紅蟳油飯

eu queria falar do céu bonito que se esconde por trás dos teus olhos.
eu queria falar da chuva bonita que cai quando você vai embora.
mas a verdade é que nada disso acontece,
porque eu não consigo te ver.
você não aparece para mim.
e eu sinto sua falta.
mesmo nunca tendo te visto,
mesmo nunca tendo te tocado.
eu sinto sua falta
e isso dói muito.

- Neden Yahudiler ve köpekler giremiyor?
- Onlar köpeklerin ve Yahudilerin girmesini istemiyorlar. Bunu herkes yapabilir. Bildiğim bir dükkân var. Onlar da atların ve İspanyolların girmesini istemiyorlar. İleride bir eczane var. Benim kangurusu olan Çinli bir dostum var. Girebilir miyiz dedim? Onlar da bana “Hayır kanguru ve Çinlileri almıyoruz” dediler. Onları sevmiyorlarmış. Ne diyebilirim ki?
- Biz dükkâna herkesi sokuyoruz.
- Hayır, artık biz de bir şeyler yazalım. Senin hoşlanmadığın bir şey var mı?
- Örümcekler. Ya sen?
- Ben Vizigotlardan hoşlanmam. Yarından itibaren biz de “Vizigotlar ve örümcekler giremez” diye yazalım. Vizigotlar beni hasta ediyor.

Ho sbagliato.
Non sono riuscita ad amarti nel modo in cui volevi, nel modo di cui avevi bisogno.
Volevi attenzioni che non ti davo, parole che non dicevo.
Sono riuscita a distruggere quel piccolo pezzo di fiducia che ancora riservavi in me. Ora è troppo tardi.
Non sono mai riuscita a dirti di essere innamorata di te, t'ho detto “ti amo”, quella piccola parolina che oramai viene usata come gioco.
Ma mai, Mai. Sono riuscita a dimostrarti quanto mi facessi innamorare ogni giorno che passava.
Ho completamente perso la testa per te, ma ora l'unica cosa che ho perso sei proprio tu.
—  Raggio-di-luce-in-una-tempesta.

- O ne dedi?
- Almanca bilen biri var mı diye soruyor. Kampın kurallarını anlatacakmış. Almanca biliyor musun?
- Hayır. Burada olanlar ve olmayanlar için artık oyun başladı. İlk bin puanı toplayan ödül olarak tankı alacak! İyi şanslar! Puanları her gün şuradaki hoparlörlerden açıklayacağız. En az puanı alan, sırtında “eşek herif” yazan bir gömlekle dolaşacak. Oynadığımız bu oyunda etraftaki adamlar bağıracaktır. Kim korkarsa o kaybeder. 3 şey size puan kaybettirir. Bir; ağlarsanız. İki; eğer annenizi görmek isterseniz. Üç; acıkır ve atıştıracak bir şeyler isterseniz. Bunları unutun! Puan kaybetmenin en kolay yolu acıkmaktır. Daha dün reçelli sandviç isteyen biri tam 40 puan kaybetti. Kayısı reçeliydi! O çileklisini istedi. Sakın bizden lolipop istemeye kalkmayın. Onların hepsini biz yedik! Dün onlardan 20 tane yedim! Karnımı ağrıttılar. Ama çok güzellerdi. Acele ettiğim için üzgünüm ama saklambaç oynuyoruz. Hemen gitmeliyim yoksa beni bulurlar.

Sì ad oggi:

  • Buona giornata al lavoro, con festa di compleanno al più dolce, simpatico e ricco novantenne della storia. E la cosa bella è che è ricco in tutti i sensi possibili.
  • Pomeriggio libero dal secondo lavoro: ho fatto la spesa e preparato un dolce per gli amici che vengono qui stasera, e uno per la sorella che prepara il primo esame di fisica.
  • Sono seduta sul divano, alle 18.30. Miracolo puro.
  • La casa non solo è in ordine, è pure pulita.
  • La decisione più difficile della serata sarà scegliere di che colore mettere lo smalto.