*ek

Karakalem portre çizmeye, lisede hoşlandığım şimdilerde ise nasıl hoşlanmış olduğuma bir türlü anlam veremediğim bir kıza doğum günü hediyesi alacak param olmaması ile başladım. Daha sonra Metallica grubunun tüm üyelerinin portresini çizdikten sonra (geçenlerde güzel bir paraya sattım), yavaş yavaş bir ek gelir kapısı oldu benim için. Lise son sınıfta (ve tüm eğitim hayatım boyunca) matematikten zerre anlamadığım, her problem karşısında anksiyete krizi geçirdiğim için, matematik hocamın küçük kızlarının bir portresini çizme teklifi ile geçtim sınıfı, hem de karneye 3 düştü. Üstelik elli lira da para aldım. Ancak portreleri bir türlü çizmedim. Mezuniyet gününe kadar erteledim, sonra da unutturdum. Kendimi baştan aşağı, ruhtan bilince, geçmişten şimdiye tartacak olursam, portre sözü verip de tutmayışlarımı göz önüne alacak olursak, ben çok ama çok kötü, dolandırıcı, düzenbaz, üçkağıtçı bir insanım. 
Dört ay önce Bolu, Yedigöller kampına gidebilmek için bir arkadaşımdan Lemmy Kilmister siparişi aldım ve parasını hemen almam gerektiğini söyledim. Aldım ve kampta sucuk ekmek olarak yedim.
Bu sabah çizmeye başladım portreyi ve yalnızca sol gözünü karaladıktan sonra başka bir arkadaşım sevgilisinin gönlünü alabilmek için karakalem portreye ihtiyacı olduğunu söyledi. Söz vermedim ama bakarım dedim.
Babam öldüğü gün yine bir portre çiziyordum, babam, portre çizmeye başladığım ilk günden beri kendisinin de bir portresini çizmemi istedi. Erteledim sürekli, çizeriz dedim, söz verdim, tutmadım. Evden çıkmadan önce “bir tek benim portremi çizmedin, parası neyse veririm,” dedi, çizeriz dedim, çizmedim. Cenazeden birkaç gün sonra ne kadar aşağılık olduğumu düşünüp anneme, babamın portresini çizme sözü verdim, çizmedim.  
Dorian Grey’i bilenleriz vardır, bilmeyenleriniz için şöyle özet geçeyim; Dorian bir portre çizdirir ve portre o kadar realistik olur ki, artık Dorian hiç yaşlanmaz, portresi yaşlanır, onun günahlarının bedelini öder.
Ben de çizdiğim her bir portre ile daha da aşağılık bir insan oldum, hiçbir zaman yapmam dediğim kötülükleri yaptım. Akrabalarıma, çok eski arkadaşlarıma, babama verdiğim sözleri tutmadım, onlara anlatmadım ama size anlatıyorum, siz affedin beni.

2

EDDIE KRAMER
Brian Jones at Olympic Studios, London, England 1967
During these recordings the famed French filmmaker Jean-Luc Godard was making “Sympathy for the Devil” (known as “One Plus One” in the UK) a documentary on the Stones. –EK
Photograph: Black and White Type: Archival Digital Prints

I just started listening to the interstellar soundtrack and got to thinking. I know this isn’t the intent, but the film stumbled ass-backwards into a really good analogy for depression.

We see a vision of humanity that has accepted its doom. Not through self-annihilation, but through apathy. Through deciding to forget that we landed on the moon, lest it give the children hope that they go to space. That has all but forgotten that there’s anything we, as a species, can do that isn’t barely eking our existence.

The cure? Doing the impossible. Scraping together every tiny bit of yourself that’s left that can remember what it means to live, and not exist, and fighting to the last solitary fragment of your being to stave off forgettable, placid, cessation.

Do not go gentle into that good night,
Old age should burn and rave at close of day;
Rage, rage against the dying of the light.

4

Hold up, they don’t love you like I love you” from Beyonce’s Hold Up (as well as EK’s tweet in 2011) was a play on a line from Yeah Yeah Yeah’s 2003 single, Maps (this is why YYYs had writing credits on the song too). 

UPDATE (25 April): EK tweeted an explanation on how his tweet about Maps by Yeah Yeah Yeahs became part of Beyonce’s Hold Up