Avatar

Tav

@kokulumum

Ankara

“biliyorsun her şey geçecek. bu nefes alırken göğsüne batan iğneler, bu  yutkunurken boğazına düğümlenen lokmalar. bu dünyanın kıyısına gelip de aşağı düşüyormuşsun hissi. bu dünyanın yükü. hepsi hepsi geçecek..minicik bir sızı kalacak yüreğinde sadece. o kadar.“

Ece Temelkuran’ın sevdiğim bir alıntısıdır; “Bir insan, bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur. Aşk diye buna denir: Bir insan başka bir insanda tekinsiz bir ev görür. İnsan yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki.”

Birinden ya da bir şeyden soğuduğum zaman o kadar uzaklaşıyorum ki o konu hakkındaki her şey bana batmaya başlıyor.  Hafızamdan bile komple silmek istiyorum öyle bir soğumak.

Bütün sıfatlardan bağımsız, aile insanın bacağına zorla sarılı kökleridir.

Bu kökler ne kadar sağlam değilse insanın yere çakılması o kadar sağlam olur. Bir insanın güçlü ya da zayıf olmasının en büyük nedenlerinden biridir. Bazen ne olursa olsun sarsılmaz hissedersin çünkü oralarda birileri vardır, arkandadır. Bazen de öyle bir tokat gelir ki o tokat sadece sana değil bütün hayatına, bilincine, karakterine, geleceğine yansır. Hasta da eder iyileştirir de. Şanslıysanız vezir eder ama şanssızsanız kendinize rezilliklerden rezillik beğenin, yine bitmez.

Hani sevdiklerin uzaktadır, yaptığın bir şeyden keyif almazsın ya, o çok boşlukta hissettiren bir durum. İnsan sevdikleriyle yan yana olunca her şey güzelleşiyormuş.

Bir ilişkide herhangi bir şeyi el ele yenmenin güzelliğine inanıyorum. İki kişinin yaşadığı bir mevzuyu tek başına hissederek aşamazsın çünkü.

Vedalaşırken en sona bırakıp uzun uzun sarıldığımız insanlar, aynı anda aynı espriyi düşünüp göz göze geldikten sonra kahkaha attığımız insanlar, sadece bakışarak bile anlaşabildiklerimiz, siz iyi ki varsınız.

“Detaylara önem veren biri olmak o kadar zor ki. Başkasının çoktan çöpe attığı, hafızasından sildiği her şeyle sen çok uzun süre yaşamak zorunda kalıyorsun. Herkes devam ederken sen o anıların en ufak detaylarıyla hâlâ başa çıkmaya çalışıyorsun.”

Gitmek isteyene kapıyı sonuna kadar açın, sevmeyi bilmeyene değer vermeyin, anlamamaya meyilli olana dil dökmeyin. Bazı şeylerin özlemi onun geçici olduğunu gösterir mesela. Bırakın herkes kendi yerini zamanla belli etsin.

“Hayat insanı her şekilde sınar. Bazen vazgeçmen gerekir, bazen düşmen. Umutla girdiğin yollardan bir sokağa çıkmaman gerekir. Acıya karşı hissizliği öğrenmek için. Olmadığında zorlamamak için. Bazen büyümek gerekir. Yokuşlardan düşmek, tekrar ayağa kalkabilmek için.”

“Anlatsana nasıldı bizden sonraki hayatın güzel geçirdin mi yılları? Düşünsene birbirimizle yaşayabilirdik ondan sonra hep olanları” Nil Karaibrahimgil bu şarkı sözü değil kurşun yalnız.

Tartışsak bile kısa bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi davranabilmeyi çok seviyorum, sevginin hırstan ve kibirden üstün oluşunu çok seviyorum.

Kendini değersiz hissettiğin zamanların üzülme süresi vardır.O süre bittiğinde kendine saygı duyman gerektiğini öğrenirsin,mantığın konuşur. Kendine saygı duydukça, hak etmediğine inandığın, değersiz hissettiğin yerden kalkıp gitmeyi öğrenirsin. Yürümeyi öğrenmek böyle bir şey.