Sevdiğini söyleyen insan yenilirmiş sevdiğine. Anlıyorum…
Ruhumu parçalayan bu gaddarlığın temelinde, saklanamayan duyguların keskinliği mi yatıyor? Ne yani, canımı yakan sen değil misin yoksa? Söyle! -sahiden- Kendi acısını inşa eden bir hayalperest miyim ben?
Oysa…. Gittin! Ötesi var mı? Usul usul her şeyim olup da şimdi varlığını esirgiyorsun benden. Şimdi oturup sana olan sevdamın ihtişamını güneş doğana dek anlatsam ne yazar? Ardında bıraktığın enkaz ile yaşayan bu ben, sana sende olmayanı nasıl sunabilir ki? Misal, dokunur da ruhuna, sevda ekebilir mi kalbe? Umut vermenin bir cinayet yöntemi olduğunu fısıldayabilir mi mesela? Ya da gidenin, kalana bahşettiği zoraki olgunluğu… Anlatamam. Hangi söze sığar ruha nüfus eden realite? Uykusuz geceleri, adını dilime dolayarak tükettiğim ve yarınlarımı böylesi gecelere harcayıp harcamayacağımı söyleyebilir mi? Hem kim anlar beni? Sevgilinin uzaklaşan sırtı mı?
Neden yapıyorum bunu kendime, inan ben de bilmiyorum. Bir sebep bulacak olursan bana da söyle. Anlayamıyorum.
…




