You just slipped through my fingers (no matter what I say, no matter what I do)
hüzün kovan kuşu gelmiş gecenin yanağına konuvermiş..
belki de sarhoşum, bilmiyorum. söyleyeceklerim bu kadar. hayır bu kadar değil. evet evet bu kadar, söyleyeceklerim tam olarak bu kadar, uzun cümleler kurmaya takatim yok mahir. uzun cümleler kurmaya takatim yok. yorgunum ve sarhoşum belki de. bilmiyorum..
dibini gördüğüm her kadehte, dibini göremedeğim denizlerde. hepsinde, her şeyde. ne eksik ne fazla, her şeyde..
şey var bilir misin!
hayat bazen kaldığı yerden devam etmiyor, edemiyor. bir yerde kalıyor. zaman akıyor, akmaya devam ediyor ama sen gerisinde kalıyorsun zamanın, öyle hissediyorsun.
she has an intuitive ability of bringing the best out in people..
ben sende güneşi gördüm, güneşin karanlıktaki yüzünü,
suyun toprağa can verdiği anı,
yıldızların, göğün okyanusuna savruluşunu gördüm
ben bende seni gördüm,
seni buldum..
ellerim titrekti, ellerim pak
ellerim çaresiz, kimsesiz, yorgun,
ellerim kırgındı
ellerim yolunu kaybetmiş bir derviş
duası kayıp, tanrısı yitik..
ben sende güneşi buldum,
ellerimin kırk yıllık yalnızlığını...
bir toz tanesi gibi savrulmak değildir yaşamak; bir toz tanesine yön verebilmektir mahir, bunu unutma..
en çok da eğilip bükülmem dediği yerden kırılıyor insan.
insan dediğin bir tutam yaşamak, bir avuç yeryüzü. gökyüzünden kime ne?
bilirsin ya işte, bazen aydınlık olsa da gökyüzü, karanlıktır aslında her yer. zifiri bir karanlık. bu körlüğün, bu körelmişliğin ortasında elini uzattığın, duvardan başka bir şey değildir.
ağrıyan yerlerim var benim insan olan yerlerim tuzlanmış yaraların üzerine serpilen buzlu suların serinliğinde şafakların alacalı kızıllığında gecelerin zifiriye çalan esmerliğinde kurgulanmış ölümlerin ölüm kokmayan coğrafyalarında ağrıyan yerlerim var benim insan olan yerlerim..
kurulmuş saatlerin çalmayı unuttuğu sabahlarda gel bana hava gibi, aydınlık gibi, karanlık gibi gel..
zor be Ali, baba candır, baba, bir dalın ağacıdır..
bu küflü dünyada anlatmadan bir şeyleri daha, daha sayfalarca susmadan, satırlarca konuşmadan anlaşılmak, anlaşıldığını hissetmek; insanı paslarından, kirlerinden, dikiş tutmaz yaralarından arındırıyor..
uzun ve anlamlı cümleler birikiyor belleğimin daracık odalarında kaygımla kavgamın ikinci raundunda düşerken düşlerim iki seksen dokuzuncu canımla doğruluyorum avuçlarının çizgisinde..

