genel
artık hiçbirinizden intikam almak gibi bir çabam yok ama istiyorum ki en mutlu anınızda, bana ait olan bir şeye rastlayın ve en az iki saat boşluğa dalın, sonra bir sigara yakın. geçti sanın, rahatlayın ama hiç geçmesin. kalbinizi sinsi bir kramp gibi yoklasın varlığım. eliniz, ayağınız birbirine dolaşsın. ben zaten kirliydim ama siz de temiz sayılmazdınız. işte şimdi kazandım.
kirpiklerimiz ıslak ama çok güzel gülüyoruz bu gece.
eski fotoğraflarıma baktığımda iç çekip kendime yazık etmişim demekten öteye gidemiyorum. hadi siz düşmandınız, yapardınız ama ben bunu kendime nasıl.
insan sevdiği birine veda ederken ne yapacağını bilemiyormuş. elleri titriyormuş sık sık, göğsü tekliyormuş. sesi hep ağlayacak gibi çıkıyormuş ve kirpikleri hep yaşmış. bunun yası beni aşmış.
çok özledim seni yemin ederim. bu kadar yükü yıkmaya gerek var mıydı omuzlarıma.
bazen sevdiğinle kalıyorsun ama sevdiğinle kalamıyorsun. buna da şiir yazılmaz ama iki bira açılır.
“onu ilk görüşümde, henüz hiç tanımıyorken ve bir gün seveceğimden habersiz, gayriihtiyarı dönüp ikinci kez bakmışım. aklın öngöremediğini kalp öngörüyor. ne acayip.”
ateşten yanarken geceleri alnına değen el olamadım. ağrıdan ter süzülürken şakaklarından, seni bağrıma basamadım. bir dağı yıktım, sana sarılamadım. beni affetme.
umarım sana sarılmak için uzattığım kolları kırmana değmiştir.
“her ayrılık zor, bin yıldır söyler dururum.”
