"konuşmayı kestin ve sadece sessizlik cevap verdi sana. artık sessizliğin dehşetinde yaşıyorsun."
Geldin, oturdun, sustun, öldürdün ve kalkıp gittin. Arkandan bile bakamadım
Sen varken otogarda otobüslerin arkasından bakıp içlenmezdim. Sen varken her filmin sonunda aglamazdım gidenlere kızmaz kalanlara acımazdım, küfretmezdim. Sigarayı dahi bu kadar içmezdim. Sen varken hiç üşümezdim ben, hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
“biliyorum çünkü, o fotoğrafı açarsam bir şehri yürürüm gecenin köründe. “
ben size hiç düşünmeden canınızı vereceğiniz insanın, artık canınıza uzak olmasını anlatamam.
içimde sonsuz bir mücadele vardı. duruldum. gözümde ki ateş söndü. yandım. bilmek başka, iliklerinde hissetmek başka* cümlesini şimdi anladım. ellerimin titremesi kesildi, göz yaşlarım durdu, sıktığım dişlerim gevşedi. senelerdir ağzımdaki acı tat geçti. yürüyerek kurtulacağımı sandığım her şeyden durarak kurtuldum. korktuğum her şeyi özgür bıraktım. ev adresleri, telefon numaraları değişti. köşeyi döndüğümde sarılmak istediğim iki çift göz yok oldu. hiç küsmedim, hiç bağırmadım. merdivenleri üçer üçer indim. sevdiğim herkesi son kez yanaklarından öptüm. beni artık karşılarına oturtmasınlar diye, dokunabilecekleri şeyler bıraktım. kokumu unutturdum. kirli aynaların ardında acımasız gerçekler vardır. saniselik geçmiş zamandaki silüetimle tanıştım. kabullendim. hepinize benziyorum, hiçbirinize benzemiyorum. çok aşığım, nefretim soluğumu kesiyor. hep aynı yerdeyim, hiç burada bulunmadım. yenilgi ile kazanmak arasında ince bir çizgi. ben çizdim.
sesler, yükselen sesler, yıkılan duvarlar eşliğinde daha geniş uykulara dalmak. uykunda verdiğin sözler, gözlerin kapalıyken gördüğün anlar, yemyeşil ormanlardan, uçsuz bucaksız denizlere. gerçek neydi. sonsuza dek süreceğine inandığın tüm acılar, bir sabah uyandın ve orada değil. -buna nasıl alışacaktın- kafanı üç kere salla, dağılsın. korkularına yürüme, korkularınla yürü, nasılsa bu yol hiç bitmeyecek. en sevdiğin cümlelerin üstünü karala, bazı cümleler nasılsa aklından hiç çıkmayacak. biraz bağır, ağzının yerini bilsinler, nasılsa öpmeyecekler. gerçek bu muydu. şehirler, evler, bilmediğin yataklar, aniden duran otobüsler, artık kafanı cama vurmuyorsun. ama ellerindeki kan nerden. gerçek bu değil. bu dünyada herkes yaşattığını yaşar. bu anlamı olmayan tüm kelimelerin karşılığıdır. karma. inanmayacaksın, inandıracaklar. kafam çok dağınık. dağınıklıktan nefret ederim. gerçek bu.
lütfen tüm zamanımı çal, beni bu dünyayla başbaşa bırakma
elzem bir şeyler olmuş, satırlara dökemeyeceğim şeyler ve revan olmuşuz.
sanki ruhum çıktı canımdan, sen benden gittin gideli.
iliklerime kadar hissettiğim yokluğun nerede?
yerini doldurabilmek bile dile zor.





