gözlerin en iyi bişeydi benazir, en iyi bişeydi.
beni çooookk üzüyorsun diye başlayıp herrr şeyi anlatmak istiyorum sana, ama biliyorsun ben felaket bir korkağım. hele konu sen iken. delirmek üzere olduğumun farkındayım, olduğum noktayı bilmiyorum, benim bu hayatta seni sevmekten çooookk sevmekten başka ne dayanağım var, sana nasıl hangi yollardan gelinir hiçbirini bilmiyorum. hayatım, yine o korkunç zamanlardan birini yaşıyorum. bunun sonu yok, senin sonun yok. korkarım sen sonum olacaksın.
Neyi yanlış yapıyorum bilmiyorum. Birinin çıkıp şurada hatalısın demesine ihtiyacım var. Elimden ne geliyorsa düzeltmeye razıyım ama ben artık boşa kürek çekmek istemiyorum. Tam olarak sorunu bulup soruna doğru müdahale etmek istiyorum. Çok yoruldum. Neyi inatla yanlış yaptığımı bilmiyorum
göğsümdeki ağrı ve sırtımdaki kambur. tüm bunlardan apayrı yere koyduğum sen. beni mahvedeceksiniz.
bir gün bir şey oldu. bazı anların üstesinden gelemedim, susturamadım bazı şarkıları, bazı sözleri de silemedim zihnimden. öyle işte bir şeyler oldu yani, olamadım eskisi gibi. çiçeklere küstüm, bir de sana darıldım çokça.
şairin, "seni başkalarının mısralarında okurum diye çok korkuyorum" dediği,
düşünmekten kafamı duvarlara vurasım geliyor leylâ. anlayamıyorum, bir adam nasıl gider.
sen müthiş tahammülsün ve ben gecenin ikisi gibi zifiri bir korkaklığım.
biz seninle gülüşemedik, biz seninle biz olamadık, lügatımda böyle kalmış. ben senin hiçbir şeyin olamadım. arkadaşın bile.
"ne kâbustu ama. sonra bir akşam aniden bitti. saat sekizde onu seviyordum, saat dokuz olduğunda varlığına bile dayanamıyordum; iyileşmiştim."
sandım ki seni görürsem, özlemim geçer. öyle olmuyormuş. hani derler ya, odun atmakla ateş sönmüyor.
"Başka ne kaldı? Vatanım ve geleceğim gitti ve Leyla evlendi.."
Yer,Gazze/Filistin
bunu söylerken sanki her bir harf cam parçası olup dudaklarımı kesiyor. ama artık ben gerçekten seni sevmek istemiyorum. seni sevmeyi sevmiyorum. seni sevmiyorum. mavi tişörtünü seviyorum, çocuklarla oynamana aşığım. sol koluna taktığın saatini, elinde gezdirdiğin kırmızı dosyanı çok seviyorum. sana ait her şeyi. ama seni sevmiyorum. seni sevmeyi sevmiyorum. iğreniyorum.
olmaz dediğim ne varsa hepsi sende var. ben nasıl bir belaya battım. ben nasıl bu kadar kör oldum. nasıl hâla kör kalmak için deli gibi can atıyorum. neden konu sen olunca görmek istemiyorum. neden dünyanın en güzel şeyi senmişsin gibi hissediyorum. hayır değilsin. sen yanlışsın. yanlış. sen kırmızı çizgisin ve ben bir an önce kırmızı çizgiyi geçmemeyi öğrenmeliyim.
hassiktir. hayatım tam bu noktada. bak nasıl paldır küldür düşüverdin hayatımın ortasına. elimden bunu söylemekten başka hiçbir şey gelmiyor. içimden ve dışımdan 'hassiktir'. bu eyvah demek gibi sanki. ocakta yemek vardı, bu yanık kokusu nereden geliyor gibi. durağa vardığım an otobüsün gitmesi gibi mesela. hassiktir. elindeki eve dönüş bileti rüzgarda uçmuş sanki. aşık olduğunu anladığında o ağızdan çıkan ilk kelime, hasssiktir. delirmeye başladığını anladığın ilk an. deliriyor muyum dersin. her yerdesin ama aslında hiç yoksun. hiç olmadın. her konu bir şekilde sana çıkıyor, şu ağzımı yeter ki açayım söylediğim şey hep aynı, sen. yüzün gözümün önünden bir saniye bile gitmiyor. seni düşünmeye ara vermemek için uyumuyorum. her şeyde sen varsın. hayatım deliriyorum mu dersin?
hasssiktir derim.
biri bana dedi ki, o çok yorgun. onun yerine de yorulmak istedim.
sen ben de yaşa diye neleri öldürdüm kendimde ama sen seni aramadığımı bil. ben burada deşilen ciğerimin derdindeydim sen seni anında unuttum varsay. ben seni hala hatırlıyorum.

