画师:うえはら

She could almost see herself glowing much brighter than ever. 

And even though it was such a rare occurance, she could remember it very well while he approached — almost as if it was her own light, and not his. That burning sensation, that blinding light. Something lingering in the back of her head, like a feeling, or memory long lost.

She could only trap his light for a few moments. But she always felt that slight connection, as if something was amiss. 

Was he that mysterious, with his blue smile and sweet words? No. Maybe it was just her curiosity towards those moments. But deep down, she felt, there was something else, hidden between the cycles, waiting for them to find out.

There was something about them.

About him.

About her.

She could only wonder. But that didn’t mean she couldn’t enjoy that moment, even if for a little bit.

The Eclipse

I saw @illustraice AU some time ago and got hooked. What an amazing AU! so I decided to make a fanart about it cause yaaaassssss it’s so good ç~ç

Senpai @therealjacksepticeye: THE BÅI and that fake blond Swede (because felix can’t make two damn videos without mentioning him wtf)


Never had really tried drawing chibis so why not? Also aren’t my watercolors just the cutest tiny thing? Så små!!


Jesus Christ help my poor soul painting with watercolors is more stressful than doing brain surgery that is 99,9% sure to fail

Savcı Esra: Niye geldin?

Behzat: Sen niye ağladın?

Savcı Esra: Geçti gitti boş ver..

Behzat: Çık çık çık… Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın?

Savcı Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba.

Behzat: Hee.

Savcı Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım… Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum.

Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum.

Savcı Esra: Bilmiyorsun… Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat?

Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben.

Savcı Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir bok bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın…

Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir bok olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle.

Savcı Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım…