Avatar

kuran-ve-risalei-nur

@kur-an-ve-risalei-nur

herşey ALLAH'IN takdir-i iledir
Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Yıldızları herdaim ruhumda hissederek yüce bir duygu ve engin bir atmosferin içinde bulurum kendimi... Onların bize uzaklığı ve sadeliği pırıl pırıl hakkı zikrederek gökyüzünü okşamaları mest ederek tefekküre sevk eder beni.

Gece yıldızlardan esinlenerek iz bırakanlara destek olacakmış gibi ilham vermeye devam etmekte,

Kuşlar bile aynı gökyüzünde süzülmekte ama serçenin dünyası başka,

Karganın dünyası başka...

Yıldızları insan olarak düşünüyorum bazı an,

Sonra vazgeçiyorum,

Gökyüzü onlara dar gelir ve sığınacak bir yer bulamaz diyorum...

Sonra insanı denizin derinliklerine sığdırmaya çalışıyorum ama ona da kararsız kalıyorum,

Onlarca balığa zarar verir diyorum yine vazgeçiyorum...

Bence insan toprak üzerinde yaşamayı hak ediyor,

Ancak insan sığdırılamaz hiçbir yere ve ne toprak kabul ediyor, ne su, nede yıldızlar...

"Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok,

Ruhunuzu satmayın yeter "

düşüncesindeyim.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Vazgeçmek nihayetinde irademizle verdiğimiz bir karardır. Vazgeçmek aslında bir tercihtir seçimdir.

Allah için vazgeçtiğin,

Allah’ın takdiri rızası uğruna vazgeçtiğindir, yani tercih ettiğin Allah’ın rızası ve memnuniyetidir! Bu da her müminin en temel arzusu olmalıdır!

Eşimizi, işimizi, dostumuzu, yaşadığımız yeri, yaşam tarzımızı kendi tercihlerimizle belirleriz. Peygamberler ömürlerini Allah’ın rızasına uygun bir şekilde sürdürmüşlerdir. Onlar kendinden geçmediler mi?

Mesela ateşe atılırken, taşlanırken veya dışlanırken?

Evladını kurban etmeye dahi razı olmadılar mı? Dostlarını nasıl seçtiler?

İşte vazgeçtikleri de ortada seçtikleri de!

Allah hepimize Allah için vazgeçmeyi vazgeçebilmeyi nasip etsin,

Allah’ın rızasını tercih etmeyi nasip etsin!

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

"Cismim içre candır, Fatıma." dermiş.

Öyle bir can ki, risalet evinin babasına en çok benzeyen çiçeği.

"Babasının annesi" dediği can parçası...

Hz Hüseyin ve hz. Hasan'ın cennet kadınlarının sultanı olan anaları... İlmin kapısı Hz. Ali'nin biricik zevcesi.

Ne bahtiyar saymıştır kendini, topuklarının değdiği kum taneleri...

Kendinden geçmiştir, dokunduğu hurma yastık, solgun abadan örtü.

Kimbilir keç kere saçlarını okşayıp öperken Fatıma'nın, cennet kokusunu ciğerlerine doldurdu efendimiz (a.s.m.)...

Fatıma Zehra'nın narin kolları kimbilir kaçkere dolandı babacığının mübarek boynuna.

O gülün bağrından filizlenen tomurcuk, nasıl ayrıklaşabilir, nasıl bu vuslatı muhabbet firaklaşabilirdi?

Değil miydi o yüzden Fatıma annemiz yeni bir yuva kurunca "Keşke daha yakın olsalardı" deyip

evleri birbirine yaklaştırması fakat yine mutmain olmayıp Fatıma'nın duvarına bakan hanesine, bir pencere açtırması...

İşte biz böyle eşsiz bir merhamet ve sonsuz şefkat abidesi gönlünün eşiğine varıp dikilmişiz ya Resulullah!

Sen bizi de canlar cananı kızının başını alıp mübarek göğsüne yasladığın gibi bas,

rahmet pınarı bağrına.

Virane ruhumuzu bir baba edasıyla kucakla... Yaklaştırdıkça yaklaştır, incinmiş gönlümüzü muhabbet umanına.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Hissedebiliyormusunuz

Ömrümüz buz misali eriyip gidiyor..

Tıpkı Asr súresin de,

İnsan gerçekten ziyandadır.

dediği gibi...

Halimiz tıpkı Sermayesi buz olan adamın hali gibi.

Zaman asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor.

Saniye saniye...

dakika dakika...

Ömür buzumuz eriyor...

sattık sattık, satamazsak eriyip gidiyor ömrümüz,

gençliğimiz, güzelliğimiz,

Sağlığımız, boş vaktimiz.

Kıymetini bilip değerlendirebiliyorsak ne âlâ,

Boşa geçip gidiyorsa ömrümüz eyvahlar ola.

Ölenlerden, yok olup gidenlerden,

söyleyipte söylemez olan dillerden,

haber gelmeyen yerlerden,

Vedasız gidişlerden ibret alabiliyorsak ne âlâ,

değiştirmiyorsa halimizi, etkilemiyorsa bizi,

İşitmiyorsa kulaklarımız,

titremiyorsa kalplerimiz ölülerden say gitsin geçmiş ola...

Akşamınız hayr olsun

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Bir zamanlar, Belh’te büyük bir kıtlık meydana gelmişti. Öyle ki, açlıktan bütün halk tam bir fâciânın eşiğine gelmişti. Çektikleri dert ve ızdırabtan dolayı kalpler yorgun düşmüş, sıkıntı ve yokluk yüzünden sîmâlara hüzün çökmüştü. Gönüllerden taşan sessiz feryatlar, duâlar hâlinde gökyüzüne yükselmekte, akıttığı kanlı yaşlarla gözler toprağı sulamaktaydı.

Lâkin ne tuhaftır ki, çarşıda, ahâlînin bütün bu kederli hâline bir nebze bile aldırış etmeden dolaşan, yüzünde güller açmış, neşeli meczup bir köle vardı. Onun bu davranışına bir mânâ veremeyen yerli halk, başına toplanarak biraz şaşkın, biraz da kızgın bir üslûb ile o köleye hitâben:

-Bütün insanlar mahzun iken, sen bu derece şen şakrak olmaya utanmıyor musun? Niçin bu kadar gülüyorsun?” diye sordular.

O meczup köle, kendisine yöneltilen bu suâle, yine mütebessim bir çehre ile şu mukabelede bulundu:

-Ben hiç dert ve kasâvet çekmiyorum. Zira bir köyü ve çiftliği bulunan bir ağanın kölesiyim. Onun güven dolu idâresi altında huzurla yaşamaktayım. Onun gücü, benim gönlümdeki meşgûliyeti ve derdi ortadan kaldırmıştır.

Bu manzaraya şâhit olanlar arasında Şakîk-i Belhî de bulunuyordu.

O kölenin vermiş olduğu cevâbı duyduğunda, hikmet dolu bu ifâde karşısında birdenbire sarsıldı, tevekkül ve teslîmiyet ufkunda, daha kat etmesi gereken ne kadar da çok mesafe olduğunun idrâki içerisinde derin düşüncelere daldı.

Bir müddet sonra da dilinden dökülen şu cümleler gönlüne tercüman oldu:

-Yâ İlâhî, Sen ne kadar yücesin!

Şu köle, bütün kâinâta nisbetle iğne ucu kadar bile olmayan bir köye sahip olan, kendisini himâye edecek efendisi olduğu için bu kadar neş’elidir.

Ey Rabbim! Sen ki, Mâlikü’l-Mülkʼsün, mülkün yegâne ve gerçek sahibisin, rızkımızı vereceğini de tekeffül etmişsin.

Buna rağmen şu bizim kalbimizi bu kadar çok dert ve ıztırap içinde bırakan gafletimiz neyin nesidir?

Rivâyete göre,

işte bu hâdise neticesinde Şakîk-i Belhî Hazretleri, dünyevî endişeleri bir kenara bırakarak kendini tamamen Hakk’ın yoluna verdi. O günden sonra esbâba tevessül edip, yani sebeplere sarılarak rızkını kazanmaya çalıştı.

Rızık endişesini, hiçbir zaman kalbinin ucundan bile geçirmedi.

Ömrünün sonuna kadar huzur içinde yaşadı.

O var...💜

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Bazen Peygamberim Aleyhisselâtüvesselâm'ın amcası Ebu Talip aklıma gelince üzülürüm.

Nasıl iman etmedi diye.

Düşünün ki İslama ve Rasûlullah aleyhisselâtüvesselâma en büyük yardımlardan birini o yapıyor. Allah Teâlâ farklı bir sebep de yaratabilirdi ama müslümanlar ilk dönemde onun sayesinde rahat ediyorlar.

Yeğeninin asla yalan söylemediğini, hakkı getirdiğini biliyor.

Müslümanlara yapılan boykotta o da zorluk çekiyor, bu dinden değilim zaten deyip bırakıp kavmine gitmiyor.

Belki de bizim yardım etmediğimiz kadar İslâm’a yardımı dokunmuş fakat iman etmiyor.

Son anda dahi etmiyor.

Sonra bakıyorsun Vahşi bin Harb. Rasûlullah Aleyhisselâtüvesselâm'ın amcasını, İslâm'ın parlayan yüzünü Hamza radıyallahu anhı mızrakla öldürerek kalbini söküp alarak şehid ediyor..

Bir süre sonra müslüman oluyor. Ve sonra kimi öldürüyor?

Yemame savaşında Rasûlullah aleyhisselâtüvesselâm'dan sonra çıkan yalancı peygamberi...

Kendisi rivayete göre şöyle diyor;

"Cahiliye zamanımda insanların en hayırlısını, Müslüman olduktan sonra da insanların en şerlisini öldürdüm."

İman dünyanın en alçak insanın İslam'dan önceki günahlarını sildirip nasıl da ona izzet veriyor.

Sübhânallah.!

Hidayet böyle bir şey, bazen insan ilişkilerinde iyi olan yardımsever ahlâkî kurallara uyanlara bakıyoruz hidayet nasip olmuyor. Bazen de dünyanın en kötü, bütün kirli işleri yapanlarına hidayet nasip oluyor.

Ve böyle durumlarda insan şu ayeti anlıyor;

"Şübhesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir.

Çünkü O, hidâyete erecek olanları en iyi bilendir."

📚Kasas Súresi, 56. Âyet

Ya Hâdi!

Kalbimizde rehberliğini daim eyle!

Bize gösterdiğin Hidayet yollarını farketmemizi, algılamamızı kolaylaştır, “Hâdi” isminle anlayış kabiliyetimizi arttır ya Rab!!

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardır.

Bu; İnançtır.

Babalar yavrularını havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler.

Çünkü babaları onu tutacaktır.

Bu; Güvendir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ancak yine de ertesi güne dair planlar yaparız.

Bu; ümittir.

Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır.

O da hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar.

Ancak unutmayalım ki hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyada salih amel işleyen insan yolun, yolculuğun ve yolcunun anlamını dünyayı vatan kılarak değil, dünya vatanının neyin temsili olduğunu bilerek yaşar.

Şairin dediği gibi;

Durun kalabalıklar!

Bu cadde çıkmaz sokak…

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Hz. İbrahim a.s nice peygamberlerin soyundan geldiği kişi olmasıyla beraber, Allah'a olan itaatin ve teslimiyetin örnek oluşturabilecek derecede sergilemesi birçok alanda peygamberlere öncülük etmiştir. Zira O Tevhid uğruna davasından vazgeçmeyi reddetmiş ateşe atılmayı tercih etmiştir.

Yaşadığı süre boyunca zorluk çekmenin ne demek olduğu ve nasıl davranması gerektiği konusunda örnek tutum sergileyen Hz. İbrahimin bu âyette oğlu ile beraber zorlu imtihan sürecinden geçirildiği ibretlik bir biçimde anlatılmıştır.

Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail a.s büyüyüp çalışıp çabalayacak yaşa geldiğinde bir gün rüyasında oğlu hz. İsmail Allah'a kurban ettiğini gördü, fakat bu rüyanın şeytânî mi, Rabbanî mi olduğu hakkında endişe etti, ancak birkaç gün daha aynı rüyayı görünce onun Allah katında kendisine tanınan bir imtihan olduğunu anladı hemen Oğluna ip ve bıçak

almasını, birlikte dağa çıkıp odun

getireceklerini söyledi. Zaten baba oğul sık

sık yakınlardaki dağlara gider, oradan odun

getirirlerdi.

Hz. ismail ip, balta ve bıçak aldı. Hazırlıklarını gördüler. Beraberce yola çıktılar.

Allah'ın dostları en ağır sınavlardan geçiyordu.

Babası, ismail'e yaklaştı ve şöyle dedi:

"Ey yavrucuğum, seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Buna ne dersin?" ibrahim (a.s)'e teslimiyet abidesi halim bir oğul verilmişti.

Babasına: "Ey babacığım, ne

emrolunuyorsan yap! Sen, beni inşallah

sabredenlerden bulacaksın" dedi.

📚🔖Sâffât Súresi, 102

Bu husus gerçek bir surette bir insanın boğazlanmasına dair bir emir değildir.

Hz. İbrahim’in Allah'a olan bağlılık derecesini test etmenin neticesinde diğer peygamberlere ve tüm inananlara karşı örnek sonucu sunmak içindir.

Hz. İbrâhim gördüğü rüyayı henüz hayatının baharında olan biricik yavrusu sevimli İsmâil’e açınca,

o peygamber namzedi çocuğun verdiği cevap Allah’a teslimiyetin zirve noktalarını gösteren ve çağlar boyu mü’min gönüllerde

“Âh teslimiyet!” ateşini alevlendiren bir mâhiyet arz ediyordu.

Daha sonra Hz. İbrahim, oğlunun gözlerini bağladı. Onu kurban etmek üzere sağ yanının üzerine yatırdı Bıçağını çekti.

Oğlunun boğazına sürdü.

Ama bıçak kesmemişti.

Hz. Ismail, babasına kendisini yüz üstü döndürmesini ve yüzünü görmemesini söyledi. Sanıyordu ki babası onun yüzünü gördüğü için dayanamıyor ve bıçağı bastıramıyordu.

Hz. Ibrahim, oğlunun dediğini yaptı.

Onu yüzüstü döndürdü ve bıçağını bir kere daha sürse de bıçak yine kesmedi.

Hz. ibrahim'in ve ismail'in bu samimi teslimiyetleri ve itaatleri Rabbimiz tarafından kabul gördü.

Ve onlara şöyle seslenildi

"Ey ibrahim! Gerçekten rüyanı doğrulayıp onayladın. Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Bu gerçekten çok açık bir imtihandir."

📚🔖 Sâffât Súresi, 103-106

onların bu tavrına karşı Allah c.c "Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik."

Saffat Súresi 107. Ayette buyurarak kendi katında kurbanlık

edilecek bir hayvanı bahşetmiştir.

"Ve ona büyük bir kurbanlık ile fidye de verdik. Yani İbrahim (as)'e oğlunun yerine kesilmek için büyük bir kurbanlık kurtuluş fidyesi de verdik.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Allah c.c Kuranı Kerimde İbrahim aleyhisselamın “Ben batıp gidenleri sevmem” cümlesinden bahseder bizlere.

İbrahim a.s yaşlıyken vefat etmiştir ve o yaşına kadar muhakkak birçok olay yaşamıştır. Peki neden Rabbimiz c.c bu cümleyi bizim öğrenip tefekkür etmemizi ister ?

Ben batıp gidenleri sevmem...

Evet insan şunu bilmelidir ki gönlünün merkezine Rabbimizden başka

koyduğu her ne varsa o kaybolmaya mecburdur.

Rabbimiz haricindeki herşey ve herkes kaybolmaya, batmaya, bizi yarı yolda bırakmaya mecburdur. Bu sebeple insan değer dediğimiz olguyu batıp gidenlerden beklememeli.

Bugün var yarın yok olacak fıtratta yaratılmış herşeyin kendisi zaten muhtaçken nasıl senin muhtaçlığını giderebilir ?

Evet duygularımızı doyurmayada muhtaçız.

Biz en büyük hatayı batıp gidenlerden medet umarak yapıyoruz. O bana değer vermiyor, o beni sevmiyor, bu neden benim olmuyor diye kendini yıpratma. Çünkü zaten böyle bir fıtratta yaratılmış olandan fıtrat dışı bir hareket beklenemez.

İbrahim a.s ben batıp gidenleri sevmem dedikten sonra Rabbimiz c.c iman ediyor. Halilullah yani Allah'ın dostu diye bir sıfata mazhar oluyor. Rabbimiz onu dost diye nitelendiriyor. Şu güzel makama bakar mısınız ? Herkes size düşman olsa ama Rabbimiz size dostum dese bu mutlu olmaya yetmez mi ? O’na dost olabilen ne zaman bedbaht olmuş ? O’na düşman olan er ya da geç mahvolmuş.

Öyleyse sakın kendi değerimizi insanlara göre belirlemeyelim.

Demirci elmastan anlamaz. Elması alıp kıymetini bilecek kuyumcuya götürmek gerek.

Hepimiz çok kıymetliyiz çünkü Rabbim böyle söylemiş.

İnsanı en güzel surette yarattım, yeryüzündeki halifelerim kıldım buyurmuş.

Böyle bir değerin farkında olan mümin “onlar kınayıcıların kınamasından korkmazlar” ayetindeki mümindir.

Ne zaman batıp gidenlerden birisi ya da birşey bizim gönlümüzü kırıp gözyaşını akıtacak olursa hep bunu hatırlayalım.

Rabbin seni seviyor sende O’nu sev diye Kuranı Keriminde kendisini sana anlatıyor buluşmak için bizleri namaza davet ediyor.

Şimdi icabet etmek ya da etmemek sana kalmış.

Sana yakışan, bize yakışan gerçekten batıp gitmeyen,

bizi seven,

nimetlendiren Rabbimize dönüş yapmak ona dost olmaya çabalamaktır.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Umutluyum!

Birbirine karşı saygılı, birbirini kırmayan, ötekileştirmeyen,

kendinden olmayana hor gözle bakmayan, dünya için kırk takla atmayan,

ardından kuyu kazmayan, değer bilen,

gönlüyle yaşayabilen insanlığın var olacağına dair umutluyum.

Umutluyum!

İyiliğin hüküm sürdüğü,

kardeşliğin olduğu, acımanın merhamet duygularımızın yoğun olduğu,

Birbirimizi çıkarsız Allah için sevmeyi,

Irk, dil, makam, güzellik, mâl mülk gözetmeden,

tüm canlıların yaşam hakkının olduğuna idrakin var olduğu bir dünya olacağına dair umutluyum.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Dünyanın çirkinlikleri bizi kendine benzetmekte muktedir mi, yoksa biz güzel kalmakta, güzellikte kalmakta sabit kadem olabiliyor muyuz?

Herkes nefret etmeye koşarken, veçhimizi sevgi istikametinde tutabiliyor muyuz?

Herkes herkesi harcamak hevesiyle yanıp tutuşurken biz insan ve insanlık biriktirmekte kavi durabiliyor muyuz?

Yapamıyorsak, ortamın baskın duyguları bizi peşinde sürükleyecek demektir.

Bizi kendi hakikatimizden, hak istikametimizden başka yerlere götürecek demektir.

Yapabiliyorsak, sevgimiz bizi can toprağımızdan beslemeye devam edecek demektir.

Sevgi hakikat toprağında filizlenen bir çiçektir çünkü, güzeldir ve güzelleştirir.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Umeys'in kızı Esma'dan nakledildi. Dedi ki:

Resulüllah (s.a.v) bir gün Hz. Aişe (r.anha)'nın evine girdi.

Kızkardeşi Esma yanında idi.

Üzerinde vücudunun hertarafını örten ve yenleri geniş bir elbise vardı.

Resulüllah (s.a.v) onu görünce kalkıp dışarı çıktı.

Hz. Aişe (r.anha) kızkardeşine "buradan uzaklaş Resulüllah (s.a.v) sende hoşlanmadığı bir şey gördü" dedi.

Hz. Esma uzaklaştı arkasından Resulüllah (s.a.v) içeriye girdi.

Hz. Aişe (r.anha) niçin kalkıp gittiğini sordu. Resulüllah (s.a.v) de elbisesinin yenini sadece parmakları görünecek şekilde ellerinin üzerine çekerek şöyle cevap verdi:

"Kızkardeşini görmedin mi? Müslüman bir kadın Şurasından başkasını gösteremez."

📚Mecmeu'zzevâid

Bu hadis-i şerif'ten Hz. Esma'nın giydiği elbisenin bedenini örttüğünü, fakat kollarında açıklık olduğunu bunun üzerine Resulüllah (s.a.v) bu kıyafetinden hoşlanmadığını, ellerinin üstünün parmaklara kadarda örtünmesi gerektiğini islam alimleri anlamışlardır ve de böyle ifade etmişlerdir.

"Ey Peygamber!

Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar.

Allah, Gafûrdur, Rahîmdir."

📚🔖Ahzab Súresi, 33/59

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

"Sultan-ı Kâinat birdir.

Her şeyin anahtarı Onun yanında, her şeyin dizgini Onun elindedir.

Her şey Onun emriyle hâlledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

📚🔖Risale-i Nur

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Olur ya öyle hangi yana dönsen kapılar hep kapalıdır.

Gecenin en karanlık vakti gibi çöker üstüne imtihanlar.

Kime içini açsan rahatlayamazsın. Nereye, hangi sebebe başvursan tatmin olamazsın. Ama unutma ki

gecenin en karanlık vaktinden sonra sabah çok yakındır.

Ve duaya sarıl çünkü yeryüzündeki bütün planları alt üst edecek, her şeyi tersine cevirebilecek en büyük güçtür dua.

Ve unutma güzel insan ; dua edebildiğin kadar kul,

ümit edebildiğin kadar insansın...

Selametle

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Biliyorum;

Geceyi yaratan, sonra üzerine güneşi doğdurarak karanlığı aydınlatan,

Affeden, Bağışlayan, Merhamet sahibi ALLAH’ım!

YOK, SEN'den başka gidecek kapım...

SANA GELDİM....

İşte Ey RABB'im !

Doğunca ''Ümmeti Ümmeti'' diyen,

Habibinin dilinden dökülen inci taneleriyle SÜSLEDİM TEVBEMİ..

Hani O buyurmuştu ya;

''Benim ŞEFAATİM ümmetimin büyük günahı olanlarınadır..'' diye...

Ben de tevbemi O'nun şefaat dilekleriyle süsledim..

......''ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED''.......

Sen KABUL ET EY RABB'im !...

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Umeys'in kızı Esma'dan nakledildi. Dedi ki:

Resulüllah (s.a.v) bir gün Hz. Aişe (r.anha)'nın evine girdi.

Kızkardeşi Esma yanında idi.

Üzerinde vücudunun hertarafını örten ve yenleri geniş bir elbise vardı.

Resulüllah (s.a.v) onu görünce kalkıp dışarı çıktı.

Hz. Aişe (r.anha) kızkardeşine "buradan uzaklaş Resulüllah (s.a.v) sende hoşlanmadığı bir şey gördü" dedi.

Hz. Esma uzaklaştı arkasından Resulüllah (s.a.v) içeriye girdi.

Hz. Aişe (r.anha) niçin kalkıp gittiğini sordu. Resulüllah (s.a.v) de elbisesinin yenini sadece parmakları görünecek şekilde ellerinin üzerine çekerek şöyle cevap verdi:

"Kızkardeşini görmedin mi? Müslüman bir kadın Şurasından başkasını gösteremez."

📚Mecmeu'zzevâid

Bu hadis-i şerif'ten Hz. Esma'nın giydiği elbisenin bedenini örttüğünü, fakat kollarında açıklık olduğunu bunun üzerine Resulüllah (s.a.v) bu kıyafetinden hoşlanmadığını, ellerinin üstünün parmaklara kadarda örtünmesi gerektiğini islam alimleri anlamışlardır ve de böyle ifade etmişlerdir.

"Ey Peygamber!

Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını alsınlar. Bu, onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar.

Allah, Gafûrdur, Rahîmdir."

📚🔖Ahzab Súresi, 33/59

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Sabah namazıyla başlanan, güneşle birlikte aydınlanan cuma günlerinin lezzeti bir başka. İçinde sanki farklı bir nur, bir giz var ki insanı tatlı tatlı ümitlendirip mest ediyor. Biz insanlara da o ânları dualarla ve muhtelif ibadetle süsleyip taçlandırmak kalıyor.

Bugünlerde kalbime hep aynı dualar geliyor.

Bir süredir isme özel dua ettiğim güzel insanların öncesinde gönül iklimimde bu dualar beliriyor. Ben de önceliği onlara veriyorum ki zaten her biri bunu apaçık hak ediyor.

İlki, "Peygamberlerimizin senden istediği her şeyi biz de senden istiyoruz.

Onların sana sığındığı her şeyden biz de sana sığınıyoruz," duası. Böyle kapsamlı, bu denli korunaklı bir duayı bizlere ilham ettiği için Allah'a hamd olsun.

Zira istesek, listelemekle bitmeyecek nice arzu var kalbimizde.

Sakınsak, kaçınacak ne çok şey. O nedenle, güzel önderlerimizin zaten kendi yaşamlarında tecrübe ettiklerine bakıp, onların dilediklerini dilemek en akıllıcası ve belki en pratik olanı.

Bir diğeri, "Senden gelecek her hayra muhtacım," duası ki bu güzel cümlenin yeri ayrı zira Yaradan'ın güzel kelamında geçiyor ve insana yine tastamam bir dua armağan ediyor. Güzel Rabbimizin bize ikramı olan ne çok şeye, hatta sayısız şeye ihtiyacımız var!.. Ve o öyle ihsan sahibi ki,

lütfediyor bize istemenin aklımızın ucundan bile geçmediği güzellikleri dahi... Elhamdülillah.

Gün içinde böyle güzel dua ilhamlarıyla kalbimizi paklıyor, şenlendiriyor, ferahlatıyor Allah.

Bugün bi' kulak verelim gönlümüze, ilham edilen güzellikleri dillendirelim de hem ruhumuz lezzet alsın, hem bedenimiz şifalansın.

Böylece tüm varlığımız nurlansın inşaallah.

Günümüzü bereketli, keyifli ve şükür dolu geçirmek duasıyla.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Ey Rabbimiz Sen ki; Âmirsin,

emredensin.

Bir kün emrinle âlemler kurar,

bir kün emrinle âlemler yıkarsın..

Alemler içerisinde âlemler yaratır da,

âlemler içinde âlemler kaybolur yarattığın karadeliklerde...

Kalbime dünyalar veren de, verdiğin bu dünyaları yıkan da Sensin..

Kalbimde kara delikler verme Rabbim..

Artık yıkma ne olur!

Kaybolmasın sevdiklerim!..

Kurduğun küçük samimi dünyamdan ve vermekle ettiğin lutuftan memnun ve bahtiyar olan benim...

Evet, biraz gözyaşı var,

evet biraz hüzün var,

ama şikayetçi değilim...

Zira Hüzün Sana yakınlaştırır ,olgunlaştırır,ham olan beni...

Biliyorum;

nerede hüzün,

nerede gözyaşı varsa Sen ve rahmetin oradadır..

Yıkma kalbimde ihya eylediğin dünyaları...

İbrahim’i ateşe salıp,

o ateşi soğuktan ve sıcaktan selametli eyleyen de Sensin..

“Yâ nârü kûnî berden veselâmâ!” Aynı emri kalbime Senin rızana dair koydukların için de diliyor ve bekliyorum..

Hüzünden,

içime akıttığım gözyaşlarından mahrum olmak istemiyorum..

Hüznümdende, Yârimden de,Senden de razıyım ben...

Hüzünsüz,

gözyaşısız geçen günlerden Sana sığınıyorum..

Bu hüznü,

bu gözyaşını selametli eyleyecek olan,

Ebediyette sevince ve mutluluğa çevirecek olan Senin bir ol emrindir...

Senin emrinle,

merhamet ve şefkat sözlüklerden alınıp kalbime yerleştirildi..

Şimdi yine bir emir bekliyorum Senden...

Kullarından merhamet dilendirme, şefkat şefkat dedirtip süründürme..

Gözyaşlarıma da söyle, öyle olur olmaz akmasınlar...

Ayrılan, giden, terk eden, ihsanlarını pahalı satanların peşinden sel olmasınlar...

Biliyorum ki,

gözyaşları da senin emrini yerine getiriyor..

Senin rızan dışında akan gözyaşlarımdan ve hüznün şerrinden de sana sığınıyorum Rabbim...

Seni sevenlerle eyle Beni..

Seni sevenler arasına kat beni.. Saidlerden yaz beni ve sevdiklerimi .. Ayırma dünya ve ukbâda bizi..

Amin...

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

"Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel."

📚🔖 Müzzemmil sûresi, 8. Âyet

Samimi bir şekilde kendine yönelmek isteyene nice fırsatlar sunuyor Rabbimiz.

Üstelik bunca hatalarımıza rağmen.

Öyleyse Zarar etmiş olarak günü tamamlamışsak üzülelim ama ALLAH'IN rahmetinden ümid kesmeyelim!...

Sakın kafirler gibi ümitsizliğe kapılıp

"olmuyor yapamıyorum" deme...

Güneş doğmuşsa,

ALLAH gece tuttuğu ruhlarla beraber bizim ruhumuzu salıvermişse bize rahmet etmiş ve yeni bir fırsatı sunmuş demektir...

Tevbe ile durulan yeni güne dair salih bir niyetle adım atalım,

Rabb'imizden yardım isteyelim ve elimizden gelenin en güzelini ortaya koyalım.!

Zira Müslüman yeniden başlamayı bilendir her defasında.

"Bismillah" kelâmını bir muska gibi taşır yüreğinin kenarında ve daima yeniden başlayanları hatırlar ve harekete geçer.

Misal

Hz. Havva, yeniden başlamıştı dünyayla ilk imtihan olunan olduğu vakit.

Yeniden başlamıştı hz. Hacer çölün ortasında bir başına yalnızlıkla sınandığı zaman.

Yavrusunu kucağına aldığı zaman, yeniden başlamıştı hayata Hz.Meryem.

Hayatında belki de ilk defa, simasında ki nura meftun olduğu zaman aşkla yeniden başlamıştı hayata Hatice Vâlidem.

Yurdundan hicrete mecbur kalıp, Medine'ye vardığında yeni bir mücadeleye, yeni bir hayata başlamıştı Allah'ın Rasulü.🤍

Cahiliyye karanlığından,

hidayetine nuruna çıkan binlerce sahabe,

bahar dalları gibi yeniden hayat bulmuşlar,

yeniden başlamışlardı bambaşka bir hayata. Onlarla

aynı Rabbe iman ettiysek umutsuzluk diye bir şey olabilir mi?

Rabbimizin bizden de beklediği var. Öyle uyanalım ki her sabah sıradan gündemler arasında sıradanlaşıp,

Rabbimizin bizden umudunu boşa çıkarmayalım. Kendimizi daima manevî bir asker olarak görelim.

Günlük okuduğumuz dua ve zikirler olsun. Bunları yapmazsan cepheyi boş bıraktığımızı hissedelim.

Kendimiz ve ailemiz için,

işlerin hayra dönmesinde okuduğumuz bir duanın,

çektiğimiz bir salavatın,

tevbe/ istiğfarın etkili olmayacağını nereden bilebilirsin?

Bunları basit görme.!

Ve yeni güne,

yeni umutlara,

şifaya,

huzura,

sevgiye,

yeni hayallere bi dua:

Ya Rabbi!

Gaflette bırakma, fark ettir.

Fark ettiklerimizi salih amellere çevir.

Ve tüm işlerimize ihlas ver. !

Hayırlı bereketli akşamlar diliyorum...

____________°🌺💞🌸°______________

🎀

Avatar

⭐⭐⭐⭐⭐

Hz. Fatıma iştahsızdı. Eşi Hz. Ali (ra) eve gelmişti.

“Ya Fatıma, dünya tatlılarından gönlün ne ister?” diye sorar.

Hz. Fatıma,

“Ya Ali, nar isterim” buyurdu.

Hz. Ali' nin yanında hiç para yoktu. Uzun uzun düşündü. Sonra kalkıp çarşıya gitti.

Biraz borç para aldı ve onunla bir nar satın aldı.

Eve giderken yol kenarına bırakılmış bir ihtiyar hasta gördü. Hz. Ali (ra.) o ihtiyara yaklaşıp:

“Gönlün ne istiyor? diye sordu.

“Ya Ali! Beş gündür buraya atılmış duruyorum. İnsanlar geçip gidiyor. Benim canım nar istiyor” dedi.

Hz. Ali düşündü, “Eğer bu elindeki narı bu ihtiyara verirsem, Fatıma narsız kalacak.

Eğer buna vermezsem Cenâb-ı Hakk'ın âyetinde dediği gibi ‘Ve dilenci gelince azarlama.’

📚🔖Duha Súresi, 10-11

ve

Resulullah Efendimizin (asm) emirlerine muhalafet etmiş olurum” diye düşündü.

Narı ihtiyara verdi. İhtiyar şifa buldu.

Hz. Ali biraz mahcup bir şekilde evine geri döndü. Hz. Fatıma, Hz. Ali' yi görünce ayakta karşıladı.

Narla ilgili olayı anlattı.

Hz. Fatıma, “Ya Ali, sen üzülme.

Allah-u Teâlâ' nın izzet ve celâline yemin ederim ki, sen o ihtiyara o narı verdiğinde gönlümde, nara karşı olan iştah gitti.” dedi

Hz. Ali (ra) bu sözlerden sonra ferahladı. O anda bir kimse gelip Hz. Fatıma' nın kapısını çaldı. Hz. Ali, “Kimsin” diye sordu.

“Aç kapıyı ben Selman-ı Farisi' yim” diye ses geldi. Hz. Ali (ra) kalkıp kapıyı açtı ve Selman (ra) içeri girdi.

Elinde üzeri mendille örtülü bir tabak vardı. O tabağı Hz. Ali'nin (ra) önüne koydu.

Hz. Ali Efendimiz:

“Bunu kim gönderdi?” dedi. Hz. Selman:

“Bunu Allah Teâlâ Resûllah' a (asm) gönderdi. Nebî (asm) da zatı şerifinize gönderdi” buyurdu.

Hz. Ali Efendimiz tabağın örtüsünü açtı. Baktı ki, tabakta dokuz tane nar var.

İmam-ı Ali buyurdular ki:

“Yâ Selman! Bu getirdiğin bana olsa on olurdu. Çünkü Hak Teâlâ:

“Kim bir iyilik ile gelirse onun için on misli vardır”

📚🔖En’am Súresi 6, 160 buyuruyor.

Bu ise ona uymuyor. Buyurdular.

Selman (ra) tebessüm ederek, sakladığı bir narı da çıkarıp tabağa koydu. Ve:

“Yâ Ali! Allah' a yemin ederim ki bu narlar on idi. Fakat ben seni tecrübe için bir tanesini saklamıştım” buyurdu.

İşte onlardaki iman böyle idi.

____________°🌺💞🌸°______________

🎀