oturdum saatlerce insanların yüzündeki merhameti izledim. senin çatık kaşlarının yeri dolmuyor.
Kalbim gizli bir bahçeydi ve duvarları çok yüksekti.
O bahçeyi buldu ve talan etti.
Benim zihnimdekiler size ağır gelir.
Sen de haklısın, sana fazla geldim.
Değil dizime kapanmak bi ömür sırtında taşısan yine affetmem, bir damla suya muhtaç kalsam yine kapına gelmem.
Sen ipler elini kesti diye çok sevdiğini iddia ettiğin uçurtmayı terk eden bir çocuktun, seninle oynamam.
Değil dizime kapanmak bi ömür sırtında taşısan yine affetmem, bir damla suya muhtaç kalsam yine kapına gelmem.
Sen de haklısın, sana fazla geldim.
Benim zihnimdekiler size ağır gelir.
Herkes siyaha yatkınken, siyah bana tapkındı.
Allah’ın aşkına başıma bela olda gel.
Sen koşarak gittiğin o yolu, adımı anarak döneceksin.
Hiç kimse benim gibi değildi ve ben de hiç kimse gibi değildim. Ben tek başımaydım, onlarsa herkes.
Gökyüzüm siyahsa gece olduğu için değildi, gecem sen olduğun içindi.
William Shakespeare: “beklemek cehennemdir.” der ve sonuna şunu ekler; “ama beklerim seni.”
Bekliyorum
Yalan oldu
Ölümcül bir hastalığım zihinlere sızan.
Ölümcül bi hastalık olsanda gel.
kendi zaferini kendi kazanmış bir kadın göreceğim aynada.
Çıkmazlar evim.
Aklına sızarsam, sana yer bırakmam.


