Mantıklı olmayan ama içimden gelen bir şeyi yapmak istediğimde kendimi ne güzel kandırıyorum oscarlık bir performansla
“Oysa ben bu gece, yüreğim elimde, sana bir sırrımı söyleyecektim.”
— Ahmet Kaya
İşinize gelmeyen ne varsa hemen itiyorsunuz, sonra o ittiklerinizin için it gibi pişman oluyorsunuz.
Senin vazgeçisin tercihti, benimki mecburiyet.
Ben çok kırık hissediyorum. İsanların bana zarar verebilme ihtimallerini düşünmekten çok yoruldum. çok.
Unutmaya kıyamadığım ve aynı zamanda hatırlamak istemediğim onca şey var ki..
Sadece benim çabamla olacak her ne varsa olmasın artık.
Bir belirsizliğe daha ömrümü heba edecek halim kalmadı.
Aslında hatalı olan bendim sanırım sevmek istemiştim birine ait olmak sadece o kalpte yaşamak.
Kendime her bu son yenilgi, bi daha düşmek yok dediğimde biraz daha dibe batıyorum. böyle böyle yok olucam sanırım..
Kişinin sana karşı tavırlarının yavaş yavaş değiştiğini hissedip bu konuda hiçbir şey yapamayacağına karar verip uzaklaştığın o üzücü an.
“Böyle olmasaydı” düşüncesi sonrası gelen “ama böyle oldu” çaresizliği.
Gece seni bir yıldız beklemiş ve sen sabaha kadar göğe bakmamışsın..
Harbiden her şey güzel olur sanmıştım..
Bana iyi gelen şeyler, bana gelmeyi tercih etmiyor.
elimden geleni yaptıktan sonra elimden giden umrumda olmaz
Hislerimi ne kadar kontrol etmeye çalışırsam çalışayım bi gülüşe kalbimi bırakıyorum.
Mesafeler korkunç bir şeydir. Özlüyor mu, unutuyor mu bilemezsin derler ama ben biliyorum ne özlüyorsun ne de hatırlıyorsun
Bir umutla beklediğim en güzel yarınsın.







