Avatar

Cher journal

@loneros

vue d'esquisse

Yine kovaladığım uykuyu tutmaya çalışırken buldum burada kendimi. Günler nasıl da geçip gidiyor öyle? Su gibi.. Ama ağırca tasarrufsuz tabii. Bulaşık yıkarken, annenin gelip “suyu az aç israf oluyor” demesi gibi. Aynı şeyler;bir yanda çok açılmış musluk ;israf edilen su,diğer yanda çok açılmış musluk misali ziyan olan günler..

Gariplikler,saçmalıklar,belirsizlikler ve kinler. Boğuyorlar vahşice ;suyun kaldırma kuvvetinden,zamandan daha güçlü.

Alakasız bir film şeridi gibi yanyana birçok sahne ama ucu ucuna değmiyor. Oysa ki her anı son anımızmış gibi yaşayıp tek bir film şeridine bağlı kalmadan “o” anı yaşayıp birbiriyle ucu kesişmese dahi ayrı film şeritlerinden alınmış en özel,en güzel sahneler gibi -evet birbirinden farklı ama anlamlı,özel ve kıymetli sahneler-. Bu sahneleri birleştirip de kendi film şeridimizi yaratabiliriz. Her gün birbirinin devamı olmak zorunda değil alakasız ve birbirini aralarında bağ olmadan takip eden stabil,durağan ve sığ olmamalı. Evet.

-Bize bir film şeridi lazım-

18.

İçimde ince bir sızı,

Benek benek.

Dilsiz bir akıl

Çığlık çığlığa kalmış bir kalp.

Hakikatin arzusuna yenik düşen

Günden güne içime akıttığım

Zehir kesilmiş eylemler.

Müthiş bir sağırlıkla

Dans eden bir çocuk

Çaresizliği yedinci kattan atlamış sanki

Af diliyor kendinden, topraktan.

"iyice düşününce, yıkmaktan biraz hoşnutluk duymuş olabilirim, ama düşündüğünüzün tersine, bu her zaman benim zararıma oldu. bir şeyleri yıkmıyor kendimizi yıkıyoruz. nefret ettiğim her nesnede kendimden nefret ettim, yok olma mucizeleri hayal ettim, günlerimizi toz ettim, zihin kangrenleri yaşadım. kuşkuculuk benim için ilkin araç ya da yöntemdi, sonra içimde yer etti, fizyolojime dönüştü, bedenimin yazgısı, en derin ilkem haline geldi; nasıl kurtulacağımı, nasıl öleceğimi bilmediğim bir hastalık oldu benim için. yok olmak ya da yaşayıp gitmek konusunda her türlü şanstan yoksun olan şeylere eğilimim var."

var olma eğilimi, cioran

"ben hariç etrafımdaki herkes canlıymış gibi hissediyorum. ama ben sanki yokum. şeffafım. görünmezim. diğerlerini görüyorum. ama onlar beni görmüyor."

conte d'été, eric rohmer, 1996