Avatar

AEG 🍃

@plutonman

Avatar

Gökyüzü gibi masum bulutlar gibi çılgın.. sessiz adam ellerine sinen izmarit kokuları, bir şarkının en güzel yerinde susan adamın da bir hikayesi vardır elbet..

Avatar
reblogged

Sabah saat 7.30 da çalan telefon alarmımla gözlerimi araladım. Bir süre kendime gelmeye çalıştıktan sonra nihayet yataktan kalktım ve elimi yüzümü yıkamaya doğru yola koyuldum. Uzun holden geçerken burnuma o enfes kızaran patateslerin kokusu geldi. Bir an önce yüzümü yıkadım ve küçük bir çocuk gibi mutfağa doğru koştum. Sevgilimi sofrayı kurarken görmek. Ah o minik elleriyle tuttuğu tabaklar, sofraya dökülmemesi için topladığı dalgalı saçları. Sanırım Elifim sabahları çok daha güzeldi. Gidip burnuna bir buse kondurdum. O muhteşem gülümsemesini ortaya çıkartarak günaydın dedi. Çok şanslıydım. Böyle harika bir detay yanımda olduğu için aşırı şanslıydım. 

Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben odaya valizimi hazırlamaya gittim. İş için Antalyaya gidecektim. Gidiş biletimi Elifle beraber almıştık. 1 hafta sonra geri dönecektim. Sabiha Gökçen Havalimanından, Antalya Havalimanına. 45 dakikalık bir uçuştu. Sık sık iş seyahitine çıkardım. Alışkındım. Ama bu seferki farklı olacaktı. 

15 Aralık Elifimin doğum günüydü ve tam 4 gün kalmıştı. Heyecanlı hissediyordum. Ona bir şeyler belli etmemek için zor duruyordum. Ondan hiçbir şey saklayamazdım. Antalyadaki işlerimi hızlıca bitirip, İstanbul’a dönüş yapıp ona sürpriz yapacaktım. Her şeyi ayarlamıştım.

Tüm arkadaşlar, akrabalar, gideceğimiz mekan, giyeceğimiz elbiselere kadar tasarlamıştım kafamda. Bordo renkte, kolları omuzlarından askılı belinde kalın bir kemer olan elbise almıştım Elife. Tabi Elifimin yakın arkadaşları da yardım etmişlerdi, sağolsunlar.

Uçuşuma 2 saatten az kalmıştı. Elifle yola çıkmıştık. Beni havaalanına bırakmak istedi. Aslında kabul etmezdim. Ayrılıklardan, vedalardan hiç hoşlanmam ama çok tatlı bakmıştı bu sefer. O gözleri, ah o mükemmel gözleri. Yeniden kavurmuştu içimi. Kabul ettim bu sefer , kıramadım. 

(2.5 sene evvel kadıköyde bir barda tanışmıştık Elifle. Saat gece 1 gibiydi. 5 bira devirmiştim barmenin karşısında. Sarhoş olmamıştım. Arada barmenle sohbet ediyor bazen de dönüp pistte dans edenleri izliyordum. Orada gördüm elifi ilk. Yanında 2 kız vardı. Dans ediyorlardı. Herkes gözüme bir anda sıradan, Elif ise farklı geldi. Zıpladıkça omuzlarına vuran saçları, ışığın altında parıldayan iri ela gözleri, minik ama dikkat çeken dudaklarıyla karşımda dans ediyordu. Aradan uzun bir süre geçmişti ve ben hala onu izliyordum. Sonra bir ara müzik sesi kısılmıştı ve onun bana doğru yürüdüğünü görmüştüm. İşte o an bir şeyler hissettim. Sol yanımda, böyle hızlı bir şekilde göğsüme vuran bir şeyler hissettim. Boğazımın kuruluğunu farkettim, biramdan yudumladım. Hayal gördüğümü sanıp gözlerimi ovuşturdum, gözlerimi açtığımda çoktan yanımda oturmuştu. O ince ve dans etmekten yorulmuş sesiyle “ee ne içiyoruz?” demişti. Afallamış bir halde iki viski söylemiştim. Saat 3 e yaklaşmıştı, bu kadar zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım. Bana ailesinden, işinden arkadaşlarından, tüm hayatından bahsetmişti üstün körü. Zaman ilerlemişti ki Elif artık eve gitmesi gerektiğini söylemişti. Onu bırakmak istedim ve buna izin verdi. O gece sabaha kadar onun evinin terasında bira içip sohbet ettik. Dışarıdan birisi ona baktığında çok güzel, çok zeki demezdi belki ama o gece, o terasta, onun ağzından çıkan tüm kelimelere, parmaklarıyla ara ara düzelttiği tüm saç tellerine, birasını 4 cümlede bir götürdüğü dudaklarına, bana içten ve samimiyetle bakan o gözlerine aşık olmuştum ben. Ve 2.5 senedir her gün Elife baktığımda o terasta oturan kadını görüyorum, o aşık olduğum kadını.)

Uçağım havalanmıştı. Neredeyse her ay çıkarım iş seyahatine ama her seferinde Eliften ayrılmak zor gelir bana. Antalyaya inip otele gider gitmez Elifi aradım. İyi olduğumu otele yerleştiğimi söyledim. Uçak çok yormuştu ama işlerimi 3 gün içersinde halledip 4. gün İstanbulda olmam gerekiyordu. Geceleri uyumayıp işle uğraştım, 3 gün boyunca toplantılara girip sunumumu anlattım. Çok bitik düştüm fakat başardım. 4. gün biletimi alıp İstanbula döndüm. 

Planımda eve hiç uğramayıp organize edeceğim mekana gidip oranın süslemesi ve insanların gelmesini beklemek vardı. Kadıköyde  ilk tanıştığımız barı ayarlamıştım. Elimde uçan balonlar, çiçekler, parti süsleri, mekana gittim. Elifin arkadaşları gelene kadar süslemelerde ben yardımcı oldum. Kızlar gelince oradan çıkıp kuzenimin evine, hazırlanmaya gittim. Önce duşa girdim, sonra aldığım kıyafetleri giydim ve eve doğru yola koyuldum. 

Elimde Elifime aldığım elbisenin kutusu vardı. İçine “bunu giyin ve dışarı çık” yazan bir not bırakmıştım. Arabayı evin önüne getirmedim. Alt mahallede arabadan inip eve doğru yürümeye başladım. Sürpriz olmasını istediğim için kutuyu kapının önüne koyup zile bastım ve kenara ağaçların arkasına saklandım. 

Kapıyı Elif açmadı. Şaşkın gözlerle kapıyı açana bakıyordum. Daha önce hiç görmediğim bir adamdı. Yerdeki kutuyu gördü, aldı ve içeri girdi. Aradan saniyeler geçmeden Elif açtı kapıyı. Dışarıya baktı iyice. Gözleriyle etrafı taradı. Kimseyi göremeyince içeri girdi. Gözlerindeki korkuyu okuyabildim sadece. Sonra etrafı buğulu görmeye başladım zaten. Yanaklarımdan akan damlaları silmeye çalışırken yürümeye başladım. Biraz yalpalıyordum. Başıma aniden saplanan baş ağrısı bana daha çok engel oluyordu. Midem bulanıyordu. Eve doğru yürüdüm. Kapının eşiğine gelip, zile bastım. Gördüğüm her şeyin hayal olmasını ümit ediyordum. Tek istediğim şizofreni olmamdı. O zaman mantıklı açıklamalar olabilirdi. Elif açtı kapıyı.

Mert, dedi. Cevap vermeden kenara ittim Elifi. İçeri doğru yalpalayarak yürüdüm. Salona doğru ilerledim. Orada oturuyordu adam. Benim Elife sarılıp uyuduğum, beraber film izlediğimiz, o mutfaktayken benim ona “gönlümün sultanı nerde kaldın maç başladı” diye seslenirken oturduğum o koltukta oturuyordu adam. Beni görünce ayağa kalktı. Sen kimsin diyebildi sadece, çenesine yumruğu geçirmeden bir kaç saniye öncesinde. Hala ağlıyordum. Bağırmaya başladım. OROSPU ÇOCUĞU, NE İŞİN VAR EVİMDE, SİKTİR GİT BURADAN. Elini kaldırmadı bana adam. Vurmasını bekledim. Ona öyle bağırırken bana sağlam bir tane geçirmesini istedim. Vurduğu yer acırken kalbim daha fazla acımaz belki diye düşündüm. Sevdiğim, aşık olduğum kadını elimden alan adamla kavga etmek istedim. Kolunu kıpırdatmadı. Sadece baktı bana. Acırmışçasına baktı. Elife yöneldim.

Ağzımdan çıkan tek kelime, “haketmemiştim” oldu. Evden hızla çıktım. Elif peşimden Mert bekle beni dinle diye bağırarak geliyordu. Arabaya binmeden önce kolumu yakaladı, kendine çevirdi beni. Beni dinlemelisin, hemen gitme, özür dilerim tarzı şeyler söyledi. Durmuyordu gözlerim. Ağlamaya devam ediyordum. Siktir git elif diyebildim sadece. Arabaya bindim. Anahtarları takıp arabayı çalıştırdım. 

-

Sabah 7 de uyandım.  Yataktan hızlıca çıkıp yüzümü yıkamaya gittim. Sonra mutfağa doğru hızlı adımlarla yürüdüm. Patatesleri yıkayıp soymaya başladım. Yarım saat sonra sevgilim uyanacaktı ve ona enfes bir kahvaltı hazırlamak istiyordum. Patatesleri tavaya attığım sırada alarm çaldı. İşte uyanıyor. Sofrayı kurmaya başladım ve işte geldi. Gönlümün prensi, hayat eşim. Sabahları, zaten normalde de pek belli olmayan gözleri yumuk yumukken daha tatlıydı. Sırf ben aldığım için giydiği o sarı pijamaları. Ufak bir çocuk gibiydi aynı. Yaklaşıp burnuma bir öpücük kondurdu. Gülümsedim. Çok şanslıyım. Böyle harika bir insana sahip olduğum için çok şanslıyım.

Kahvaltımız biter bitmez odaya gitti. Bende mutfağı topladım ve yanına gittim. İş için Antalyaya gidecekti. Sık çıkardı seyahete alışmıştık ikimizde artık.

4 gün sonra doğum günüm vardı. Ve Mert ne kadar bir hafta orada kalacağım dese de bana bir şeyler hazırladığının farkındaydım. Zaten arkadaşlarım anlatmıştı.

Uçuşuna az kaldı. Onu havaalanına bırakmak istedim. Sevmiyor vedaları biliyorum ama bu farklı bir veda olacaktı. Ona gitmeden önce sımsıkı sarıldım ve uçağa binişini izledim.

(2.5 sene önce Kadıköyde bir barda tanışmıştık Mertle. Biz kızlarla piste çıkmış dans ediyorduk. Kimseyi umursamayan 3 kız düşünün. Çılgınlar gibi dans eden 3 kız. Saçım makyajım her şeyim dağılmıştı. Kendimi müziğin ritmine kaptırmışken bir çift göz hissettim üzerimde. İlk başta çok normal, bu deli kıza herkes bakıyordur diye düşündüm ama o gözler hiç ayrılmadan beni izliyordu. Arada ona bakıyordum. Sanki uzaklara dalmış gibiydi. Bana bakarken başka şeyler vardı aklında sanki. Dikkatimi çekmişti. Müziğin kısıldığı dakikalarda onun yanına gidip oturdum ve “Ne içiyoruz?” dedim. Benim için gayet normal bir şeydi bu. Çekingen birisi değildim. Ama sanki o biraz afallamış gibiydi. O salaklığını atınca 2 viski söyledi ve sohbet etmeye başladık. Saat çok geç olmuştu. Kalkmak istemiştim ve evime bırakmak istedi. Kabul ettim ve bize geçtik. O gece sabaha kadar evimin terasında bira içip sohbet ettik. Çok garip birisiydi. O güldüğünde kısılan gözleri, sigarayı tuttuğu o iki parmağı, 3 saatin rüzgardan dolayı sonunda bozulup dağılan saçları. Çok gariptir ben o gece aşık oldum Merte. Her şeyiyle tam o gece, o terasta aşık oldum. Ve 2.5 senedir her gün Merte baktığımda o terasta oturup sigarasını içen adamı görüyorum, o delicesine aşık olduğum adamı.)

İşte burada başlıyor hikayem. 2.5 seneden sonra Mert’ten ayrı yaşadığım tek hikayem. 2 ay önce doktora gittim. Ağır kasık ağrılarım vardı. Kadınsal bir takım problemler yaşamıştım. Mert’e ise nezle olmuşum bahanesiyle doktora gittiğimi söylemiştim. Korkmuştum. Çok korkmuştum. Nitekim korktuğum da geldi başıma. Yumurtalıklarımda kist varmış. Öyle iyi huylu falanda değilmiş. Baya ölüme sürüklüyormuş beni. Doktor kistin çok yayıldığını söyledi. Ameliyat etse bile hepsini temizleyemeyeceklerini, kendimi her şeye hazırlamam gerektiğini söyledi. 

Bir öleceksin demedi. Demeden de anlaşıldı.

Çok seviyordum onu. Şimdi buraya ne yazsam ne anlatsam boş. Ölesiye seviyordum işte. Ama yolun sonu dedikleri noktaya gelmiştim. Yapamazdı. Mert beni terketmezdi. Gider doktorun canını alırdı, yine de bana can vermeye çalışırdı. Tüm planı hazırlamıştım. Ayrılmamız gerekiyordu ve tek yol mertin benden uzaklaşmasıydı.

O gece kız arkadaşlarımdan birisinin abisiyle görüştüm, olayı anlattım. Sağolsun kırmadı beni. Yardım etti. Mertin geleceği gece bize geldi. Gelirken bira almıştı. Henüz 2. biraları yeni açmıştık ki kapı çaldı. Abiyi yolladım kapıyı açması için, gitti. Kutuyla geri geldi. Mert’in gördüğünü biliyordum. Kapının tekrar çalmasını bekliyorduk. Ve çaldı. Yavaş adımlarla kapıya gittim. Açtım. Mert karşımda gözleri dolmuş bir vaziyette bana bakıyordu. Tam o sırada napıyorum ben? dedim kendime. Her şey halledilebilirdi. Neden böyle yaptım dedim. Artık çok geç olduğunun farkındaydım. Mert yalpalayarak beni itip içeri girdi. Koşarak gidip abiye bir yumruk salladı. Abi durdu. Kaldırmadı kolunu. Vurmadı. Mert daha çok sinirlendi. Bağırmaya başladı. Olabildiğince bağırıyordu. O bağırdıkça benim kalbim ağrıyordu. Sevdiğim adama nasıl bunu yaparım diye ağlıyordum. Bu kadar kötü olabileceğimi tahmin edemezdim. 

Mert artık yapacağı bir şey kalmayınca hızlı adımlarla dışarı çıktı. Anlatmak istedim her şeyi. Peşinden koştum. “Mert bekle” diye bağırdım. Beklemedi, devam ediyordu. Bacaklarım çözülmüştü. Koşarken kalbimdeki o acı tarif edilemezdi. Sanki böyle birisi namlunun ucunu kalbime dayamış, ard arda hiç durmadan, nefes dahi almadan ateş ediyor gibiydi. Arabaya binmeden kolunu yakaladım. Beni dinlemelisin, anlatacaklarım var diyordum. Ağlıyordu. Şarıl şarıl akan o çeşmeler olur ya hani, gözleri öyleydi. Durmuyordu. Kolunu çekti. Siktir git dedi. Arabaya binip uzaklaştı. Yere bıraktım kendimi, bacaklarım dayanamadı daha fazla. Olduğum yerde ağlamaya devam ettim. Bağırmak istedim.

-

Aradan tam 84 gün geçmişti. 84 gündür Elif’ten uzaktayım. Ne sesi, ne kokusu var. Bir pansiyon da kalıyorum. Eşyalarımı almaya dahi gitmedim. Zaten bu olaylar yaşandıktan 6 gün sonra eve boşanma dilekçesi geldi. Mahkemeye dahi gitmedim. Avukatıma söyledim. Anlaşmalı boşandık. 

Evden ayrıldıktan sonra her gecemi ilk tanıştığımız barda geçirmeye başladım. Sabah akşam demeden ne bulduysam içiyordum. Belki kör kütük, hayvan gibi sarhoş olurum da bir kaç saniyeliğine de olsa unuturum acılarımı diye. Hala deliler gibi aşıktım Elif’ime. Ama olmuyordu. Ona asla gurur yapamam derdim. Öyle olmuyormuş. Derdim başkasının ona dokunmuş olması değil. Ona birisi tecavüz etmiş olsaydı onu yine severdim, hatta daha çok severdim. Sarar, daha çok kollardım. Ama onun tenine değil, kalbine birisi dokunmuş. Bu, şey gibi hissettiriyor. Sanki ülkene küçücük bir darbe yapılmışta, sen o darbede bile ülkeyi satmışsın gibi. Kalbim o kadar küçüldü ki, onu orada bırakmaktan başka çarem kalmadı.

Neyse işte yine barda olduğum gecelerden biri, tek başıma içiyorum. Henüz yeni yeni başlıyordum. Ayıktım yani. Kafamda yine o gecenin hatıraları. Arada gözümün önüne gelen o herifin suratı. Bana vurmadığında daha çok acıyan o her hücrem. Her şey zihnimdeydi. Bunları düşünmeye dalmışken kapıdan tanıdık bir sima girdi. İnsanların kafaları yüzünden göremiyordum. Ayağa kalktım bakmak için. Elifin arkadaşıydı bu. O gece doğum gününü hazırlarken bana yardım etmişti. Yanında iki üç kişi daha vardı, tanımıyordum. Ama biri, biri vardı. Uzun boylu, esmer, kirli sakallı biri. Tanıyordum onu. Bizim evdeki herif bu. O gece yumrukladığım herifti. Yerimden kalkıp adama koşup boynuna yapışmam saniyelerimi almıştı. Hemen güvenlik görevlileri yetişmişti zaten. Hepimizi yaka paça dışarı attılar ve dışarda dövmeye çalıştım bu sefer. Kızlar ve yanlarında bulunan diğer lavuk ayırdı. Kızlar beni alıp bir kafeye götürdüler. Sinirimden kuduruyordum. Utanmasam neden ayırdınız diye kızları dövecektim. Tuttum kendimi. Kendime gelmem 20 dakika falan sürmüştü. Sakinleşince kızlar her şeyi tek tek anlattılar. Başta inanmamıştım. Onlar anlatırken ağladı, ben dinlerken. Her şeyi dinledikten sonra o herif geldi. Oturdu yanıma. “Git” dedi. “Çok geç olmadan Elifi bul”. 

Çıkıp nereye gideceğimi bilmeden koştum. Alabildiğince koştum. Bıraksalar dağlara, denizlere koşacaktım. Ama eve koşmak daha mantıklıydı o an. Eve doğru koştum. Kapıya geldiğimde, Elif orda olmasa Elifi bulmak için bir o kadar daha koşardım. Zili çaldım. Kapı açılmadı. Bir daha çaldım, bir daha açılmadı. 5-6 kez tekrarladım. Hepsi aynı sonuç. Dayanamadım, hızlıca kapıya doğru koştum. Kıracaktım kapıyı. İlkinde olmadı. Gerildim, bir daha vurdum. Aralandı kapı. Üçüncü de açıldı. Eliiiif diye bağırarak salona koştum. Boştu. Mutfağa bakmaya gittim. Ellerim titriyordu. Görsem ya Elifi, sımsıkı sarılıp bir daha asla bırakmayacaktım. Mutfakta da yoktu. Yatak odamıza doğru yürümeye başladım. İçimde bir korku vardı. Kapıyı yavaşça araladım. Duvarda asılı iple karşı karşıya geldim. Dizlerimin üstüne çöküp ağlamaya başladım. Sevdiğim kadın ölecekti. Ölümü düşünüyordu.

İp boştu. Elif yoktu. Komidine tutup kendimi yerden kaldırmaya çalıştım. Elifi bulmalıydım. Tuvalettedir belki diyerek oraya yürüdüm. Başım dönüyordu. Yalpalanıp duvara tosladım. Biraz daha ilerleyip tuvaletin kapısını açtım. BOŞ. Boş amınakoyayım. Yok. Elif yok. İp boş.

Beynimin kafatasıma yaptığı baskıyı hissedebiliyordum. Ellerim saçlarımda, vargücümle çekiyordum. Kopsun. Çıksın bedenimden de acı çekmeyeyim. Kulaklarımda çalan saçma sapan bir telefon sesi. Açacak gücüm yok. Ellerimi kontrol edemiyorum. Susmuyor siktiğimin telefonu. Kafam patlayacak. Dayanamıyordum. Sokağa attım kendimi. Nefes almaya çalıştım. Çalmaya devam eden telefonu açtım.

“Merhaba Mert. Ben Çiğdem. Elifin arkadaşıyım. Bir kaç yıl önce tanışmıştık.” 

“Evet evet dinliyorum.”

“Hatırlatayım, doktorum ben. Elif yarım saat önce beni aradı ve kötü olduğunu söyleyip ona gelmemi söyledi. Bir ambulansla beraber Elifin evine geldim ve çok fazla kanamasının olduğunu gördüm. Boşandığınızı biliyorum. Fakat sana haber vermem gerektiğini düşündüm. Elifi kurtarmak için her şeyi yaptık ama hastaneye götürürken kaybettik. Başımız —”

Ne diyor bu amınakoyayım. NE DİYOR LAN? 

Elif diyor. 

Öldü diyor. 

Hayır hayır doğru değil. İnanamam. Ömrümü adamıştım. Yolumu yoluna koymuştum. Böyle olamaz. 

Geçmişimin ve geleceğimin o an kırıldığını hissedebiliyordum. Henüz 12 yaşındayken abim ve babamla beraber otobüse bindiğimi hatırlıyorum. Her insanın her gün yaptığı ama benim onlarla birlikte ilk kez yapacağım bir şeydi. O an hissettiğim heyecanı vücudumda tekrar hissettim.

Bakkaldan aldığım sigarayla oradan çıkarken babama yakalandığım da hissettiğim o korku, yine iliklerimdeydi. 

6 yaşımda evimizin bahçesine kurdukları o salıncakta sallanırken hissettiğim sevinç, beynimde hissediyordum.

Elifle uzandığımız koltukta birbirimize anlattığımız hayallerimiz, istediğimiz ikiz çocuklarımız, onun istediği o kocaman karavan, boyayacağımız evin duvarları, kedimiz, her akşam istediği süpriz yumurta. Bunları unutamayacağım. 

Elif’i unutmayacağım.

Yatak odasının aralık kapısı beni izliyor. Yürüdüm. Yatağa gittim ve oturdum. Uzun süre asılı olan iple bakıştık. Hayatımı bitirircesine izliyordu beni. Masanın üstüne gözüm kaydı. Duran kağıdı elime aldım;

“Sevgilim,

Konuşamıyorum. Affet.”

Kalemi tuttum,

“Affettim. Özgürüz.”

Avatar
reblogged

Güzel kuş sesleri duyuyorum,birkaç saniyeliğine herşey güzel olur gibi geliyo

Avatar

Ellerimi ısıtmak için cebine koymayı, yanında çocuk gibi şımarıp çekinmeden davranmayı, özümdeki tüm karanlık yanları gösterebilmeyi, ama en çok seni. Daima seni.

Avatar

Rüyalarım, hayallerim hep deniz kenarında

Yalnız bir insan düşün deniz kenarında

Elinde sigarası denizin kokusunu unutmuş manzarasına aşık olmuş

Gözleri görmez gemileri gelip geçenleri

Dokunsan bak nasıl değişir dünyası hayalleri, rüyaları

Kendinden geçercesine sarhoş olurcasına

Nasıl aşık olduysa deniz manzarasına

Sana da aşık olur bilmezsin izlersin sessizce

Bilmezsin güneşin doğuşunu izlerken gülümser

Yıldızların altında ağlar ağlarken sessizleşir

Aldırmaz saati geçen zamanları

Dokunsan bak nasıl değişir dünyası hayalleri, rüyaları

Avatar

Uykuma seslendim

Hasret kalan gözlerle

Kalpden gelen acıyla

Sesizleşen sesimle

Bir gece vakti uykuma seslendim..

AEG

Avatar

Gülümsemelerle dolu yüzüm var

İçimde ağlayıp duran bir ruh

Kalbim ateş yeri söndüren yok

Ciğerler dumanla boğuldu

Gece vakti sessizce ağladım...

AEG 🍃

Avatar

İnsan aşkı arar, bilmez ki aşk her zaman yanındadır...

Avatar

elimden gelen bişey yok, ben fazla düşünenlerdenim

en azından endişelerimin üstünü örtmedim

bana bir kere hissettir şarkılar dizeyim 

herkesin yolu farklı, ben de böyleyim