"We all are men, in our own natures frail, and capable of our flesh; few are angels."
-William Shakespeare

"We all are men, in our own natures frail, and capable of our flesh; few are angels."
-William Shakespeare
"Angels are bright still, though the brightest fell."
-William Shakespeare
Artemisia Gentileschi - Susanna ve Yaşlılar (1610)
Susanna ve Yaşlılar tablosunun hikayesi, Eski Ahit’in içerisinde geçmekte olup, hikaye İsrail oğullarının Babil’e sürgünü esnasında gerçekleşmektedir. Susanna zengin bir tüccarın karısıdır. Bir gün evinin bahçesinde banyo yaparken iki yaşlı adamın tacizine uğrar. Yaşlılar Susanna’dan teklif ettikleri isteklerini yerini getirmesini, kendilerini memnun etmesini isterler. Aksi takdirde Susanna’yı genç bir erkek ile zina ettiği suçlamasıyla karşı karşıya getireceklerini belirtirler. Susanna bu tehdide rağmen razı olmaz, yaşlılar ise bildirdikleri gibi Susanna’ya bu iftirayı atacaktır. Mahkeme tarafından yargılanan Susanna, zamanın kanunlarına göre ölüme mahkûm olur. Bu sırada ise olaya müdahil olan Daniel peygamber, yaşlıları ayrı ayrı sorgulayıp (çapraz sorguya çekip) gerçeği ortaya çıkaracaktır. Bu hikayenin ardından ilk Hristiyanlar için Susanna, bir iffet modeli haline dönüşecektir.
Susanna öyküsünün sanat tarihi açısından geçmişi, III. yüzyıl katakomb fresklerine kadar uzanmaktadır. Öykü, Quattrocento döneminde (1400′ler; Erken Rönesans Dönemi’nde) sanatçılar arasında bir popülerlik kazanacaktır. Susanna ve Yaşlılar öyküsü, birçok kişi tarafından birçok kez betimlenecektir. Lakin öyküye dair tasvirler, betimlemeler XVI. yüzyıl ve XVII. yüzyıla gelindiğinde bir değişim geçirecektir. Susanna, belirtilen yüzyıl ve sonralarında çıplak bir şekilde betimlenmeye başlanmıştır. Bu değişimin idrakini sağlayabilmemiz için dönemin sanat anlayışını kavrayabilmemiz gerekmektedir ki bu dönemi tanımlayan en güzel cümlelerden birisini John Berger kurmuştur: “Çıplak bir kadın resmi yapılıyordu çünkü çıplak bir kadına bakmaktan zevk duyuluyordu.”
Peki gel gelelim, yukarıda da belirttiğimiz üzere, Susanna ve Yaşlılar tablosunun birçok versiyonunun olmasına rağmen bendenizleri niçin Artemisia’nın çizmiş olduğu bu tabloyu sayfamda yer verdim. Çünkü benim dimağımda Artemisia, feminizmin en somut örneğidir, en güzel yansımasıdır. Artemisia Gentileschi, 1593 yılında İtalya’da dünyaya gözlerini açar. Babası Orazio Gentileschi, döneminin iyi ressamları arasında yer almaktadır. Genç Artemisia’da babası gibi iyi bir ressam olma yolunda ilerlemektedir. Orazio, genç Artemisia’yı günün birinde, dönemin ileri gelen ressamlarından Agostino Tassi’nin yanına, resimsel perspektif uygulamaları çalışmaları için gönderir. Tassi, dönem İtalya’sında bilindik bir ressam olmasının yanı sıra ensest ilişkiler içerisinde de adı çıkan bir ressamdır. Bir gün Tassi, Artemisia ile olan çalışmaları esnasında Artemisia’ya tecavüz edecektir. Bu tecavüz hadisesini öğrenen Orazio ise dönemin papalık makamında bulunan V. Paul’e Tassi’yi şikayet eder. Fakat bu mahkemede Artemisia haklı çıkmayı bir yana bırakın, dönemin geleneksel işkence yöntemleriyle oldukça ağır yaptırımlara çarptırılacak; Tassi ise suçunu itiraf etmekten kaçınacaktır. (Bu, Batı tarihinin muhtemelen ilk belgelenmiş tecavüz davasıdır.)
(Burada kısa bir şekilde 1997 yapımlı Artemisia adlı filme de değinmek gerekir. Çünkü bu filmde tecavüzün aksine Artemisia, hocası Tassi’ye dair bir yakınlık içerisindedir. Filmin en sorunlu tarafı ise sanatı, erotik bir duyumsallıkla sunmasıdır: Modeller, cinsel objelere; sanatsal kompozisyonlar, cinsel dramlara; sanatsal imgelere verilen tepkiler, pornografik uyarımlara dönüştürülmüştür.)
Artemisia’nın henüz on yedi yaşındayken çizdiği Susanna ve Yaşlılar tablosu içerisinde yer alan iki yaşlı figürden biri, Artemisia’nın hayatında büyük bir tahakküm kuran tecavüzcüsü, Tassi’nin bizatihi suretinden oluşmaktadır.
Artemisia’nın oluşturduğu Susannna ve Yaşlılar tablosu, kendisinden önceki ve sonraki yüzyıllarda oluşturulmuş Susanna ve Yaşlılar tablolarından farklı bir hüviyete sahiptir. Gelenekselleşen Susanna ve Yaşlılar tablosu betimlemelerinde öne çıkan çıplak kadın figürü, “görülmek” ve “görsel bir ziyafet” sağlamak üzere izleyiciyle buluşturulur. Yani geleneksel yorumda İzleyici, Susanna’yı yaşlıların gözünden görür. Diğer yandan geleneksel yorum içerisinde Susanna başka bir yöne bakmış veyahut bir suç ortağı imasıyla izleyiciye bakan gözlerle, sunulan bu röntgenci duruma karşı gelmez bir hava içerisinde bulunur. Hatta öyle ki bazı tablolarda Susanna, bu durumdan (röntgencilikten) hoşnut bir vaziyet içerisinde fırçada belirmiştir. Susanna, günaha davet eden, günahın asıl sorumlusu olan bir baştan çıkarıcı haline gelmiştir. İlk başlarda alışıldık havlusu ile tasvir edilen Susanna, gelenekselleşmiş tasvirlerde artık üzerindeki havludan dahi mahrumdur.
Böyle bir ortamda, tensel kaygılar gözetilerek tamamen bağlamından saptırılmış bir öykünün karşısında, karşımıza Artemisia çıkacaktır. Artemisia’nın fırçasından çıkan Susanna, röntgencilik pozisyonuna dair bir rahatsızlık yaratır ve bu duruma eleştirel bir yaklaşım sergiler. Artemisia’nın eserinde kullanılan mekanda dikkat çekicidir. Diğer geleneksel yorumcuların zevkler bahçesi şeklindeki rahat, yeşillik ve bitkilerle kaplı olan alanları, Artemisia’nın fırçasında soğuk ve rahatsız bir taştan banka dönüşmüştür. Bu taş bank, tehdit altındaki Susanna’nın deneyimini adeta somutlaştırır. Artemisia’nın tablosunda biraz daha gezindiğimizde şu ayrıntıda dikkatimizi çekecektir: Susanna’nın yüzünün ve bakışlarının yaşlıların bakışlarının zıt yönünde yer alması yaşlılar ile etkileşimin negatifliğine dönük bir işarettir. Mamafih Susanna’nın rahatsız ve çaresiz yüz ifadesi, rıza göstermediğinin en belirgin yönüdür. Artemisia izleyiciye röntgenci bir bakış sunmamıştır. “İzlenilen” tarafından farklı şekilde duyumsanmaktadır artık tablo: Bu bir dehşet sahnesidir.
Böylece Batı geleneğinde var olan röntgencilik söylemi, Artemisia’nın yapıtı ile karşıt bir söyleme dönüştürülmüştür. Feminist eleştirinin ortaya çıkışıyla birlikte ise kadın bir sanatçı olarak Artemisia’nın sanatı bütünüyle ele alınmaya ve bir dönüm noktası olarak addedilmeye başlanır. Sanatçı, erken modern dönem kadınları için de bir dönüm noktası olarak değerlendirilir: O, yetenekli bir kadının, neredeyse sadece erkeklere ait görülen bir meslekte, özgünlük ve farklılık yolunda ne denli büyük engelleri aşabileceğini kanıtlamıştır. Geleneksel yorumun başlıca ressamları olarak Guido Reni ve Tintoretto’yu emsal gösterebiliriz. Geleneksel yorumcuların fırçasında yer bulan Susanna ve Yaşlılar tabloları için aşağıda vereceğim makale’ye göz atmanız kâfidir. Artemisia Gentileschi’nin Susanna ve Yaşlılar tablosu hakkında, Artemisia hakkında ve Artemisia’nın diğer eserleri hakkında kısa bir okuma metni olarak bu makale iyi bir kaynak olacaktır.
Nurtaç ELÇİ AKPINAR, Görsel Ziyafete Başkaldırı: Artemisia Gentileschi, “Susanna ve Yaşlılar”
"Elini taşın altına koymadığı için kendinden daha adi biri tarafından yönetilmek kadar büyük ceza yoktur dünyada." (Platon, "Devlet", II. kitap, 347c)
"Doğru düzgün insanları yönetmeye iten de bundan korkmalarıdır: Yönetmeye giderken nimete konmak üzerelermiş ya da başlarına devlet kuşu konacakmış gibi değil, kendilerine denk veya kendilerinden iyi birine yönetimi emanet edememişler de iş başa düşmüş gibi bir halleri vardır."
(via okyanusunkiyisinda)
“ne olacak şimdi, ne olmuşdu, komşuda yangın çıkmışdı, sönmüştü, külleri uçuşmuşdu, başıma yağmışdı. bu çizgiler, bu aklar, o ani yangınından kalmadır, ne olduysa için-için ve neler de olmadıysa, hiçbir zaman demedimdi bir hiç için. o konak asıl şimdi yanmaktadır.”
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
“özgürlük dedim, burada çok büyük bir suç.”
suriye.
Burası şey değil mi ya? Türkiye..
ölümden korkuyorum. hayallere kavuşamadan, iyi ki yaşamışım bu hayatı demeden ölmekten. bu ne kadar ağır bir şey biliyor musunuz?