.toz

Bath time

Oh, hey look at what I’m doing rather than all of the other projects I’m supposed to be working on - random one shots!  But anyway…

Read on A03

It was nearly dark by the time their party arrived at the small village, much to everyone’s relief.  It had been a long, hard, dirty week of traveling, and no one fancied spending another night in the open.  The seraphs, being lucky enough to travel or sleep inside Sorey at their leisure, escaped the worst of it.  Sorey and Rose, on the other hand, were definitely showing the effects of fighting hellions and sleeping in the dirt for several days without a proper chance to wash.  They were probably wearing several miles of road dust apiece.

Needless to say, the first order of business upon finding the town’s inn was to ask how they could go about getting a bath.

“We don’t have a bathhouse here,” the innkeeper, a tall and slightly gaunt man, told them, “but we can have tubs and water brought to your room.”

Sorey thought that Rose looked like she was going to cry from relief.  She had been on the wrong end of a rather gross hellion slime attack two days ago, and the gunk had dried into her hair.  Not even Mikleo’s water artes had been able to do much about it in absence of soap.  “That sounds amazing,” she said, perhaps a bit more fervently than was normal.  “We’ll take two rooms and a tub for each.  Oh, and we’ll have dinner after, too.”

And that would have been the end of it, if Sorey hadn’t spoken up from beside her, “Do you have any tubs big enough to fit two people?”

Keep reading

youtube

je vous aimes les filles <3

ben kapı koluna dokunuyorum diye kapıları peçeteyle tutarak açan bir kadın düşünün. perdelerin aynı hizaya gelmesi için dakikalarını harcayan, zemine asla terliksiz bastırmayan ve çorap deyip geçse bile orayı ilaçlı viledayla silen bir kadın. gününü beddua edip arada ağlamakla, şikayet etmekle geçirip asla kendine toz kondurmayan bir kadın aynı zamanda. okuldan çıktığım gibi eve gelsem bile bana dışarda sürttüğümü söyleyen hatta sabah okula gittiğime bile inanmayan kadın aynı kadın. kendi evimin tadilatı bitene kadar yani bir hafta daha bu hastalıklı insan düşmanı bekar teyzemle aynı evdeyim maalesef ve ben de delirtmek üzereyim.

anonymous asked:

Hep ruhum daraliyomus gibi hissediyorum bazen huzurlu oluyorum ama sonra yine iyi olmadigimi anliyorum. Insanlardan da nefret ediyorum. Ne yapicam ben?

Kafana bombalar yağmadığı için böyle oluyor. Eğer evinin yıkılan betonlarının altından 1 aylık bebeğin/kardeşin toz toprak içerisinde çıkarıldığını görseydin ‘bu bende ki dert mi’ derdin.

  • <p><b><p></b> <b></b> - "Gitmeden önce bir şey söyleyebilirmiyim ? "<p/><b></b> + "Elbette."<p/><b></b> - "Asla başaramayacaksın. "<p/><b></b> + "Öyle mi ?"<p/><b></b> - "Öyle. Edison'a ihtiyacın var. Fikirlerin elle tutulur gerçek şeylere dönüşmek için en fazla gereksindiği şeyin para olduğunu gördün ve paranında da şu yerin dışına çıkınca kolaylıkla kazanılacak bir şey değil."<p/><b></b> + "Benim için kaygılanma. Başımın çaresine bakarım. Muazzam enerjim ve harika fikirlerim var. Ayrıca kendi başımayken çok daha hızlı yol alabiliyorum. Başka bir şey daha var ; burada kalırsam icat ettiğim her şeyi o sahiplenecek. Suyun başını tutmuş; parlak bir fikri alıyor ve insanların para vererek sahip olmayı isteyeceği şeylere dönüştürüyor. "<p/><b></b> - "Evet bu doğru. Ama 'icat etmek' olgusunun özünde yatan da bu değil midir? İnsanların satın almak isteyeceği şeyler yaratmak..."<p/><b></b> + "Dur biraz. Ben icatların amacının insanların yaşam standartlarını daha üst düzeye taşımak olduğunu düşünüyorum. "<p/><b></b> İki tarafda haklı görünüyordu. Sessizlik devam etti. Bildik toz tanecikleri havada asılıp kalmıştı. Tartışma herhangi bir yere varmadan sürüp gitti.<p/><b></b> Hafifçe öksürerek boğazımı temizledim ve "İstifa ediyorum, Bay Edison," dedim.<p/><b></b> Teslanın Kutusu - Samantha Hunt<p/></p><p/></p>