Hiçbir zaman hikayelerimi tamamlayamadım. yarım kalmışlıkların ağırlığı altında yoluma baktım.
Susmak noktasız bir cümledir.
Oysaki kokunu bile bilmiyorum neden bu kadar çok sevdim ki.
Anılarımın içinde çok fazla acı var.
Kim , kendini sonuçsuz bir beklemeye mahkum edebilir ömür boyu?
Sensin beni en onulmaz yerimden vuran, Fakat sensin yine boş ömrü dolduran.
Ağır kalp, yorgun gözler, boş ruh, hevessiz yaşam.
Aynı gökyüzüne bakan başka şehirleriz.
Aslına bakarsanız, birini gerçekten tanımak hiçbir anlam ifade etmez. İnsanlar değişir.
Sende öğreneceksin bir gün. Yeri gelince vazgeçmeyi, yeri geldiğinde zor da olsa devam etmeyi .
Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu.
Bazı şarkılar sen sus, konuyu biliyorum der gibi işliyor.
Velhasıl böyle işte üzüntülerle ömrümüz ziyan oluyor.
Gündüzün haberi yok gecenin bize anlattığı masallardan.
Nereden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk?
Seni sevmek, en güzel sevme biçimiydi.
Bu dünyadaki en naif duyguları besledim sana. Tutundum sana düşmemek için. Tut beni demiştim... Hatırladın mı sevgilim?
Hatırlamazsın şimdi sen üzerini toz kaplamış bir mazi, fark edemiyorsun. o tozun altında sapasağlam duruyor anılar. Bak papatyam, Cem Adrian ne diyor;
"Her acı zamanla geçmez.
Her giden mutlaka dönmez.
Her aşık bir gün affetmez.
Kalbi artık çarpmayınca.
Her ateş küllenip sönmez.
Her yara bir gün iyileşmez.
Her umut yine yeşermez.
Artık hiç inanmayınca."
mümkün olsaydı eğer kafamdakileri öldürmek isterdim.

