wittgenstein’s Mistress.

The curator’s job—to recall, choose, arrange: to impose order and so communicate meaning—is marvelously synechdochic of the life of the solipsist, of the survival strategies apposite one’s existence as monad in a world of diffracted fact.

Except a big question is: whence facts, if the world is “empty”?

—  David Foster Wallace on David Markson's Wittgenstein’s Mistress
Poor James Joyce, who was somebody else who crawled under furniture when it thundered. Poor Beethoven, who never learned to do simple child’s multiplication. Poor Sappho, who leaped from a high cliff, into the Aegean. Poor John Rushkin, who had all those other silly troubles to begin with, of course, but who finally also saw snakes.
—  David Markson, Wittgenstein’s Mistress
Witgenstein’ın Metresi

2014'ün en iyi romanlarından biriydi Witgenstein’ın Metresi. Bir o kadar da zor bir metin. Pat diye başlıyor! Tokat gibi iniyor her bir cümlesi… Daha ne olduğunu anlayamadan sayfaları geride bırakıyorsunuz. Bir süre sonra fark ediyorsunuz, zihninizin içinden birisi sizinle konuşuyor. O zaman bırakıyorsunuz kendinizi duyduğunuz sese. Ve pat diye bitiyor her şey! Afallıyorsunuz… Anlatıcı dışında hiçbir insanın olmadığı ancak binlerce kahramanın olduğu ve anlatılanın insanlık tarihi olduğu bir roman bu. David Markson bir kadın anlatıcının kendi kendisiyle konuşması, düşünmesi, sayıklamasını kullanıyor bu insanlık tarihini anlatırken. Sanat tarihinin, felsefenin ve felsefe tarihinin neredeyse bütün adlarının bütün figürlerinin karşımıza çıktığı; özetle insanlık tarihinin hallaç gibi silkelendiği bir roman. Hatta insan roman dediğinde bile tedirgin oluyor kitaptan söz ederken. Şaka değil. Kitap bittikten sonra Ann Beattie’nin “bunu okuyan kişi dünyayı eskisi gibi göremez artık” sözünün ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz.

[Witgenstein’ın Metresi / David Markson / Çev.: Pelin Angı, Suut Kemal Angı / Jaguar Kitap / Roman]

Once, Turner had himself lashed to the mast of a ship for several hours, during a furious storm, so that he could later paint the storm.

Obviously, it was not the storm itself that Turner intended to paint. What he intended to paint was a representation of the storm.

One’s language is frequently imprecise in that manner, I have discovered.
—  David Markson, Wittgenstein’s Mistress