kimseye söyleyemediklerim yüzünden eskittiğim bu kaçıncı duvar?
Meryl Streep
bayadır kendimde olmadığımın farkına vardım.
Arayıp buldukların değil de, tesadüfen rastladıkların seni mutlu ederler.
uykusuzluktan uyuya kalmak ve uyandığında daha fazla uykunun olması
sana baktığımda son görüşüme mi ağlasam yoksa güzelliğine mi ağlasam karar veremedim.
Seni seviyorum ama bu bende kalacak. Çünkü sende diğerleri gibi sevgiyi ziyan ediyorsun.
Bazı insanlar size sadık değildir. Size olan ihtiyaçlarına sadıktırlar. İhtiyaçları değiştiğinde, sadakatleri de değişir.
u never deserved to know me
Everyone deserves a second chance but not for the same mistakes
Atatürk’ün Naaşının Ankara’ya Gönderilmesi ve Ankara’daki Cenaze Töreni
Atatürk’ün naaşı Sarayburnu’ndan, Zafer Torpidosu’na, oradan da naaşı İzmit’e götürecek olan Yavuz zırhlısına iletilmiştir. Cenaze İzmit’e ulaştıktan sonra iseAnkara’ya gönderilmek üzere trene nakledilmiştir. Atatürk’ün naaşının Yavuz’a iletilmesi sırasında ona yabancı devletlere ait savaş gemileri ve töreni denizden takip etmek isteyenler için belirlenmiş vapurlar da eşlik etmiştir. Yavuz zırhlısı, Atatürk’ün cenazesini aldıktan sonra, arkasında Hamidiye, Zafer, Tınaztepe ve iki denizaltı gemisi ile Savarona, sancağında İngiliz dretnotu, bunu takiben Sovyet, Alman, Fransız, Yunan, Romen savaş gemileri, üstünde uçak filoları olduğu halde Marmara açıklarına doğru ilerlemeye başlamıştır. Cenazeye eşlik edenlerden birinin de Savarona yatı olması cenaze törenini izleyenler açısından oldukça etkileyici olmuştur. Çünkü Atatürk, Savarona yatına sahip olmayı çok istemiş, hatta yatın yapılması sırasında, bir ara sabırsızlanmış ve “Bu Savarona’yı çok istedim, yoksa benim mezarım mı olacak?” demiştir. Nitekim olaylar onun tahmin ettiği şekilde gelişmiş ve bu yata ancak hastalığının ilerlediği bir dönemde sahip olabilmiştir. Bu manzara, Atatürk’ün ölümünden dolayı duyulan üzüntüyü bir kat daha artırmıştır.
Belirlenen programa göre, yabancı devletlerin savaş gemileri Yavuz Zırhlısı’na, Ada açıklarına kadar refakat etmiş, daha sonra başta İngiliz Malaya Zırhlısı olmak üzere bütün savaş gemileri birer birer Yavuz Zırhlısının sağından geçip, geri dönmüşlerdir. Bu sırada gemilerin subay ve erleri selam vaziyetinde sıralanmışlar, Yavuz Zırhlısı’nın güvertesinde bulunan Başbakan Celal Bayar ve generaller de bu selama karşılık vermişlerdir. Yavuz Zırhlısı 18.30’da İzmit’e gelmiş ve buradan Atatürk’ün naaşı Ankara’ya gönderilmek üzere trene nakledilmiştir. Tren, İzmit’ten sonra geçtiği bütün istasyonlarda bir süre durarak Bilecik, Eskişehir, Polatlı ve Etimesgut’tan sonra Ankara’ya ulaşmıştır. Hat boyunca, trenin geçtiği yerlerde halk geç saate aldırmaksızın, kimi zaman ellerinde meşalelerle, Atatürk’e son kez olsun saygısını sunmak istemiş ve onu gözyaşlarıyla uğurlamıştır.
Atatürk’ün naaşı 20.11.1938 günü Ankara’ya ulaşmıştır. Tören hazırlıkları naaşın gelmesinden çok önce başlamış, cenazeyi karşılamak üzere başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere birçok kişi istasyonda hazır bulunmuştur. Bu arada cenaze, tren henüz gara girmeden önce, uçaklar tarafından Etimesgut’ta karşılanmış, saygı uçuşu yapılmıştır. Saat 10.00’da tren gara girmiş, basın ve halk bu anı görüntülemek için yoğun bir çaba harcamıştır. Basında, Atatürk’ün naaşının bulunduğu vagonun üzerinin ve yanlarının büyük bayraklarla kaplandığı, vagonda yüksek rütbeli subayların kılıçlarını çıkardığı, Atatürk’ün tabutu önünde saygı nöbeti tutulduğu ve tabutun dört ucunda elektrikli meşaleler yakıldığı belirtilmiştir. Yine basında yer alan bilgilere göre, tren gara girdiğinde, İnönü vagona doğru yürümüş ve vagona girerek, başını eğmek suretiyle Atatürk’ün tabutunu selamlamıştır. Tabut daha sonra Orgeneral Fahrettin Altay’ın nezaretinde vagondan alınarak bir top arabasına konmuştur. Araba, istasyondan arkasından yürüyen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Mareşal Fevzi Çakmak, milletvekilleri, mülkî ve askerî erkân olduğu halde hareket etmiş ve büyük bir kalabalık arasında bu kısa mesafeyi ancak on sekiz dakikada tamamlayarak, Meclis binasına gelmiştir. Tabut orada etrafı çelenklerle dolu bir katafalk üzerine konulmuştur. Katafalkın üzeri beyaz tül bir ipekle kapatılmış ve onun da üzerine büyük bir bayrak sarılmıştır. Bayrağın bir ucu sütunların üzerindeyken, öbür ucu ise yerlere kadar uzanmıştır. Ayrıca katafalkın etrafında altı sütun bulunmakta olup, üzerinde meşaleler yakılmış, yüksek sütunlar defne dalları ve buketlerle donatılmıştır.Tabutun yerine konulmasından sonra İnönü, Bayar, Mareşal Fevzi Çakmak ve milletvekilleri tabutun karşısında başlarını eğmek suretiyle saygılarını göstermişlerdir. Saygı duruşuna, Ankara Palas’ın balkonunda bulunan yabancı askerî heyet başkanları da tabut katafalka konuluncaya kadar selam vaziyetinde durmak suretiyle katılmışlardır. Bu sırada halk da, yoğun bir şekilde yağan yağmura aldırmaksızın, ertesi gün sabaha kadar Atatürk’e olan saygısını sunmuştur.
Basında yer alan bilgilere göre, cenaze töreninin yapılacağı 21.11.1938 günü, yurt dışından gelen yabancı heyetler, milletvekilleri, askerler, bürokratlar, halk büyük bir hüzün ve saygı içinde bir araya gelmişlerdir. Saat 9.50’de Atatürk’ün naaşı bir top arabasına nakledilmek üzere hazırlıklar başlamış; yaverler katafalkın üzerindeki atlas bayrağı kaldırmışlardır. Tabutu götürecek olan 12 milletvekili iki tarafa altışar olarak dizilmişler ve tabutu top arabasına yerleştirmişlerdir. Saat onu on geçe top arabasının önünden saygı geçidi başlamıştır. En önde mızraklı süvariler geçmiş, geçiş sırasında subaylar kılıçlarıyla tabutu selamlarken, erler mızraklarını aşağıya doğru çevirmiş ve başlarını tabuta doğru dönmüşlerdir. Onları sancaklarıyla topçular, muhafız alayı ve Harbiyeliler takip etmiştir.
Saat 10.35’te yabancı devletlerin gönderdikleri kıtaların geçişi başlamış, Alman, Bulgar, Fransız, İngiliz, İtalyan, Yunan, İran, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya kıtaları Atatürk’ün naaşını bayrak ve kılıçlarıyla selamlamışlardır.
Yürüyüş sırasında Cumhurbaşkanlığı Orkestrası, Chopin’in matem havasını çalmıştır. Top arabasının hemen arkasında baştanbaşa siyahlar giymiş bir vaziyette Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan ve eşi, onların arkasında Cumhurbaşkanlığı kâtibi Hasan Rıza, Başyaver Celal ve yaverler, onların gerisinde Cumhurbaşkanı İnönü, arkasında TBMM başkanı Abdülhalik Renda, onun sağında Başbakan Bayar, solunda ise Mareşal Fevzi Çakmak ve onların arkasında da misafir heyetlerin başkanları, delegeler ve sefirler yer almışlardır.
Törene yabancı devletlerden, Afganistan, Arnavutluk, Almanya, Belçika, Bulgaristan, Çin, Danimarka, Mısır, İspanya, Estonya, ABD, Finlandiya, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Norveç, Hollanda, Polonya, Romanya, İsveç, İsviçre, Suriye, Çekoslovakya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Milletler Cemiyeti’nin, Fransız Suriye manda idaresinin ve Duyunu Umumiye’nin temsilcileri katılmıştır. Tören sırasında yapılan saygı geçişinde yaşanan ilginç bir olayı da burada belirtmek gerekir. Yaşanan bu olay, dış dünyada Atatürk’e karşı duyulan saygının ölçüsünü göstermesi açısından önemli olarak kabul edilebilir. Etnografya Müzesi’ne götürülmek üzere Meclis’ten alınan Atatürk’ün tabutu Halkevi’nin önünden geçerken o sırada Halkevi’nin müzeye bakan balkonunda bulunan bir asker
dikkatleri çekmiştir. Bu asker İngiliz Kralı’nı temsil etmek üzere törene katılmış olan Mareşal Bird Wood’dur. Mareşal, Türkiye’ye gelirken bacaklarından rahatsızlanmış ve yürüyemez bir hale gelmişti. Bu nedenle bir koltuk içinde balkona kadar getirilmiştir. Ancak bacakları üzerinde duramayacak kadar rahatsız olan Wood Atatürk’ün naaşı önünden geçerken, onu selamlamak üzere mareşallik asasına dayanarak ayağa kalkmış ve sol ayağı üzerinde durarak Atatürk’ün naaşını selamlamıştır. Bu sırada Wood, ayağını Türk toprağına basmak istediği için ayağının altına toprak da serpilmiştir.
Tören yürüyüşünde ayrıca milletvekilleri, askerî ve mülkî erkân ile 63 ilin üçer kişilik heyetleri de bulunmuş, bunlardan sonra okulların birer delegesinden meydana gelen taburlar ve onları takiben de bir piyade alayı yer almıştır. Bu arada uçaklar sürekli olarak geçiş yapmış ve toplar atılmıştır.
Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’ne taşınması sırasındaki tüm güzergâhlar halk tarafından hınca hınç doldurulmuş, halk adeta gözyaşlarına boğulmuştur.
Saat 12.00’da Atatürk’ün naaşı Etnografya Müzesi’ne ulaşmıştır. Müzenin önünde Atatürk heykelinin etrafında altı meşale yakılmıştır. Bu arada İnönü, Makbule Atadan, Abdülhalik Renda, Fevzi Çakmak ve Bayar Etnografya Müzesi’ne girmiş; onları takiben de yabancı heyetler kendilerine ayrılan yerlere yerleşmişlerdir. Atatürk’ün tabutu saat 12.25’te top arabasından indirilmiş ve 12 tümgeneral tarafından müzeye taşınmıştır.
Tabut, önce yeşil çuha kaplanmış bir kaide üstüne konulmuş, daha sonra da kaidenin üzerinde beyaz mermerden yapılmış olan, lahde yerleştirilmiştir. Bu esnada Makbule Atadan, İnönü, Abdülhalik Renda, Bayar, törene diğer katılanlar ve halk durmaksızın ağlamıştır.
(Atatürk'ün tabutunu top arabasına yerleştiren 12 milletvekili şunlardır:
Naşit Uluğ (Kütahya),
Mehmet Somer (Kütahya),
Eyüp Danişoğlu (Trabzon),
Kenan Ural (Manisa),
Hasan Ali Yücel (İzmir),
Hikmet Işık (Erzincan),
Hilmi Çoruh(Mardin),
Zühtü Akın (Kırklareli),
Galip Pekel (Tokat),
Hamdi Gürsu (İstanbul),
Osman Erçin (Manisa),
Arif Bayındır (İstanbul) )
Kaynaklar:
1. Tan, Akşam, Ulus, Cumhuriyet 20.11.1938;
2. Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor, Ankara, 2007, s.356;
3. Cumhuriyet Ansiklopedisi, Yapı Kredi Yay., C.I, 4. basım, İstanbul, 2003, s.297.
4.Tan, Akşam, Ulus 20.11.1938.
5. Atatürk’ün Yanı Başında Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları, Der.: Mustafa Kemal Ulusu, İstanbul, 2008, s.240;.
6. Orhan Bayrak, Büyük Nutuk’ta Kim Kimdir?, İstanbul, 2004, s.18.
7. Hüsrev Gerede’nin Anıları, Yay. Haz.: Sami Önal, 3. baskı, İstanbul, 2002, s.293-294;
8. Cumhuriyet Ansiklopedisi, s.298;
9. Atatürk’ün Cenaze Fotoğrafları, Milli Kütüphane Atatürk Arşivi.






