"bazılarımız durdukları yerde öldüğünü söylüyor.

(dünya boktan, sen tamsın, kurduğun cümle eksik)"

içimde o kadar çok çığlık var ki aralıksız bi saat bağırsam anca iyi gelir

bu güzel bahçede bi ağlama sesi, biri yitip giden hayatına ağıt yakıyor.

güzelim çok güzelim. bu şartlar bu kepaze şartlar altında ne kadar olunabiliyorsa o kadar güzelim. balkondan görünen ağaç yemyeşil, güneş pasparlak yapmış onu. neşeli şarkılar dinliyorum. yataktan kalkamadım bugün, biraz güleyim göğsümdeki sıkışma geçsin diye biraz reels izleyeyim dedim, o da yaramadı. kalkınca da dans ettim ama. ya rabbi neşeyi nasıl seviyorum ama nasıl da engel her şey. kendimi iyi etmek neşelenmek için her en ufak şeyi yapıyorum yoksa yerde kalırım, milim kıpırdayamam. kaybolmazsan düşünmek çok güzel, bir şeyleri görmek ama görülecek de o kadar çok şey var ki, yani bi reçete bi tarif şeklinde yaşayamıyorsun hayatı oysa olsun isterdim bu. beni daha da altüst edip normaline döndün diye sana kızmayacağım, bu da az kaldı. bu hayata dair hiçbir şeyi ama hiçbir zerreyi istemememe, hiçbir şeyine en ufak tahammülüm kalmamasına rağmen yaşıyorum, daha nasıl daha ne kadar güzel nasıl güçlü olabilirim. yıkık dökük tam bir enkaz halinde hissetmeme rağmen öbür yanım kendime koltuk değneği sonra o da kırılıyor mesela altında kalıyorum her şeyin. sonra onu da itiyorum onun da üstüne kapatıyorum kapağı oturuyorum üstüne kapağın, evi temizliyorum, bulaşıkları topluyorum, mis gibi bi kahvaltı kuruyorum kendime balkonda. bu sırada evdeki kimseyle herhangi bi etkileşim içine girmeden çünkü tahammülüm yok en ufak, seslerini duymamak için sürekli müzik dinliyorum. hem delirip hem bitip hem göğsün sızım sızım ağrıdan ağırlaşırken yapıyorsun bi şeyler. soluğum tıkanana kadar çığlık atsam da herkes görse neleri biriktirdiğimi içimde, hiç haberleri yok.

dikwnxkwnxjsjdjd buna niye bu kadar güldüm ben

bi merhem olsa da göğsüm sıkıştıkça sürsem ve genişlese, ferahlasa. ben çok sıkıldım artık bundan.

"bu sözcüklerin hepsi bana tanıdık geliyor ama, yan yana koyunca ben bir anlam çıkaramıyorum."

durmadan, ama durmadan yaşamla, yaşıyor olmakla baş etmeye çalışıyor, ona durmadan çareler, çözümler arıyoruz, ne yazık bize.

şu sıralar birlikte barındıklarım

ruhuma bi pencere, bi çıkış kapısı lazım

kalbimi dopdolu bir bardak gibi tutuyorum elimde, dökülmesin diye çok dikkatle.

doldurulamadığı için bir boşluğu, giderilemediği için bir eksikliği, gerçekleşemediği için bir isteği hissetmeme arzusu.