@monarozan

gel dizlerime saçlarını seveyim

yankısıyım kendimden kopan bir çığın

artık bazı şeyleri aştım. mesela kaldırım taşlarının çizgilerine basmadan yürümek artık umrumda değil.

bu gece kaç dilek yetim kalmıştı, gözlerini geceye kilitleyenlerin dilinin ucunda?

''bir çiçeği büyüten sevgi, bir insanı değiştirmez mi sanıyorsun''

şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz gökyüzünün o meşhur maviliğinde.

“seni senden çalmışlar ne derin yalnızlık.”

perişan bir haldeyim fakat içimde kendimden bile sakladığım bir umut var

notalari bilmeyen kalbime, şarkılar öğretiyordu.

"aç bağrını, yaslayayım yorgun başımı."

ah maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgârlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?

Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.

piraye bir mektubunda ona “Kendine iyi bak, sakın benden evvel ölme!” demişti. Nazım, “Ben hayatımda bütün insanlık tarihine geçmiş muazzam sevdaların kitaplarını okudum. Hiçbiri, bir insana karşı duyabileceği sevgiyi bu kadar sade fakat müthiş bir azametle ifade edememiştir.” diye yanıt verdi.

✈︎Ruhum ölüm ile yaşamın kesiştiği uçurum kenarında oturmuş, acılarının dinmesini bekliyor...