4

Arkana trying to intimidate Yami Bakura with a creepy monster and banishing him to the Shadow Realm when he wins is hilarious. For any other duelist that’d be a big problem (and it is for Arkana himself when he loses) but for Bakura it’d probably be an annoyance at worst and a vacation at best XD I didn’t have the phone until 5 minutes ago so I wasn’t able to beat him 7 times total, but tomorrow I will!

2

As I reread the entirety of the Yugioh manga I’ve learned that the original series and the duelist series are directly linked and not just a loose continuation like the anime. That means happy fun time murderous Yami who burned people alive is this Yami. He’s grown so much and is no longer into the whole “murdering people is A-ok” thing. Even in this situation he’s disgusted at Pandora/Arkana for his sick game. Then a few pages later he’s back into the whole “murdering people is A-ok” minus the sadistic toothy grin with an ankh jacket. Kinda makes you wonder, has he really changed all that much?

(Aside from the fact that he’s a huge Yugi fan boy who ships him with Anzu and gets super mad when people do much as look at his aibou the wrong way.)

YGS/LYS girenlerin sınav hakkındaki düşüncesi :

BENİM CEVABIM :

SINAV GÜNÜ OKUL BAHÇESİ :

GÖZETMEN ÖĞRETMENİN SINIFA İLK GİRİŞİ : 

ÖĞRETMENİN SINAV ÖNCESİ SAÇMA ESPRİLERİ VE BİLGİLENDİRMESİ :

SINAVDAKİ OTURMA DÜZENİ :

SINAVIN BİTMESİNE 15 DK KALINCA GÖZETMEN :

GÖZETMENİN SINAV SONRASI “GEÇMİŞ OLSUN” DEMESİ :

SINAV SONRASI OKUL BAHÇESİ :

BAHÇEDEN ÇIKIP ARKANA BAKMADAN KAÇMAK :

Dostum 
Güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma… 
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de…

Halil Cibran

Had to update my Reshef of Destruction sprite sheet again cause I found a new Serenity sprite. XD; It only appears once at the very end of the game for one line of dialogue.

anonymous asked:

Karşıma geçip konuşmaya cesareti yok çünkü onu çok iyi tanıyorum karşıma geçip gözlerimin içine bakarsa yeniden vazgeçip gidemez, bende öyle çünkü ben o adamı o nasıl beni nefes alış verişimden bile tanıyorsa bende onu o kadar iyi tanıyorum fakat gel gelelim o umarsız uçurumlar neden ve neden onları aşamıyoruz?

Bir kadın, uçurumdan atlamak ister hep, o uçurumun sonunda, ölüm ve ölümden sonra cennete gitme hayaliyle, fakat aşk ateistdir. Ölürsen yok olursun, şimdi o uçurumun kenarında bekleyen kadın, hey sana diyorum, arkana bir bak biri bekliyor seni orada, yolun ortasında oturmuş, sadece yol arkadaşı olmak istiyor, şimdi bırak, o uçurumdan atlamayı, sağ çıkamayacaksın, inat etme, ey güzel kadın..

Gözümden akarken yaşlar gidişini izledim. Arkandan bağırdım ses tellerim yırtılana kadar ama duymadın beni dönüp bakmadın arkana dinlemedin yüreğimin sesini.
8

Here’s some highlights from Arkana’s event. He got lucky and beat me once, but luckily he didn’t saw my legs off or send me to the Shadow Realm. Since most of his monsters have low ATK I’ve been able to beat him pretty consistently, though their effects and tribute spells can be a problem if you don’t have many monsters out to keep hitting him.

Eğer bir gece, özleyecek olursan;

 Gökyüzüne bak.

Eğer aramızda mesafeler varsa,

Uçurumlar varsa,

Eğer ki göz göze gelemiyorsak,

Değilsen bitişiğimde;

Gökyüzüne bak.

Aynı yere bakıyor oluruz seninle,

Orada göz göze geliriz belki de, kim bilir?

Sonsuzluğun simgesinde göz göze gelmenin ne demek olduğunu sana anlatamayacak kadar yorgunum.

Göz göze geldiğimiz zaman anlarsın belki de, kim bilir?

Eğer canın yanarsa benim yüzümden,

Sarılamazsan, sarılmak istersen;

Yıldızlara bak.

Çoban yıldızını bul aralarından;

Sana yol göstermek için parlıyorumdur belki gökyüzünde,

Sarılmayı unutmaman için belki de, kim bilir?

Eğer ki bulutlar geçmişse yıldızların önüne, göremiyorsan;

-Aynı bazı şeylerin duyguların önüne geçtiği gibi.-

İçine bak.

İçindeki denize bak.

Boğuluyorumdur orada,

Yine ellerimi tutman için boğuluyorumdur,

Beni çek çıkar diye boğuluyorumdur,

Bana sarıl diye boğuluyorumdur,

İçinde nasıl kasvetli dalgalar var bileyim diye boğuluyorumdur.

Eğer uyuyamazsan bir gece,

Uyumak istemezsen;

Sol yanına bak.

Orada bekleyen biri var seni.

Gecenin olmasını bekleyip uyumak isteyen, ama gecenin uyutmadığı biri var orada.

Eğer bir gün nefret edersen benden.

Bu kadar sevdiğim için seni;

Eğer bıkarsan seni sevdiğimi söylememden,

Gözlerime bak.

Seyret gözlerimin doluşunu.

İzle seni ne olursa olsun bırakamadığımı.

İzleyeyim hiç canının yanmayışını.

Biraz da olsa, fark et duygularımı.

Ki eğer bir gün hissedemez olursan,

Sarılmalarımız anlamını yitirirse sende;

Eğer ki acıtmazsa her bir gözyaşım içini,

Zarar vermezse sana, kendime zarar vermelerim;

Ellerime bak.

Nasıl titrediklerini izle biraz,

Nasıl depremler olduğunu izle parmak uçlarımda.

Sıktığım yumruğa bak.

Nasıl da kanatıyor tırnaklarım avuçlarımı,

Şu parçalanan sol yanımı anlatırcasına.

Eğer bir gün yalnız hissedersen,

Herkesten gitmiş gibi görürsen kendini;

Arkana bak.

Hala oradayım, bıraktığın yerde.

Ve bana sarılmanı bekliyorum.

Neden mi koşup sana sarılamıyorum?

Uçurumlar var çünkü, bir adım atsam düşeceğim.

Ve senin heybetli kanatların var.

Kuşlar gibi uçup gidebilirsin.

Fakat yanıma gelip bana da sarılabilirsin.

Eğer ki eskiye dönmek istersen,

Bana hala bu hayatta güzel şeylerin olduğunu göstermek istersen;

Tut ellerimden.

Ve ileriye doğru bir adım atalım:

Bana mutlu sonların olabileceğini göster.

Beraber ölelim,

Bilirsin ölümler güzel şeyler değil.

Bana dünler gibi,

Her şeyi güzelleştirebileceğini göster.

uzun süre bekledin.neyi beklediğin hakkında bir fikrin yokken bile bekliyordun.biraz da yorgundun tabi.kandırma kendini çok yorgundun.
belki de ilk gördüğüne evim demek istedin.o evde saatlerce uyumak o evde saatlerce bir şey yapmadan durabilmek.o evde kaygısızca sevilmek.
kapın çaldı delikten bile bakmadın.Belki gücün yoktu öyle ince düşünülmüş şeylere.insan hep yitirince korkmazmış korkmadın sen de.nasıl olsa bi uğrayıp giderdi gelen.
açtın kapıyı. korkusuzdun ama cesaretin o kapıyı hafifçe aralayıp kafanı çıkartacak kadar da kırıktı.tamamını açamazdın,umudun yok.
kapında öyle güzel duruyordu ki sadece senin için orada.İçindeki ev herkesin unuttuğu lanet olası bir dağın tepesinde belki de cehennemin dibinde ve o sadece senin için orada diye düşündün.
içerisi de dağınık şimdi ama olsundu öyle güzel gelinir miydi?
Güneşi arkasına alıp bir insan o kapı eşiğinde öyle güzel gülümseyebilir miydi?
Derin bir nefes alır gibi baktın yüzüne. Seni bekliyordum der gibi baktın.Bu zamana kadar insan ölebilirdi der gibi,nihayet der gibi.
içeri girdi ayakkabılarını çıkardı yerler pisti ama çıkardı.Çıkarmasam olur mu bile demedi.o dağınıklığın içinde hala öyle güzel durulur muydu hiç?

etrafa bakındı.boştu duvarlar yerler de pisti şimdi,utandın.o bakınmaya devam etti.baktığı yer de güzel değildi ama o öyle bakınca işte,işte..
hiçbir şey demeden sana yerdekileri alıp önemli bir şeymiş gibi tek tek masaya koydu.senin dağıttığın kırdığın ne varsa hepsini önemliymiş gibi.şaşırdın, varlığını unuttuğun her şeyi kanepenin altına düşürüp unuttuğun çocukluğunu bulur gibi şaşırdın,sahi ben bunları attım sanıyordum..
elleri kirlenmiş peçete uzattın,almadı.sana ait olana sinmekten korkmadı yine şaşırdın.olur muydu öyle şey elleri kirlenirdi,bulaşmasındı.
saçları dağıldığında düzeltirken bile ellerinin kiri umrunda olmadan düzeltti.oysa senin bile üzerinden atlayıp geçtiklerine bulaştırmıştı ellerini.senin bile kaldırıp yerden dokunmaya cesaret edemediklerine.
şaşkınsın.içinden hem yüzlerce soru sormak hem de anın güzelliğini bozmamak için saatlerce susmak geçti,sustun.
Aklından hem koşup sarılmak hem de ya öyle değildir düşünceleri geçiyor.alışkın değilsin ki hem.o evinde dolandıkça elin ayağına dolanıyor.
senin olduğunu unuttuğun ne varsa yerden kaldırıyor.o bunu yaptıkça anlam kazanıyor hepsi değere biniyor, bir köşeye fırlattığın varlığın bile.
yardım etmek için yelteniyorsun bırak yorulma ben yaparım diyor.bir kahkaha atıyorsun içinden.duyulmuş şey mi bu?ama söylendiğinde de ne büyük güç.
içinden tekrar ettin,bırak yorulma ben yaparım.. bu nihayetti.yorgun argın eve gelip en rahat koltuğa uzanmak gibiydi,inanmak güçtü hala.
hiç yorulmadan toparladı evini.su bile içmedi, sen zaten yutkunamıyorsun.ilk defa boğazın bir nihayete düğüm düğüm.ilk defa susmak acıtmadı ilk defa.
Ama bir sorun vardı,bu evin öyle durduk yere dağılmadığı geldi aklına,korktun.alışkındın bu eve çünkü iyi olmak da hiçbir işe yaramıyordu zaten.
sonra yerden kafasını kaldırıp gülümsedi.o an gözlerinin içi bile gülümsedi.korktuğun her şey silindi.o öyle güzel gülümserken mümkün müydü korkmak,sen de gülümsedin ilk defa,gözlerinle.
dolaşmaya devam etti içinin evinde.her odasına girdi evinin.senin kapısını kilitleyip unuttuğun her odaya.açmamaya inat ettiğin o kapıları kıra kıra hiç gitmeyecek gibi girdi.hala yalınayak elleri çıplak.Oysa nereye adım atsa sen de mi bittin siniriyle kıvrılıp atılmış sigara paketleri,kabullenemiyorum diyip fırlatılan hayal kırıklıkları.dolaşmasın öyle ayağına batardı şimdi.onu da yaralardı.neyse ki ışık yok,o görmeden sandalyenin kenarında asılı duran çaresizliğini aldın hemen.arkana sakladın,öyle görsün istemedin,sen bile görmeye dayanamezken.gördü tabi.öyle salak bi hezeyan anlaşılmaz mıydı hiç?Utanma dedi.o öyle ikimiz de aynı insanmışız gibi bakınca utanmadın sen de.ilk defa kendin olduğun için sevileceksin gibi hissettin.ilk defa iyi ya da kötü olduğun için değil,sen olduğun için.

balkona çıktı sen de onun peşinden.Evinin manzarası varmış meğer ilk defa o an farkettin.gerçi nerden bileceksin? Sen değil miydin o balkonda gözlerin dolu dolu sigara içen,yağmur yağarken uzaklara ya da atlamak için aşağı bakan.
zaman geçti içindeki evin değişti.senin her gün gözlerini astığın duvarlara o rengarenk resimler astı.korktun,kaybedecek bir şeyin yokken korkmuyordun.olur da için yanarsa diye evine fazla eşya da almıyordun,kaybedecek şeyin ne kadar az ise o kadar yara almazdın çünkü. mesela olur da bi gün terketmek zorunda kalırsan evini yine arkana dönüp bakacağın bir şey bırakmak istemiyordun artık.sahi ne çok terkettin evini. Artık dağınık da olsa senindi içindeki o ev kimse de kapısından giremezdi zaten,sen hep evine kapanıktın.Bir şeyler ilk defa doğru gidiyordu işte bu yanlıştı dedin içinden.sigara yakmak istedin zamanında içinin yandığı geldi aklına,umudun yok.
Toparladı evini.susarak izlemeye devam ettin.içinden geçen tek cümle,bunca dağınıklığın arasında hala nasıl bu kadar naif ve güzel durabiliyordu?
biraz zaman geçti,karıştın ona,artık korkmuyordun.her gece sırtına batan o yatakta uyuyabiliyordun çünkü ayakları ayaklarına değiyordu.uyurken göğsüne yasladığında başını sen nefes aldıkça şişen göğüs kafesinin üzerinde duruşunu izledin.bak bir nefesin en güçlü durduğu andı bu.Kıpırdamadan yattın.alışkındın rahatsız uykulara.kendi yatağının bile en ucunda yatardın.öyle durmak bu defa en sevdiğin rahatsızlığın oldu.hiç gitmeyecek gibi duruyordu o gece,sabah uyandın yanında yok. İçinde bir sıkıntı herhalde kahvaltı hazırlıyordur anlarına benzemiyordu bu,farklıydı.bekledin gelmedi.aradın kaldırımlara düşe düşe aradın telefonunsa meşgule.yanına gitmek istedin,böyle olmazdı.sarılsak geçerdi dedin çünkü o sarılınca hep geçti.buydu sevgi,omuzların hep düşerdi. apar topar kalktın anahtarını da aldın onun astığı yerden kapıdan çıkarken beynine kurşun gibi bir düşünce saplandı,sen o evin yollarında hiç yürüyemedin ki? evinden bahsetmişti,bir gün seninle o evde yaşayacakmış gibi bahsetmişti ama hiç çağrılmadığını o an farkettin.nereden bileceksin kaygısızca sevildin sandın ama gerçekleri düşününce mırıldandın, sen o eve çağırılmadın ki..

bi yolunu buldun gittin evine.kapısına gittin kapı duvar.çağırdın,yüzü duvardan da beter.anlatamadın gitmesine sebep olanı.o alışınca sevgine,görünmez olduğunu anlatamadın,artık sadece sen farkındaydın görünmezliğinin.İnce düşünüp ince sevdin,o ögretti çünkü.kimi zaman öfkeden kanın bile inceldi,kızdın ama gitmedin gidemedin.sen böyle yapmazdın noldu sana?kapısına gittin yine defalarca.sana öğrettiği gibi neyse kırıp döktüğü toplamaya öyle gurur filan olur mu hiç?
giremedin o kapıdan.
Kapattığı her kapının dibine çöktün,ağladın bir sigara daha yaktın bir cümle daha kurdun bir ses daha çıkardın biraz daha içtin öfkelendin.kabullenemiyorum diyip çöktüğün kaldırımlar bile sıkıldı senden.sokak lambası bile sana yanmadı. Daha kaç gece o kaldırımlarda ağlamamak için kafanı gökyüzüne kaldıracaksın. Asma yüzünü devamı gelir gibi asma,daha kaç gece sen böyle kaldırımlarda…
Evine döndün,izleri var.çaresizliğini yine o sandalyenin kenarına asıyorsun duvarlara da gözlerini,yatağın en ucuna oturup.tekrar dağılıyor ne var ne yoksa.onun yerden kaldırdığı ne varsa.yerlerde hayal kırıkları,üzerinden de atlamak yok bu defa üzerine basa basa.
Önceden kırılmış olanı bile tekrar fırlatıp kırıyorsun.tıpkı senin gibi.her şey yine eskisi gibi.hala kendini kandırıyorsun,daha beter.
Kabullenemiyorum diye çöktüğün kaldırımlar bile sıkıldı senden daha ne kadar sürecekti asma gözlerini öyle.
Dağınıktı evin alışmıştın ama olsun.sevginin her zerresini helal ettin bu gece.öyle sevdin,yine olsa yine severdin.kızsan da küssen de gidemedin,gidemezdin. Sana en güzel bakanın ve seni yeniden görünmez yapanın aynı insan olması bile bir şey değiştirmezdi.hala utanmadan kıyamazdın.vurduğu yerde gül biterdi sen o bahçeyi bile ona vaad ederdin,öyle bi sevgiydi bu.
İçindeki ev onun evi.üstün başın hala o kokuyor.bu eve geri döner mi bilmiyorsun.sen başka birilerinin bu güzel değil dediğine hayran hayran baktın.sen başka birilerinin ilk anda vazgeçtiği insanı tutabilmek için ellerini kanattın.sen öyle güzel sevdin ki alnından öpülmeyi hak ettin.ve o öyle güzeldi ki böyle bi sevgiyi hak etti ama o senin gördüğünü kendinde göremedi.Olsun senin gördüğün sana yeterdi.belki bir gün aynaya gerçekten bakabilirdi. yine de iyi ki geldi geçti hayatımdan diyorsun.

ama artık kandırma kendini,geçmedi,biliyorsun.