VOCÊ NÃO
dünyanın en güzel tesadüfü
EĞER TUMBLRDA SÜREKLİ RB YAPARSANIZ RBDEN BAŞKA BİR BOK YAPMIYORSUN DERLER KENDİNİZ POST ATIP ONLARI RB YAPARSANIZ EGOİST SADECE KENDİ POSTLARINI RB YAPIYOR DERLER EĞER KENDİ FOTOĞRAFLARINIZI PAYLAŞIRSANIZ İNSTAGRAMA ÇEVİRDİNİZ BURAYI DERLER EĞER ANONİMLERLE MESAJLAŞIRSANIZ ASK.FM Mİ BURASI AQ DERLER EĞER TWEET GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞIRSANIZ BURASI TWİTTER DEĞİL DERLER HER ŞEYE Bİ KILIF UYDURUR ÖN YARGISINI SİKTİKLERİM İNSANLARI Bİ RAHAT BIRAKIN BE

Nerelerde kaldı tüplü televizyonum? Artık nerde var la… Görüntü güzeldi tüpü bitene kadarrr..
Mümkün oldukça rb yaparsanız çok sevinirim.Kanı uyanlar ve gönüllü olmak isteyenler buradan ulaşabilir; @gods-are-blind
14.01.2016
17.01.2016
arkadaşlar yayın
LÜTFEN YAYALIM KARDEŞLERİM ☝ Acilen herkes kendi gruplarına bu mesajları gönderirse, yardımlar 200 gündür açlıkla boğuşan bu insanlara çabuk gider
200 gündür kuşatma altında olan 40.000 insanın yaşadığı Suriye nin Madaya kentinde 70 kişi açlıktan öldükten, binlerce çocuk ,kadın, yaşlı ve erkeklerde açlıktan ölme durumuna gelmişken, Madaya daki görüntülerin sosyal medyaya düşmesi ile BM ler,dünyadan gelen yoğun tepkiler sonucu dün İtibariyle insani yardımların Madaya ya girmesine izin vermiştir.Dün Türkiye den İHH ve SADAKATAŞI dernekleri ilk gıda yardımını MADAYA ya ulaştırdı.İHH dan MADAYA ya bağış yapmak için IHH nın sayfasından online bağış menüsünden ACİL İNSANİ YARDIM bölümünden mesaj kısmına MADAYA ya GIDA YARDIMI yazarak ve cep telefonlarından MADAYA yazıp 3072 ye 5 tl gönderelim. 200 gündür açlıkla boğuşan kardeşlerimize yardım etmeden bu gece uyuyamamalıyız. KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR diyen bir peygamberin ümmeti olarak bırakın açlığı , açlıktan ölen kardeşlerimize yardım etmek boynumuzun borcudur.Hepinizden Allah razı olsun.
Yıllardır sevdiğim, ama bir türlü onu sevdiğimi belirtemediğim bir kız vardı. Ben onun hakkında herşeyi öğrenmiştim, ama o benim hakkımda hiç bir şey bilmiyordu. Varlığımdan haberi bile yoktu. En yakın arkadaşından, gittiği cafelere, içtiği içeceklere, hatta sevdiği müziklere kadar biliyordum. Kısa süreli bir ilişkisi olmuştu, ve sonrasında anlaşamadığı gerekçesiyle ayrılmıştı. En büyük sorunu insanlarla anlaşamıyor olmasıydı. Ve bu yüzden kimse ile, uzun süreli bir ilişki yaşayamamıştı. Bir gün cafede denk geldik bununla, sonra bir alışveriş merkezinde, sonra da bir konserde. Bir ara çarpıştık, gülümseyerek 'özür dilerim' dedi. Konuşamadım bile, dilim tutulmuştu. İlk defa bu kadar çaresiz hissettim kendimi. O da hiç istifini bozmadan gitti. Bir kaç hafta sonra, aynı cafede gördüm bunu. Yanıma kadar geldi ve oturabilirmiyim dedi, kafamı salladım. Söylenilen aksine, çok uyumlu bir kıza benziyordu. Oturdu ve; 'geçen gün konserde sana çarptığım için özür dilerim..' dedi. Önemi yok bile diyememiştim, gerçekten dilim tutulmuştu ve herkese bülbül gibi konuşan ben ona 2 kelime bile edememiştim. İşte tam o sırada, 'konuşsana be adam, dilinimi yuttun' dedi. İşte o anda farklı bir şey oldu, önümdeki adisyonun arkasına 'benim konuşmak gibi bir kusurum var, kusura bakma' yazdım. Bana öylece baktı, ama acıyan bir bakış değildi bu. Nasıl yani hiçmi? dedi. Hiç dercesine, bir kafa salladım. Seni öyle görünce, heyecandan konuşamadım, demek yerine böyle demek daha kolayıma gelmişti sanki. Nasıl oldu bu peki dedi, adisyonun arkasına gene bir şeyler yazdım. O soru soruyor, ben adisyonun arkasına yazıyordum. Bu durum onun içinde tuhaf olmuştu, beni farketmeyen o kız, benimle o gün hiç kimsenin ilgilenmediği kadar ilgilenmişti. 2 saat kadar beraber orada oturduk, sonra tekrar buluşmak için sözleştik. 3 gün sonra, aynı saatte aynı cafede buluşacaktık. Her şey iyi gidiyordu, ama tek sıkıntım ona yalan atmış olmamdı. Bunu ona bu sefer söyleyecektim, çıkıp karşısına 'seni aylardır tanıyorum, yediğin yemeklerden, çaya attığın 2 kesme şekere, dinlediğin müziğe, hatta gülünce çenende oluşan o çukura kadar her şeyi biliyorum, ama seni görünce dilim tutuldu iki kelime bile edemedim, sende dilinimi yuttun deyince, bu yalana sığındım' diyecektim ki, farklı bir şey oldu koca bir defter ve bir kalemle geldi oturduğum masaya ve kağıda 'nasılsın?' yazdı. Gülümsedim, 'iyiyim sen nasılsın?' yazdım. O kağıda bir çok şey yazdık, o an bu yalanı biraz daha sürdürmek istedim. Derken birbirimize zaman ayırmaya başladık, alışverişe gitmeye, sinemaya gitmeye, hatta hatta beraber konserlere gitmeye başladık. Beraber bir yerlerde yemek yiyor, gecenin bir saatinde dışarı çıkıyorduk. Tam 5 hafta olmuştu ki, ben ona, o da bana çok alışmıştı. İlk elimi tuttuğu an, alfabeyi tersten okuyacak düzeyde konuşabilecek, ona 'seni çok seviyorum' diyecek duruma geldim, ama bu durumun bozulmasından korktuğumdan gene sustum. Bir gün, kulenin oraya gelirmisin? diye mesaj attı telefonuma. Koşa koşa gittim hemen.. Kulenin oradaki banka oturmuş, ağlıyordu. Yanına gittim, el işareti ile 'ne oldu? ' dedim. Bana en cürretkar kelimelerini sarfetti, 'şu zamana kadar, kimseye duymadığım sevgiyi duydum sana. Hayatıma giren çoğu insanla, anlaşamıyoruz diye ayrıldık. Senin konuşamıyor olmak gibi bir kusuruna rağmen, seni çok iyi anladım. Sende beni çok iyi anladın. Aşk konuşmak değil, anlamakmış, anlaşmakmış meğer dedi.. Ve devam etti, 'keşke bir kere, bir kere bana seni çok seviyorum diyebilseydin, bunun için herşeyimi verebilirdim' dedi. İşte tam o anda, cep telefonumun mesaj kısmına 'sana bir şey söyleyeceğim, ama bana kızmayacaksın, söz'mü?' yazdım. Kafasını salladı, ben sana kızabilir miyim dercesine. Bütün desibel rekorlarını kırarcasına bir sesle, 'seni çok seviyorum' dedim. Bakakaldı bana, eliyle 'ne oluyor'? dercesine bir görüntüye girdi. 'Seni çok seviyorum, seni arkadaşlarınla gittiğin o cafeden tanıyorum, yediğin yemeklerden, çaya attığın 2 kesme şekere, dinlediğin müziğe, hatta gülünce çenende oluşan o çukura kadar herşeyi biliyordum, ama seni görünce dilim tutuldu iki kelime bile edemedim, sende dilinimi yuttun deyince, bi anda bu yalana sığınmak zorunda kaldım, kusura bakma dedim' O kusura baktı, bende yoluma.. Aşk, susmakmış. O an anladım..
Alıntı
Avuçlarindan öperek sevdiğim biri vardı, sokağın başında zambaklarla beklediğim. Uzakları yakın yapan ve istanbulu güzel kılan biri vardı. İstanbulu ilk defa böyle buruk gördüm ben. Son kez geçtim el ele yürüdüğümüz sokaklardan. Her şeyin bir sonu varmış yine senden öğrendim. Son zambaklarımı verdim sana, son kez öptüm avuçlarından ve son kez sarıldım. Gözlerime dolmasın diyecek biri yok şimdi, canım yandığında koşacağım biri de. Seni affedemiyorum ve uzun bir süre içinde affedemeyeceğim galiba. Gece tek başıma uyumaya başladığımdan beri, sık sık gözlerim dolu uyanmaya başladığımdan beri hiçbir şey yolunda değil. Kalbim paramparça. Yavaş yavaş anlıyorum acılarımı, kırgınlıklarımı. Daha yeni yeni kalbimin çığlıklarını duymaya başladım. “Kimse böyle sarılmayacak bir daha ve kimse için bu denli atmayacak kalp. Burnum kokunu böylesine çekemeyeceği için vücudum da küsmüş artık. Hikayemizin sonunu sonsuz olsun diye yazmamıştım ama eksik kalsın da istememiştim. Bir deniz kenarına gidip üşümek istiyorum, yoldan geçen insanların hayallerini okumayı da. Ama şunu söylemeliyim sizlere, bilmelisiniz. Canımdan çok sevdiğim bir insan var benden çok uzakta. Eskisi gibi gülmüyoruz üstelik..”




