Ne güzel demiş Zeki Müren:
Kalbimde arama eski yerini...!!!
Sen gözümden akan sele karıştın.....

Ne güzel demiş Zeki Müren:
Kalbimde arama eski yerini...!!!
Sen gözümden akan sele karıştın.....
Sonra anlıyorsun işte; yananla yakanın, üzenle üzülenin aslında aynı kişi olduğunu. Kendinin canını aslında yine kendinin yaktığını. Farkına varıyorsun ama o zaman da bir değeri kalmıyor artık farkına varmanın. Giden gitmiş ama giden hep senden gitmiş, eksilen hep sen olmuşsun. Hayat biraz da burda başlıyor aslında sana bir şeyler kazandırmaya, kaybederken kazanıyorsun. Kulağa tuhaf geliyor belki ama bazen kazandıkların kaybettiklerinden, bazen de kaybettiklerin kazandıklarından fazla olabiliyor ama hepsinin sonunda kendinle baş başa kalıyorsun. Diniyor o fırtına bir süre sonra, dağılıyor üzerindeki kara bulutlar, yağmur diniyor, etrafı toprak kokusu sarıyor ve karşında rengarenk bir gökkuşağı. İşte o an anlıyorsun her kötü gidişatın ardında bir güzellik doğduğunu ve toprak kokusunun güzelliğiyle, gökkuşağının görsel şöleniyle baş başa kalıyorsun. Hayat da öyle; yaşadığın onca acıdan, çektiğin onca çileden, hayatını alt üst eden onca insandan bir süre sonra toprak kokusunu almanın ve gökkuşağını görmenin umuduyla yaşıyorsun. Kabuk tutan yaraları sürekli kanatarak, bizi üzen insanları ısrarla hayatımızda tutarak, kaybetmemek için kaybedilmeyi göze alarak, sevmek uğruna sevilmeyi feda ederek bizler; ne o fırtınadan, ne de o kaostan kurtulabileceğiz. Bu uğurda ne toprak kokusuna ne de gökkuşağına kavuşabileceğiz. Umudumuz baki ama ya aklımızla, yüreğimiz arasında kalırsak bir gün? Yüreği yüreğinize denk insanlara çıksın yolunuz, yoksa gerisi ziyan...
Gider
Umudunu kaybeden herşeyini kaybeder.
Necip Fazıl O ve Ben isimli eserinde şöyle der: “Benim kalbim kırılmak içindir, başkasının kalbi ise okşanmak için.” Şuan ki hâlimin tasviri bu olsa gerek.
Nurullah Genç, rüveydâ şiirinin başlarında; "Alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru." diye yazar ve sona doğru gelince "at vuruldu; içim paramparça rüveydâ" der. Herkes bilmez fakat bu bir ölümdür.
100 defa söyledim sana hüzünlü değilim, mizacım böyle. Bak şarabımla beraberim. Çocukluğumdan beri hayaller kuruyorum. Şarabımdan ayrılmadan hemde. Ben şarabımdan ayrılmıyorum. O da bana bunca gidene rağmen hala hayal kurdurtmaya devam ediyor.
Ne olmuş yani büyük adam olamadıksa? Hayallerimizi satmadık ya?
Tanrı'ya el açıyorum ellerin için, ve bu da Tanrı'nın ellerinde...
kulakligimi takip, muzigi sonuna kadar acip sadece yurumek istiyorum her seyden herkesten uzaklasmaya ihtiyacim var
“Saygı olsun bu çelik atlıların göktuğuna, Tuğu kaldırmış olan orduların Başbuğuna!”
sözler verilir,sözler unutulur.
gün gelir,ihanet eden sadakat ister...
umurumda değil gibi ama içimden çok üzülüyorum
Hic bi guzellik iddiam yok ama sevgim ve enerjimle yarisamazsiniz
Sırf emek verdin diye binlerce kez şans tanıdığın, hayatından belli bir zamanı ona ayırdığın için arkanı dönüp de gidemediğin sırf o tanıdık hissi var diye vazgeçemediğin her şey koca bir yeter artık haline geliyor.