Avatar

sor bana pişman mıyım?

@kokulumendill

Avatar
reblogged

02:06

Dayanılmaz olan şey, hepsine dayandım. Biraz eksik kalsam da, Biraz acıtsa da. Bir de şey; Yanımda değildiler. Soracaktım aslında, ölmeden hemen önce babama. Bu hayat, ne zaman sevecek beni? Diye. Soracaktım, bu kader ne zaman okşayacak kırılan yerlerimi? Diye. Öldükten sonra ama, bir ses yükseldi içime, hiçbir zamanlı şeyler dedi bana. Garipti, bazı şeylerin soramadan cevabını öğretti bana hayat. Sen ki, bana kendimi dalgalara bırakmış gibi hissettiren. Bunlar olacak iş miydi? Diye sordurdun bana. Baba. Garipti, olacak iş değildi hatta. Doğmadan öldü çocuklarım. Ve umut. Bana hiç uğramadan, beni çok terketti. Garipti, en az mezarlıkta açan çiçekler kadar.

Daha hayatın başındasın derdi babam. Sonu ne zaman gelecek diye soramadan, cenazesinde siyah bir takım elbise giydim. Bu hayat, gülümsemeyi unutmuş dedim kendime zannımca. Annemin bana; gülümsemeyi bilmeyen, gülümsetmeyi de bilmez demesi geldi sonra aklıma.

Didem madak gibi, Ah! Demedim ama ağzıma hep takıldığı gibi anasını sikeyim dedim. Nasıl bir zamanda düşmüşüm annemin rahmine. Bir sigara anca içilecek sürede, ne acılar tattırdı bana hayat.

3 gün konuşsa yüzümde yaprak kımıldamazdı, abim ağzını açtığında. 3 kelimeyle yıktı beni o gün. Garipti, hayat sanki, garipliklerin ta kendisiydi. Öldüğü gün soğuktu, acaba montu olmadan üşür mü orada diye düşünüyordum, çocuk aklımla. Salaktım ve garipti. Şimdi nasıl böyle bir insan oldum?

Sabahları beraber kahvaltı yaparken, değerini hiç bilememişim o günlerin. Pişmanlığı ben, sabah kahvaltılarında içilen çaylardan öğrendim. Hayatta her şey, bir öğretmendir demiş miydi birileri, bilmiyorum. Ama demesi lazım. Hatta birilerinin, çoğu şeyi söylemesi lazım. Yeter lan. Sikilecek yerim kalmadı! Diyemez her erkek, birileri demeli. Birileri, intiharın günah ama ayıp olmadığını herkese öğretmeli.

Bak, bu şey sana, Bu şey bize. Neler hissettirecek bilmiyorum. Ben doğmamış olmayı diledim mesela. Doğmamış olmayı aslında, ben elimde bir kürek varken çok istediydim.

İçine ağırlık çöktüğünde, dua et derdi babam. Dua ederken içime çöken ağırlığı ne yapacağım diye soramadan, uyudu kaldı babam. Uyanmayacak dediler. Saçmaydı, ve garip.

Sen ki beni hayata getiren, neden giderken götürmedin?

Avatar

Bazen düşünüyorum; ilkokulda aşık olduğumu düşündüğüm kızı mı daha çok sevmiştim, sakallarım çıktıktan sonra “sevgilim” dediğim insanları mı. O saflığımla “yarın saçlarını yaramaz kızlar gibi, böyle yanlarda toplayıp gelsene” derken mi daha heyecanlıydım yarınım için, yoksa beğenmekten öte, kendini beğendirmeye çalışmaktan sebep “yarın yanına giderken acaba hangi gömleğimi giysem ” derken mi. Ya da daha kalem tutmayı bile bilmiyorken, okuldan geldiğimde, hiç sevmediğim o önlüğü çıkarınca mı daha mutluydum, yoksa ”bunu daha dün giydim ya” diye beğenmediğim pantolonu değiştirirken mi. Tuttuğum takımın maç saati uyku vaktime denk geliyor diye, yendiğimizi sabah babamdan öğrenince mi daha çok seviniyordum, yoksa şimdi tribünde, gol attık diye arkadaşıma sarılırken mi. İstediğim cipsi ekmeğin üzerinden artan para üstüyle alınca mı daha fazla tat alıyordum, yoksa şimdi bozuk kalmasın diye, mecburen aldığım gofretleri cebimde eritirken mi. Bu soruların her birine kendi içimde cevabım var ama o cevaba karşı hissettiğim korkum bile, eski korkularım kadar korku değiller galiba. Yaşımın son basamağındaki rakam her 365 günde 1 artarken, hayata bakışımdaki doyumsuzluk sanki 10’a katlanıyor gibi. Her geçen gün mutlu olmam, bir şeylere karşı heyecan duymam daha mı zorlaşıyor yoksa..

Oha lan çok iyi

gördügüm en mükemel yazılardan be 

Avatar
bilgemsrol

Efsane bir sey bu…

Avatar

Ya anasını satayım zaten 8 saat bir ton embesille aynı odanın içinde oturup ders dinlemek yeterince zor değilmiş gibi bir de öğretmenlerin tribini çekiyoruz. Neymiş efendim bir günde 20 sınıfın dersine giriyormuş da, biz sadece oturup dinliyormuşuz da, o anlatıp, boğaz patlatıyormuş. Pardon da 2000 küsür maaşı da ben almıyorum, bir zahmet anlatıver. Maaşlı çalışıyorsun lan sen, girdiğin her ders başına para alıyorsun ne bu afra tafra? babasının hayrına öğretiyormuş gibi. Bide ben sizi susturmak zorunda değilim var. Eğer sen bizi susturmak zorunda olmasaydın, 4-5 öğretmene çektirirlerdi müfredattaki konuların konu anlatımını, açardık, izlerdik derste. Sizi de buralara kadar yormazdık ama maalesef ki işler öyle yürümüyor. Hem 30 küsür insanı aynı odanın içine tıkıp da put gibi oturmalarını beklemek nasıl bir kafa yapısıdır? Yaşla alakası yok. Sen, küçücük çocukları da, 17lik ergenleri de, 40lık yetişkinleri de, 70lik yaşlıları da aynı şekilde göt kadar bir odaya doldursan sessiz durduramazsın. Dışarıda hava 40 derece, rüzgar bile melodiyle esiyor be! Sen hala beni oturtmuşsun bana hücre bölünmesi anlatıyorsun, trigonometri anlatıyorsun, İstanbul'un fethini anlatıyorsun. Sonra sessiz ol, dersi takip et! Zaten size her şey serbest. İstediğinizi giyiyorsunuz, istediğiniz zaman çay, kahve içiyorsunuz, kaptan köşkü gibi öğretmenler odanız var, tuvaletleriniz tertemiz. Canın ders işlemek istemezse test dağıtıyorsun, açtırıyorsun konuyu birine okutturup, geçiyorsun ya da iki üç cümleyle üstün körü anlatıp, geçiyorsun. Sonuçta konuyu öğrenmeye çalışıp beyni sikilenler bizleriz dimi, sana ne? Evde kocana, çocuğuna kızıp gelip hıncını bizden çıkartıyorsun. Her gün her gün ödev derdin yok, sınav/sözlü derdin yok, ergenlik problemlerin yok, aile baskısı yok, Lys derdin yok, zaten hayatını az çok kurmuşsun gelecek derdin de yok. Daha neyin tafrasını yapıyorsun sen bize? Zaten hayatımız yeterince zor. Hem belki bağırmak, hakaret etmek ya da düşük notla tehdit etmek yerine arkadaş olmaya, en azından iyi geçinmeye çalışsan belki bizim için de, sizin için de her şey daha kolay olabilir. Hem insanlarla uğraşmaktan bu kadar nefret ediyorsan ne bok yemeye öğretmen ki sen? O, seni o kadar yaşıtının içinde azarlasın, hakaret etsin, küçük düşürsün, hatta vursun. Sen ona karşı ağzını açtığın anda yallah disipline. Sonra kınama cezası, uzaklaştırma cezası hangisini beğenirsen. Sonra yeni nesil neden bu kadar saygısız? neden bu kadar mutsuz? neden bu kadar depresif? neden bu kadar sinirli? Ananın amı için canım, oldu mu!

okudugum en anlamli en guzel icimdekileri tarif eden post cidden saygi duydum

Hayatımın postu

Avatar

2015-2016 da emeği geçecek olan herkesin şimdiden ben amkk

Avatar

Siz takma tırnaklarınızla, fönlü saçlarınızla ve kırmızı rujunuzla modern kadınlarsınız. Bizse çıkmış ojelerimizle,dağılmış ıslak saçlarımızla ve kısık sesimizle devrimci kadınlarız.