garip bir his bu. sürekli seni düşünmek, seninle mutlu olduğumu düşünmek. aşka ya da biriyle mutlu olabileceğime inancım var en azından. ama sanırım ben bi şeylerin kötü yönünü düşünmeye alıştım.
Bilemezsin acının ne zaman geleceğini, seni ne zaman yakalayıp parmaklarını boğazına saracağını, bilemezsin. Güvendiğin liman yıkılırken hemde sen içindeyken o zaman anlarsın çaresizliğin ne demek olduğunu, o zaman anlarsın yapılan tanımların yetersizliğini. Bilirsin, öğrenirsin ama anlatamazsın. Çünkü kelimelerin ötesidir bu. Dahası yoktur.
Kendimi kaybolmuş hissediyorum. Yürüdğüm tüm yollar bir anda değişti yön değiştirdi sanki. Bir anda her şey alt üst oldu tüm dikkatim, tüm odağım dağıldı. Düşüncelerim buğulandı, gözlerim ileriyi göremez oldu. Aklımı karıştırdın öylesine hiç beklemediğim bir anda.
Gecenin yükü ağırdır her şeyden. Aldığın nefes sigara dumanı gibi yakar ciğerlerini, tıpkı alınan ilk nefesin yakışı gibi. Karlı kaplı bir yolun kıyısında evine nasıl gideceğini düşünürsün. O soğuk günde sıcacık yatağında yatmak ve gecenin sessiz uğultusunda gömülmek istersin. Ama kış ağırdır. Soğukluğuyla bilinir ama yakar geçer yüreğini. Kafanın içinde bir gürültü kendini kemirir durursun saatlerce... Ne sonunda ulaştığın bir cevabın olur ne de çıkardığın bir ders. Dipsiz bir kuyuya atlarsın, bir daha gün görmeyeceğini bilmeden. Bir çukura düşersin, lekesinin hiç silinmeyeceğini bilmeden. Çok uzaklara gidersin geçmişten kurtulacağını düşünerek fakat onun seni takip edeceğini bilmeden. Seversin seni en çok onların inceteceğini bilmeden. Gülersin son gülüşün olduğunu bilmeden. Güvenirsin sanki hiç yıkılmayacağını biliyormuşçasına ama en ufak sallantıda onun enkaz olacağını bilmeden. Her şeyi bilmeden alırsın hayatına sadece ihtiyacın olduğunu bilerek, sadece istediğini bilerek. Sonunda nereden bilebilirsin hayatın hile yapıp ayağına çelme takacağını nereden bilebilirsin seni bir uçurumdan aşağı atacağını veyahut seni ateşe verceğini. Bilemezsin ve işte bu bilinmezlik getirmedi mi seni bu hale? Bu acı, bu yara. Neden şimdi bu kadar güçlü bir kabuğun var? Korkuyorsun çünkü. Düşmekten, aldanmaktan, aldatılmaktan, yıkılmaktan, sevilmekten, gelenlerin gitmesinden, gidenlerin gelişlerinden. Bu yüzden kaçarsın onlardan, gelen tüm güzelliklerinden. Eskiden tedirgin olduğun ne varsa şimdi hepsi elinin tersiyle kenara attığın bir çöp çünkü. Kendini hapsettiğin o kafeste yaşamaya başlarsın birilerinin seni oradan çıkarabileceğini bilmeden. Tıpkı her şeyi bildiğimizi sanarak ama aslında hiçbir şeyi bilmediğiz gibi.
Kalan mı çeker acıyı giden mi?
Sordunuz mu kalana ne yaşadığını elinde kalan bir tutam anılarla
Ya da sordunuz mu gidene gitmeye kaçıncı kere karar verişindi
Kac kere tekrar döndün de yapamadın yine
Olmayınca olmuyormuş.
Kalmak ya da gitmek gidilen durağı değiştirmiyor
Yolun uzunluğunu değiştiriyor
Zamansızlığı arardım ben. Bir mevsimde zamanın yok olduğunu ve hep orada yaşayacağım günü düşlerdim. Sonbaharın naif esintisi bedenime değip geçsin ve ben yaprakların yere düştüğü o sokaktan sessizce geçeyim isterdim, ellerim cebimde ve yanaklarım hafif kızarmış şekilde. Hayaller tam o ağacın altında can bulurken mutluluk bizi kurtarır sanmıştım, yanılmışım. Karanlık günler gelmişti çünkü.
Gözlerime bak bir kere
Kaç kere heceleyebilirim gidişini
Halbuki gelişine kaç geceyi gündüz yapmıştım
Şimdi gündüzleri karartıyorum
Şöyle şimdi nasıl çıkılır bu enkazdan
Bir yol göster derdim, eğer hala yanımda olsaydin
Mistik bir gülümseme, biraz imalı
Kendime gülüyorum, her şeyi her zaman hayal edişime
Biliyorum bebeğim, sorun hiçbir zaman sende olmadı
Ben her zaman çok yer verdim
Çok zaman harcadım
Çünkü inanmak damarlarımda var
Bir kez elveda de bana
Bir daha hiç geleceğini düşündürmesin bana
Tüm umutlarımı yakıp yıksın
Terk ettiğin bu sonbaharda yapraklarımı dökeceğim
Ama yeni yaprak olur mu dallarımda
İşte bunu bilemem sevgilim
Tek bildiğim oturduğum bu loş ışıkta
Hayallerin her seferinde yeniden canlanması
Eskiden güvendiğim limanlar, sıcaklığına sığındığım kollar varmış. Şimdiyse kaybettim hepsini. Hepsine olan güvenimi.
Bekliyorum...
Ama sen hiç gelmedin.
Aynı gökyüzünde kaybduk.
Ve hiçbir zaman birbirimizi bulamadık.
İnsan büyüdükçe anlar; neleri kazandığını neleri kaybettiğini, gerçeği, yalanı. Büyüdükçe bakış açısı artar, bu zamana kadar biriktirdiği yapboz parçalarını birleştirmeye başlar ve büyük resmi görür yavaşça. Her bir sonraki yıl geçen yıl da bir şeymiymiş sanki gibi davranır. Çünkü öyledir insan büyüdükçe sorunları, hayalleri, engelleri, acıları, hisleri de büyür.
Sus şimdi, hiç konuşmamış gibi. Ne zaman mı konuştun? Bana anlattığın onca konuşma sadece benim gördüğüm bir rüya mıydı sadece? Sus şimdi, sanki konuşmuş gibi.
Öyle bir an gelir ki gözün geçmişe kaydığında fark edersin; korkularından kendine ev inşaa etmişsindir. Korkudan ev mu olur? Olur. Öyle bir evdir ki o sıcacık, fırtına çıksa, kıyamet kopsa orada saklanabilecek kadar ait hissedersin. Oradan uçup gittiğinde oranın eksikliğini hissedersin yüreğinde. Sızlar için. Derin bir nefes alırsın ciğerlerine oraya tekrar gidemeyeceğini bile bile.
Seni bir gün unutur muyum, bilmiyorum. Ama hatırlamak güzel olur, biliyorum. Özellikle de şarkılara seni sığdırmışsam.
Kafamın içinde onlarca konuşma var. Neden birini bile sana söylemedim, bilmiyorum. Sadece susmak ve izlemek en yaptığım şeydi. Belki de dahil olmamak, sadece bir figüran rolü oynamak senin için daha iyidir. Bunu hiçbir zaman bilemeyecek dahi olsam...
Bitti mi hikayemiz diye soracaktım ama başlamadan bir şey nasıl bitebilir şimdi bunu düşünüyorum.
Yoksa bu sadece giriş cümlesi mi?

