sineye çektiğim yangınlarıma su serpmeye niyetin yok senin
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum Şehre inerim bir sinema yağmura çalar Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-Senegalliler dahil değil
Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-Yoksa seni rahatsız mı ettim?
Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-Freud diye bir şey yoktur.
Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-Haydi iç de çay koyayım.
Okuyan : Menal Kizi Fon müziği : Esther - Yann Tiersen
BEYAZ ATLI PRENS SANDIĞIM KİM VARSA KARA KUŞAK OROSPU ÇOCU ÇIKTI
İsteseydin her şeyin üstesinden gelirdik. O kırılmışlığı da onarırdık, hataları da bir şekilde affederdik. Yeter ki İsteseydin.
Sevgisinin büyüklüğüne güvenip kırıp döktüğünüz kim varsa sizden vazgeçecek, birini hem itip hem de aynı yerde kalmasını beklemek aptallık.
Bana karşı anlayışını hiç kaybetmeyen, beni severken değiştirmeye çalışmayan, bir kusurum olduğunda iğnelemek yerine bana anlatmaya çalışan ve nezaketini hiç yitirmeyen insana saygım sonsuz.
herkesin evreni kendi çapı kadardır. çapsız insandan evrensel sevgi beklemek hayal ötesidir…
Bana böyle davranmak senin içine söylememe gerek kalmadan dert olmuyorsa eğer ben sana buna kırgınım desem ne olur.
Bazen öyle bir an gelir ki vazgeçmenin vazgeçmek değil de kurtulmak olduğunu anlarsın. Senin o olmazsa boşluğu kalır sandığın her neyse sana bir yük mü yoksa senin parçan mı atmadan anlayamazsın. Bazı şeyler biraz cesaret meselesi. Sonrası da tekrar kendin olabilmenin güzelliği.
Elbet bizimde yangınımız söner, işte o zaman yandığımız kadar yakarız.
“Belki hiçbir evrakta isimlerimiz yan yana gelmedi. Ama gayri resmi birçok hayalde ben seninle aynı yastıkta yaşlandım..”
Sen benim bir daha kimseyi sevemem dediğim zamanda inancımın kırıldığı anda içimde bir çiçek açtırdın, hiç sevmesen de teşekkür ederim bu bile yeterdi.
Güzel bir duam var; benim için kim kalbinden neyin zerresini geçiriyorsa Allah onu on katıyla müşerref kılsın. Her şey içinize kaldı hadi kolay gelsin.
Mektubunda tek bir cümle yazıyordu “Bu intihar için tam yirmi dört yıl eğitim aldım.”
“ Ben senin kasvetinde asıl mevzu değilim.” diyen Emir Can İğrek gibi.
Andrew'in İntihar mektubu;
Fark ettim ki hatalı olsam da olmasam da tüm hayatımı senden özür dileyerek geçirmişim. Tek istediğim benden neler alıp götürdüğünü hayatın boyunca düşünmen. Ayrıca senin için kendimi öldürdüğümü düşünüyorsan yanılıyorsun, çünkü sen hiçbir şeye değmezsin. Zaten bana en çok acı veren şey de buydu.
-Kendinize iyi bakın
Burayı okuyorsan hayatımın her döneminde hala ve sadece seni istediğimi bilmelisin diyebilmeyi, bu eminlik ile seni beklemeyi çok isterdim. Ama diyemem. Ama bunca belirsizliğin arasında seni sevmeye devam ederek kendimi yanlış bir savaşın ortasında bulamam. Ama ama ama. Amalar çoğalır bazen ve sen yoksun yine de. Olmayacaksın da artık.
Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın. Hepiniz mezarısınız kendinizin.






