Mahalleden bir Aysel ablamız vardı. Kadın hiç sigara içmemiş, alkol nedir bilmemiş bir insan. Saf kalpliydi. Bizim aramız çok iyiydi onunla. Sağolsun severdi de beni. Abla diyorum ama saygıdan yani. Aramızda 2-3 yaş ya var ya yok. Mahallelinin kızı gibi gördüğü biriydi. Bazen onlara gider otururdum. Ya da o bize gelirdi. Ne zaman yan yana gelsek güle oynaya sabahı bulurduk biz. Bir gece saat 11 gibi aradı beni. "Cansu çık gel bize" dedi. Babama adını söylemem yeter zaten, izin verdi. Evlerin arası da kısa mesafe gittim hemen. Kapıyı çaldım; açtı. Suratı hafiften düşüktü. Bir sıkıntısı var herhalde anlatır nasılsa dedim geçtim içeri. Ailesine selam verdim yukarıya çıktık odasına. Bir baktım yerde bi 70'lik rakı var. Yanına da birkaç meze koymuş. Dedim "abla bu ne? N'oluyoruz?" "Efkar dağıtırız dedim kızım fena mı geç otur işte" Geçtim yere oturdum. Doldurduk rakıları. "E anlat abla" dedim, "n'oldu?" "İçelim bakalım biraz" dedi. Kafamı salladım. Birkaç kadeh içtikten sonra "sevgilin var mı" gibi bir soru sordu. "Yok Aysel abla" Sigarasından bir nefes çekti, rakıdan bir yudum alıp yüzün buruşturdu. "Benim vardı. Yani tam sevgilim değil ama vardı işte biri be kızım. Birkaç aylık bir şeydi. Ama sana yemin ederim Cansu, o birkaç ay benim bütün ömrüme bedeldi. Beni sevdiği o kısacık zamanda ben hayatımda öyle huzurlu, mutlu hissetmedim." Lafını kestim birden: "Abla baştan anlat şunu gözünü seveyim kafam allak bullak oldu." Bitirdiği sigarasını söndürdü. Hemen hemen dolu bir çay bardağı rakısını da içip yeniledi. Yeni bir sigarayı da tekrar alevle buluşturup dudaklarına götürdü. Ben pür dikkat onun anlatmaya başlamasını bekliyordum. "Geçen yaz tanıştık -sigaradan derin bir nefes-. Başlarda bu bana ilgiliydi falan belli ediyor yani kendini ama ben pek yanık değildim ona karşı. Beni sevdi Cansu. Ben o sevgiye karşılık verememekten korkuyordum hatta. Neyse zaman geçtikçe baktım ben her sabah onun günaydın mesajlarıyla uyanıyorum. Hergün konuşuyoruz falan. Baktım ben de değişiklikler var. Tutamıyorum kendimi ona karşı. Sürekli bir öpesim, bir sarılasım geliyor. Nasıl bir şey ama varya anlatamam. Biz böyle böyle giderken yavaş yavaş aramız bozulmaya başladı. Anlaşamıyorduk bir şeyler oluyordu sürekli kavga. En son Ağustos sonları gibi bir gece bitti mi dedim, bitti dedi. O gece sabaha kadar ağladım Cansu. Deli gibi oturdum ağladım saatlerce. Şimdi başkasını seviyor. Başkasını kokluyor. Başkasını öpüyor. Deli gibi aşığım ama yapamıyorum bir şey Cansu çok uzağım. Dizlerinde ölmeyi istediğim adam yokluğuyla alıyor canımı. Başkasıyla da olsa mutlu ya, tek avuntum bu lan. Tek avuntum." Elinde bitmeye yüz tutmaya başlamış sigarasıyla karşımda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu o şen şakrak kadın. "Dokunduğu, öptüğü her yerim sızlıyor Cansu. Beni sevdiği kalbi şimdi başkasını seviyor. Öldürüyor bu acı beni Cansu. Dayanamıyorum artık lan ölüm gibi." Gözlerim dolmuş bir şekilde dururken sigaramı bırakıp yanına geçtim, sarıldım sımsıkı. Ne diyeceğimi bilmiyordum, sadece sarıldım. Ne desem faydasızdı. Bir şeyler söylemeye çalıştım ama yapamadım. Çünkü ikimizde biliyorduk: Sevmeyene, başkasını sevene ölsen de çare yoktu bu dünyada. "Karşısına geçip ağlaya ağlaya ölüyorum lan n'olur tekrar beni sev desem de bir faydası olmayacak Cansu biliyorum. Karşısında aşkımdan ölsem de bir çaresi yok biliyorum. Sevemez tekrar beni. Öpmeye doyamadığım, sevmeye doyamadığım, uğruna her şeyimi vereceğim adam başkısını seviyor ulan" diye sayıklaya sayıklaya ağladı o gece, adını kesik kesik söyle söyleye ağladı. "Ayrılığın başları kafamı başka şeylerle doldurum. Başka şeylere odaklanmaya çalıştım. Hep rafa kaldırdım onu. Ama kaç aydan beri dayanamıyorum. Acıdan kıvranıyorum. Öyle aşığım öyle seviyorum ki onu anlatamam Cansu. Öl dese ölürdüm oysa. Neden başkasıyla olup azar azar aldı ki canımı? Dayanılacak gibi değil. Aynı şehirde, onun nefesini soluduğu havayı içime çekmek bile acıtıyor canımı. Unutmak istemiyorum ama geçsin bu içimdeki şey istiyorum. Deli gibi sarılmak istiyorum ona,deli gibi özledim ama yok. Yanımda - yakınımda değil işte." Ağlaması sakinledikten sonra içmeye devam etti o gece Aysel abla. O içki nedir bilmeyen kadın bir şişe rakının yarısından çoğunu deli gibi içti. Sabaha karşı kalkıp evime gitmiştim ben de. Birkaç gün sonra bana gecenin bir körü mesaj attı. "Bu mahallede en çok seni özleyeceğim be Cansu. Kendine iyi bak" Sabah uyanıp mesajını gördüğümde kalktım onlara koştum direkt. Annesini gördüm dışarıda ağlarken. Yanına gidip bağırdım: "Aysel abla nerede?" Gözyaşlarının arasından kafasını kaldırıp "sabaha karşı her şeyini evde bırakmış gitmiş. Bana burada hayat yok anne diye yazı bırakmış bir de Cansu. Nerede bu kız?" diyip ağlamaya devam etti. Ben o geceden sonra Aysel ablayı hiç görmedim. Neden gittiğini en iyi ben bilirim ama ya nereye gittiği? Kaçtı bu şehirden. Başka bir yerde nefes almak için kaçtı. Bir daha da dönmedi zaten Aysel abla. Annelerini bile aramıyormuş. Öldü mü kaldı mı bilen yok. Ama benim bildiğim Aysel abla, bu acıyla fazla yaşayamaz.