benim sevgi dilim,, düşünülmüş, özenilmiș, vakit ayrılmış armağan. günlerce aradım, saatlerce yürüdüm, senin için buldum, senin için yaptım / yaptırdım; bir sevgiyi hissetmenin ve hissettirmenin paha biçilemez biçimi. kulağa hoş bir şarkının sözleri gibi geliyor.
hiç üzülmediğim, kızmadığım bile bir durumda olduğumda birinden, herhangi birinden gelen merhamet duygusu benim gözlerimi dolduruyor. olduğum yere çöktürüyor. üzülmeye başlıyorum o andan itibaren. üzgünüüm belki de ayıp ediyorum ama merhamet de merhametsizlik kadar acımasız gelmeye başladı bana. biri istemeden güçlü yapıyor insanı, güçse eğer o. biri de istemeden güçsüzleştiriyor insanı ve o gerçekten güçsüzlük gibi tadıyor damağaıma.
bu bir kanundur bakın beni kötüleyen herkes bir gün benim kötülüğümü iyilik sayacak raddeye gelir kim benim hakkımda kötü konuşsa başına bir bok gelir kim beni kınasa daha beterine dönüşür inanmıyorsunuz ama söylüyorum ben cinliyim sizi ben bıraksam cinlerim bırakmaz
bir ara ne çok seviliyordum dünyanın en güzel kadınıymışım gibi bi histi bana bir ara kıyılmıyordu ne desem öyleydi o ara yere bir tüy bile düşse gülüm korktun muydu adım gözlerimi üst üste kapayıp açsam sen durgun musundu seni uyutayım mıydı bir şeye mi alındın özür dilerimdi adım sevde değildi o zamanlar adım benim adım o vakitler çok kötü bi şey oldu sana geldimdi korkma ben burdayımdı uyan kabus görüyorsun bak ben burdayımdı öyle bir şeylerdi sonra dedim ki yok benim adım sevde sen yanlış gelmişsin
İnsan bazen yamaçtan aşağı yuvarlanan bir taştır.
İnsan bazen kendi iklimine yabancı bir ağaç büyütür içinde.
buraya yazıyorum, beni midem öldürecek. ama yirmi yıl sonra ama üç gün sonra bilmiyorum, sebebim midem olacakmış gibi hissediyorum.
kendi hüznüne, kederine rağmen seni mutlu etmeye çalışan biri,, nimet gibi.
ne vardı sanki yıldızları bu kadar uzağa hapsedecek.
benim bu kamburu sırtımda taşıyacak gücüm mü vardı
denize vuran akşam kızıllığı ve yanıma seni diliyorum.
söylemezsen bilemem değil, sormazsan öğrenemezsin.
kısa nettir.

