Avatar

İnsan derdine kadar koyarmış rakıyı.Yoksa anılarınız bir duble rakının ağzında  küçük küçük  göz yaşları bırakın masamın bir kenarına.

Avatar
Avatar
kemikkadin

  “O, benim güneş sistemim.” demedin ki o şarkıdaki gibi. Bugün, günlerden deliliğim. Üzülmeyelim, öpüşelim. Ranzanın tepesine tırmanıp beyaz tavana doğru elimi kaldırıyorum. “Gökyüzü, ne kadar da mavi. Şehri neden terk etmiyoruz?” Oda arkadaşım gözlerini devirip “Böyle bir şeye cesaret edebilir misin?” diyor. Duraksıyorum, böyle bir şeye cesaret edebilir miyim? Sokaklardan aşağı, caddelerden yukarı çıkıp şehrin kapısına varabilir miyim? Pusulam olmadan ve coğrafya bilgim bu kadar kötüyken, doğayla kavuşabilir miyim? Böceklerle anlaşabilir miyim? Elimdeki dergiyi karıştırıyor, Keltler hakkında bir kitap satın alıyorum. 

  Kalabalık bir masada oturup kahkahalara boğuluyorum, “Kötü rüyalardan uzak dur.” diye mırıldanıyorum. Etli noodle ve New York. Beni dinleyin. Adım Aurora Borealis. Bu benim gerçek adım değil. Okuduğum kitapların içinde yaşamaya çalışıyorum, kampüsün ortasında kahve falı bakıyorum. “Gideceğin yollar var ve birçok engelin.” Fiil çekimleri ile karşılıklı oturup sorunlarımızı tartışıyoruz, barışamıyoruz. Çatık kaşlı değilim, ciddiyetimi bozmayın benim. Yataklara düşüp derin uykulara dalamıyorum, senin yüzünden. “Kameraya bak, bize güzel bir şey söyle.” Sırıtıyorum, sakla beni istediğin yere. Tiyatro gecelerim, derin sevişmeler. “Tamam, ben kitap okumaya gidiyorum.”