bu sefer fonda aynı şarkı yok, artık hayatımın o döneminde hangi şarkıyı dinlemek istiyorsam onu dinliyorum. hatta ilginçtir, eski şarkıları da dinleyemez oldum. sanki eskiye dönmek beni hep acıtıyor artık, bağ kurduğum şarkıları bile nasıl öyle kolayca siliverdim playlistimden, ben de bilmiyorum. sanki hiç silemezmişim gibiydi. keza şimdi bu şehirden ayrılıyorum, bu evden de. ne hissetmem gerekiyor bilemiyorum, bir yanım sevinç ve umut dolu. yeni bir hayata başlayacak olmanın, yeni bir şehre/eve gidecek olmanın umuduyla, heyecanıyla çarpıyor. kendi eşyalarımı alacak olmanın mutluluğu, kendi başıma bir yuva yaratacak olmanın hayali var içimde. insan, biraz da kendi eşyaları ile dolu özümseyebileceği bir ev istiyor belki de. eşyaların bana ait olacak olması bir aidiyet duygusu yaratıyor. sanki eşyaları insanın kendisine ait olmazsa, o ev, geçici bir ev gibi geliyor. bu evde 2020'nin aralık ayından beri yaşıyorum, bir yanım bıkkınlık içinde, bir yanım buruk. bu şehirde 2011'in eylülünden beri yaşıyorum. bir yanım umut dolu, bir yanım da karamsar. Ankara.. sen hep nankör bir şehir oldun, kendine öylesine uğrayan insanlara hep güzel yüzünü gösterirken, seni yuva bilen ve seninleyken mutlu olmak için çırpınanlara hiç mutluluk vermedin. işte en çok bu yüzden nankördün. ben seni çok sevmiştim, ama sen bu şehirde bana mutluluğu bile çok gördün. seni hep bir yere kadar özleyeceğim, o yerden sonrası olmayacak. çünkü geriye dönüp baktığımda, beni ne kadar yalnız bıraktığını hatırlayacağım. öyle bir yalnızlık hissettim ki, ben bir kentten bile daha yalnızdım.
Kolej.. seni hiç unutmayacağım, sen benim ilk göz ağrımsın. tüm o kargaşadan/kaostan/kavgadan/kötülüklerden kendimi kurtardığım yersin. bir kurtuluş'tun benim için. hep de öyle kalacaksın. en güzel kararları, en önemli adımları, en güzel haberleri bu evde aldım. ama aynı zamanda çok karanlık günlerim de oldu, çok yalnız, çok kırgın. ölüme çok yakınmış gibi gelen günlerim de oldu. yine de bana öğrettiğin her şey için çok teşekkür ederim sana, buradayken çok güzel kararlar aldım, çok büyüdüm, çok olgunlaştım, kendimi buldum. sen benim hayatımı şekillendirdin, bir kez bile pişman olmadım burada olduğuma, her zaman varlığından dolayı mutlu oldum. bir ev bir insana ne kadar çok şey katabilirse, ne kadar çok öğretebilirse sen öğrettin bana. bana öğrettiğin her şey için, bana çok güzel kararlar aldırdığın için, deneme/yanılma yöntemiyle bile olsa doğruyu bulmama yardımcı olduğun için, çok güzel günbatımları ve gündoğuşları seyrettirdiğin için, beni gerçekten sevip nankörlük yapmadığın için, bana çok zorluk çıkarmadığın için, benimle neredeyse 3 seneye yakın bir zaman geçirebildiğin için, kendimi bambaşka bir insana evirmeme yardımcı olduğun için, belki de her şey için sana teşekkür ederim. iyi ki seni seçmişim, iyi ki geçmişim bu evden!
seneler süren Ankara hikayem yarın son buluyor, kim bilir belki bir daha ne zaman geri döneceğim bu şehre bilmiyorum, hakkımda her şeyin iyi olmasını diliyorum. umarım gittiğim şehirler Ankara gibi nankör olmaz. ve umarım gittiğim evlerde daha da güzel haberler almak nasip olur, kötü anılar hep geride kalır.
bir gün Ankara'dan gitmem gerekirse, hep Ankara'ya veda etmenin zor olacağını düşünürdüm. belki de gittikten sonra anlayacağım bunu bilemiyorum lakin veda ediyor gibi de hissedemiyorum.
belki de gerçekten bu bir veda değil çünkü sen hep içimdesin ankara.
ve kolej, tüm o acı dolu/sevinç dolu günlerden sonra, sana da elveda demem gerekiyor. bu beni çok üzmüyor çünkü mutluluk veya mutsuzluğun evlere bağlı olmadığını öğreneli biraz oluyor, mutluluk/suzluk insanın içindeymiş. belki de artık bana mutluluk vermemek için yıllarca direnen bu nankör şehirden yeterince bıkmışımdır.
hoşçakal ankara, hoşçakal kolej.
burada bir istasyonda herkes gidiyor, şimdi ben de gidiyorum.
