ಠ ಠ ಠ ಠ

C’était trop sympa la sortie avec le gang tumblr aujourd’hui ! On est allée à une expo sur les ours, et on a fini dans un parc, et j’adore les parcs ! Je me suis roulée dans l’herbe, on a fait des bubulles, échangé nos chaussures comme des cons, et regardez les enfants qui essayaient de récupérer leur ballon tombé dans l’eau. C’était vraiment cool !

3

VI
  Kendi kendime:

  — Madem yazma imkânım var, neden yazmayayım? diye sorduktan sonra kendimle sohbeti sürdürdüm: Ama ne yazacağım? Çıplak ve soğuk dört taş duvar arasında, ayaklarım özgür olmadıktan, gözlerim ufku görmedikten sonra, bütün günümü kapımın gözetleme deliğinden karşısındaki kasvetli duvara düşen beyaz lekenin yavaşça ilerleyişini gayriihtiyari seyretmekle geçirirken ve az önce anlattığım gibi cinayet suçu ve ölüm cezasından başka hiçbir şeyi düşünemezken, bu dünyada artık yapacak hiçbir şeyi olmayan biri olarak söyleyecek bir sözüm var mı? Bu boş ve pörsümüş beynimde yazmaya değer bir şeyler bulabilecek miyim? 

    Neden olmasın? Etrafımdaki her şey tekdüze ve renksizse, içimde bir kasırga, bir çatışma, bir trajedi yok mu? Bende takıntı haline gelen bu sabit fikir zaman daraldıkça, zihnimde her dakika, her saniye daha iğrenç ve daha kanlı bir görüntüye bürünmüyor mu? Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken içimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki? Kuşkusuz öykü çok zengin ve hayatım ne kadar kısa olursa olsun, şu andan son ana kadar hâlâ onu dolduracak, bu kalemi ve mürekkebi tüketecek onca ürperti, onca korku, onca ıstırabım olacak. Zaten bu acılara katlanmanın en kolay yolu onları dilediğimce izleyip keyfimce tasvir etmek değil mi? 

     Üstelik yazdıklarım belki de boşa gitmeyecek. Fiziksel  olarak dayanabileceğim güne kadar her saati, her dakikayı, maruz kaldığım her işkenceyi anlatacağım bu ıstırap günlüğü, hissettiklerimin zorunlu olarak tamamlanmamış, ama mümkün olduğunca bitirilmeye çalışılmış bu öyküsü derin bir bilgiyi aktarmayacak mı? Can çekişen düşüncenin bu tutanağı, acıların giderek artan bu gelişimi, bir mahkûmun bu entelektüel otopsisinde mahkûm edenler için çıkarılacak birden fazla ders olmayacak mı? Bu yazılanlar düşünen bir insanın başını bir başka sefer adaletin terazisine atarken ellerindeki gücü belki de daha insaflı kullanmaya yöneltmeyecek mi? Belki de o zavallılar bir ölüm kararının hızla infaz edilmesi sürecinin peş peşe ve yavaş yavaş yaşanan işkencelerini hiç akıllarından geçirmemiş olabilirler mi? Yok ettikleri insanın bir zekâsı, hayata güvenen bir aklı, ölüme hazır olmayan bir ruhu olduğunu hiç düşünmemişler midir? Hayır. Bütün bunlarda üçgen bir bıçağın yukarıdan aşağıya inmesinden başka bir şey görmüyor, bir mahkûmun bu kararın öncesinde ve sonrasında bir hayat sürdüğünü kuşkusuz düşünmüyorlar. 

 Yanılgılarından kurtulmalarını sağlayacak olan bu sayfalar belki bir gün yayınlandığında onları zihnin acı çekişi gibi daha önce hiç kafa yormadıkları bir konuyu bir an olsun düşünmeye yöneltecek. Neredeyse hiç acı çektirmeden bedeni öldürmekle övünüyorlar. Hey! İşte bundan söz ediliyor! Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var? Dehşet ve merhamet, yasalar böyle yapılmış! Bir sefilin son sırdaşı olan bu anılar belki de günün birinde onlara bazı katkılarda bulunacak…
 Yeter ki çamura bulanmış bu kâğıt parçalarına ölümümden sonra rüzgâr bir oyun oynamasın ya da bu sayfalar bir zindan bekçisinin penceresinin kırık camına yıldızlar gibi yapışıp yağmurun altında çürümesin. 

VII
Bu yazdıklarımın bir gün başkalarına faydasının olması, karar vermeye hazırlanan hâkimi durdurması, masum ya da suçlu bütün bahtsızları mahkûm olduğum işkenceden kurtarması neye yarar ki? Bunların ne önemi var? Kafam kesildikten sonra bir başkasının kafasının kesilmesi umurumda mı? Gerçekten bu çılgınlıkları düşünebildim mi? Beni yatırmalarından sonra giyotin sehpasını ortadan kaldırmak! Size bunun bana ne yararı olacağını soruyorum.
Nasıl? Güneş, ilkbahar, çiçekle dolu tarlalar, sabah uyanan kuşlar, bulutlar, ağaçlar, doğa, özgürlük, hayat, bunlar artık benim değil mi?
Evet! Kurtarılması gereken ben değil miyim? Bu imkânsız mı? Yarın, belki de bugün ölmem mi gerekiyor? Bu gerçek mi? Aman Tanrım! İnsana başını zindanın duvarlarına vura vura parçalatacak kadar dehşet verici bir düşünce!


Victor Hugo, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü s.10-12
Fotoğraf: Robert Bresson’un
1956 yapımı, “A Man Escaped” (Bir İdam Mahkumu Kaçtı) filminden, (François Leterrier). 

Le monde est vraiment petit quand même: on a ramené @clhook à la gare, et son voisin dans le train, c’était le meilleur ami de mon frère qui fait ses études à Nancy ! Du coup on a passé une heure à essayer de lui faire des signes pour qu’elle comprenne, mais c’était compliqué. En tout cas, ce hasard, c’est fou !

anonymous asked:

Curiosité : pourquoi t'as jamais aimé Bernie Sanders ? (et aussi, parlons macron, que penses-tu de son programme ?)

Concernant Bernie Sanders, il a réussi à motiver/entousiasmer une partie de l’électorat qui n’était pas habituellement investie dans la politique ou les élections, donc je lui reconnais cette qualité, mais je pense aussi sincèrement qu’il a en partie contribué à la défaite des Démocrates. Depuis l’élection de Trump, il a également dit qu’il serait prêt à travailler avec lui sur certains points, et en particulier sur ses propositions les plus populistes (wtf dude???)

Sinon, je te renvoie à cette vingtaine de tweets qui expliquent assez bien la situation Bernie (et les raisons pour lesquelles je ne l’aime pas), et en particulier à ce tableau :

Et pour le programme de Macron, bah c’est un programme… centriste, quoi (ce qui est logique, si t’es ni de droite ni de gauche, tu es au centre, ce qui engendre alors le débat de l’année : mais qu’est-ce que le centre ???)

Son programme économique, lui, est clairement social-libéral et dans la lignée de ce qu’a tenté de faire Hollande sans y parvenir tout au long de son quinquennat (et d’ailleurs, il est probable que si Hollande avait été candidat en 2017, son programme aurait certainement ressemblé à celui d’EM, tout comme celui de MV d’ailleurs.)

Donc c’est un programme assez… classique, je dirais ? Je ne m’attendais pas vraiment à autre chose de sa part, c’est pro-européen, libéral avec une part de social histoire d'essayer une fois de plus de contenter tout le monde.

(Est-ce que je suis d’accord avec tout ce qu’il raconte ? Non, loin de là (et c’est un euphémisme.) Est-ce qu’il m’insupporte 90% du temps ? Oui, certainement. Est-ce que je vais voter pour lui le 23 avril prochain ? Oui, sans aucun doute. (Ca y est, je balance tout, j’assume tout.))

En ce moment, j’ouvre un calendrier de l’avent ...

(Je l’ai acheté durant les soldes fin janvier). 

Du coup, est-ce-qu’on peut encore parler de calendrier de l’avent ??      

Bref… Il s’agit d’un calendrier de vernis “remonte moral”. Du coup, une journée pourrie, un petit coup de mou et j’ouvre une case.

J’ai envie de les tester à chaque fois, donc 3 vernis différents en une semaine.

Yoho à tous! Voilà enfin le chapitre 2 de “Sheev”! Désolée du retard, le chapitre était écrit depuis un moment mais pour cause de grippe+vacances, la correction a pris plus de temps que prévu! Mais j’avance bien dans l’écriture et la suite devrait arriver plus vite.

Merci encore à tous deux qui m’ont laissé commentaires et kudos sur le chapitre 1. J’avais vraiment peur qu’après ma pause de deux mois, ça n’intéresse plus personne mais vous avez été formidables. Encore merci! J’espère que ce second chapitre vous plaira également et bonne lecture!

Sur AO3
Sur FFnet

Le chat croit que fixer la fenêtre va la faire s’ouvrir. Ou que je vais me lever du canapé pour la lui ouvrir. Ce chat croit que je suis à son service. 

Eu sei que no final, nós estaremos juntos.
—  Apenas alguns quilômetros de distância.