綠世界

dailymotion

- Aynı mahallede oturuyorduk Nazlı’yla abi. Okul çıkışı hep birlikte yürürdük eve. Böyle ara bir yol vardı mahalleye. Yolu bayağı uzatıyorduk da, tenha oluyordu işte. Sonra bir gün gene böyle yürürken, çok acayip bir şey oldu abi. Aynı anda birbirimizin elini tuttuk. Ne o önce uzattı, ne ben önce uzattım. Birbirimize ima etmedik, yüz yüze bile bakmadık. Öylece el ele tutuşup yürüdük. Sonra hep yaptık bunu. Bazen birileri sokağa girerdi, hop bırakırdık ellerimizi, sonra tekrar baştan.
- Sende kayış nerede koptu la?
- Amcam Nazlı'ya tecavüz etti abi. Bir gün eve geldim, Nazlı’nın üstü başı yırtıktı, ağlıyordu. Beni sormaya eve gelmiş. Amcam da evde beklemesini söylemiş, erik vermiş buna. Ben eve geldiğimde, orospu çocuğu pantolonunu topluyordu. Suratında iğrenç bir ifade. Amcam on gün yıkanmasın, kokmazdı abi. Sürekli bütün gün otururdu orada burada, sineklenirdi kokmazdı ama. Nazlı'ya nasıl tecavüz ettiğini odadaki ter kokusundan anladım abi. Üzerindeki on günlük kir uyanmıştı resmen! Foseptik çukuruna düşmüş gibiydi orospu çocuğu. Nazlı'ya baktım, odadaki kokuyu duymuyordu bile. Kendinden o kadar çok tiksiniyordu ki, koku umurunda bile değildi abi. Öldürmek istedim orospu çocuğunu. Fırladım çıktım gittim, koşabildiğim kadar koştum. Cebimdeki çakıyla bütün vücudumu parçaladım.
- Sonra.
- Amcama saldırdım. Jandarmalar elimden aldı. Amcama el kaldırdım diye babam beni dövdü. Babam da orada bitti zaten. Evden kaçtım.
- Nazlı'ya ne oldu la?
- Amcam mahkemede Nazlı'yı sevdiğini söylemiş. Mahkeme de aileleri birbirleriyle konuşturmuş. Nazlı'yla evlendi, hapisten de yırttı.
- Nazlı ne yaptı la?
- Mahalleden kaçtılar, iki üç ay sonra da zaten amcamın ölüm haberi geldi.
- Nazlı mı öldürdü?
- Kaçtıkları yerde amcam Nazlı'yı satmaya başlamış abi, pezevengi olmuş. Amcamı da hepsini de Nazlı hakladı abi. Çok sonra, bir gün sordum abi, niye beni öldürmedin diye. Seni sevdim dedi abi, anasını sikeyim ben bu dünyanın seni sevdim dedi abi.

Savcı Esra: Niye geldin?

Behzat: Sen niye ağladın?

Savcı Esra: Geçti gitti boş ver..

Behzat: Çık çık çık… Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın?

Savcı Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba.

Behzat: Hee.

Savcı Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım… Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum.

Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum.

Savcı Esra: Bilmiyorsun… Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat?

Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben.

Savcı Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir bok bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın…

Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir bok olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle.

Savcı Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım…

flickr

Morning sun dyes Fuji by Shinichiro Saka
Via Flickr:
山中湖 平野