saatler arkamdan koşturuyor gibi. her şeye geç kaldım da en azından bitmeden yetişeyim gibi. sonsuz, dinmeyen bir endişe ve telaş var üzerimde. bardağa su doldururken bile hemen içmezsem böbreklerim kuruyacak gibi. zamanı bekleyemiyorum. kısıldım. saatler hem çok hızlı akıyor hem çok yavaş, yetişemiyorum.
eğer gidebilseydim çok uzağa giderdim
kolay kolay bitmeyecek, uzun bir yolculuk
yeşil, çiçekli sokaklar
hanımeli kokan huzur bahçeleri
sadece filmlerde ve mitolojide değil
gerçek hayatta da var bunlar kandırmayın beni
elle tutulabilir bir huzur var bir yerlerde
uzak bir yerlerde
çok uzak bir yerlerde
"Anlamıyorlar, nazlanıyorum sanıyorlar. Oysa hiçbir şey istemiyor içim."
"Anlamıyorlar, nazlanıyorum sanıyorlar. Oysa hiçbir şey istemiyor içim."
Bu yolda yürüdüğümden pişman değilim ama hak etmedim mi sence de bir deniz kenarında soluklanmayı?
Tek başıma da her şeyi hallediyorum ama insan arada bir saçı okşansın istiyor
gözlerimi gözlerine kilitledim
baktığın derinliklerin ağırlığı çökmüş gözlerine
yüklediğin büyük anlamlar anlamsızlıkların üstüne yıkılmış
yığılmış olanı toplamak yıkılanın işi midir, yoksa yıkılanı sevenin mi?
sevgi senin korktuğun kapı olmayı bırakana dek toplayamam yıkıntılarını. gelip geçen kadınların arkasından bakan düşüncelerin öldürmüş seni. her gece aynı göstermez ayın ışığını. ışığını söndürenlerin arkasında ışıkların kalmış, öldürme seven yerlerini.
güzelsin
bilinmedik bir sokak
tadılmamış bir içkisin
ne kadar sarhoş edersin
yollarının sonu nereye gider
sokağın nerden başlar
nelere dokunur ellerin
gözlerin neleri görür
niye eğilir dudakların
bilinmezin içinde en bilindiksin
öyle sıkı sarılır kolların
“İki karşıt duygunun tam ortasında, ruhumuzun her ikisinden de yorulup dinlendiği bir yer vardır sanki.” (s.321) -Platon, Devlet
"Şimdi unutmak istediğim her şey, bir zamanlar beni mutluluktan öldürecekti."
birileri bizi bu kadar sevecek mi Zambak? kızma hemen sevilmeyiz demiyorum, ah aman ne meraklısın sevilmelere deme, merak ediyorum sadece; acaba bir gün şiirler okuyacak mı birileri gözlerimizin arkasındakine bakarak? hep şiir sevmeyen, şiirden anlamayan, biz okuduğumuzda bile dinlemeyen adamlar için mi mürekkep tüketecek kalemimiz? aşık olacağın insanı seçemezsin Zambak. ama seveceğin insanı seçebilirsin. bunun da bir dozu var elbet, nasıl sevdiğine, sevmeyi bilip bilmediğine bağlı sevilmek. bırak yahu, öğlen saatleri daha yeni yeni geçmişken, yazın tam o saatlerin sıcağında, kışın tam o saatlerin kasvetinde ve mayhoşluğunda oturup karşına bir sigara yaksın, atilla ilhan'dan ufak bir mısra okusun kulağına istemedin mi; sevgiden, bedeninin ya da yüzünün değil, senin güzelliğinden bir sigara yaksın istemedin mi? birileri de sana onun ona baktığı gibi baksın istemedin mi? şiir gibiler dedin, sevgiden sokaklara dökülecekler, hastalanacaklar dedin. sen istemedin mi? sadece eğlenmek değil senin istediğin. iyi peki kafanı dağıttın. ya da topladın mı? dağıttıysan şimdi nasıl toplayacaksın Zambak? eğer topladıysan nasıl dağıtacaksın? toplu kafayla ömür geçiremezsin sen. siktir et. yak sigaranı, vakit akşamüstünü geçeli çok oldu.
ben artık ne söylediğinizle ve ne yaptığınızla değil sadece bana nasıl hissettirdiğiyle ilgileniyorum.


