Sonuç olarak her şey değişmeye mahkum kalır. Zorlanırsın; alışmaya, alıştırılmaya. Ağzını açıp tek kelime etmene izin verilmeden. Dirensen de, sana o anı hatırlatacak zerre kadar küçük anıyı saklamaya çalışsan da onlar o kadar büyük oynar ki oyunun sonunda aklında kalan tek gerçek her şeyi nasıl kaybettiğindir.
Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur,anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım; adresimi bilmeden beni nasıl anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı?
Günün birinde senden kazandığım tecrübeleri başkası için anlatabileceğim aklıma gelmezdi.
Dönüyorum bakıyorum arkama.Ne aradım,neyi bulmak için bu eylemi yapıyorum bilmiyorum.Sonra sonra farkına varıyorum;bugün böyle olmamın sebebiymiş aradığım.Bulabiliyor muyum,pek sayılmaz.Sonra diyorum ki,ya siktir et geçmişi önemli olan gelecek.Acaba diyorum ileride her şey bitecek mi? Huzur denilen yabancısı olduğum duyguyu tadabilecek miyim? Ama fark edemiyorum ki hiçbiri bana düşünmekten,daha da dibe batmaktan başka bir şey kazandırmıyor.Aksine yine kaybediyorum. Bu sefer kaybettiğim ânım oluyor. Bu bilinmezlik ve kayıplar eşliğinde zifiri kuyunun dibinde çırpınıyorum.
-هل بقي من ملجَأ سوىٰ الله يُلتَجَأ إليه..
-sâhi, sığınılacak bir liman kaldı mı, rabbinden başka?.
Beni kendi evime gitmekten korkutan bütün sebeplere lanet olsun.
gidelim buradan. göğsünü sıkan,içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim.
Büyüdükçe büyüyor çocuk korkularım..
Bir gün her şeyin yoluna gireceği ümidiyle yazıyorum.Bütün sorunların bitip yerine ne olursa olsun kendimi yitirmeyecek sorunların yer aldığı bir dönemin olacağı umuduyla.Bambaşka bir hayatta,çok daha farklı sorunlarla dolu olan bir hayat.
Design graphics Geya Shvecova (BLUE NIGHT_091218)
Artık ne sen bana gelirsin,ne de ben sana..Ben senin beni görmeyişinden yakındım,sen benim etrafımdakilerden.Buraya kadarmış.Ama yine de sana kızgın değilim.Kendine hoşca bak.
“En leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
Ay karanlık...”

