2

Sekiz saat sonra Paris’teki arkadaşımı arayacağım ve yemeğe gelemeyeceğimi söyleyeceğim.
Pekala.
— Haydi aç.
Ne?
Telefonu aç.
Uh, merhaba.
Bugün yemeğe yetişemeyeceğim sanırım, trende bir çocukla tanıştım ve Viyana’da onunla beraber indim.
Delirdin mi?
Galiba.
Neden indin?
Beni ikna etti, doğrusu bir süre onunla konuştuktan sonra ben de trenden inmeye hazırdım. Çok tatlıydı, dayanamadım. Yemek vagonunda çocukken büyük annesinin hayaletini gördüğünden bahsetmeye başladı. Sanırım işte o anda ona aşık oldum. Sadece güzel düşleri olan bu çocuk fikri, beni kapanına düşürdü. Çok da sevimli, güzel mavi gözleri var, sevimli pembe dudakları. ve ben başka bir yere bakarken gözlerini üzerimde hissetmek hoşuma gidiyor.

2

“I believe if there’s any kind of God it wouldn’t be in any of us, not you or me but just this little space in between. If there’s any kind of magic in this world it must be in the attempt of understanding someone, sharing something. I know, it’s almost impossible to succeed but who cares, really? The answer must be in the attempt.” 

Before Sunrise (1995)