- herkes en azından bir parça delirir.
sana anlatamadığım sürece hiçbir şeyi öğrenmenin de anlamı yokmuş gibi.
yine gökyüzünün karalar bağladığı bir gece.
pardon
gönlüm karalar bağlamış.
Kendinizden iyisini yok edene kadar kötüsünüz. Bu yüzden hep iyisiniz.
bazı şeyler hala mümkün; lakin mühim değil
“Ben senin dermanı ben olmadığımı bildiğim dertlerin için de dua ettim. Beni unut, bunu unutma.”
insanlar ayakları çamur olduğu zaman yağan yağmura kızar, oysa kabahatin büyüğü toprağındır.
“Birinin yokluğu en çok istediğin an ona gidemeyeceğini, gecenin herhangi bir saatinde özledim diye aramayacağını anladığın an başlıyor.”
“Vücuttaki hücreler her 7 yılda bir tamamen ölerek yenilenir. Ve ben, birgün senin asla dukunmamış olduğun bir vücuda sahip olacağım.”
“Öpüyorum gökyüzü gibi bakan gözlerinden.”
Birine kırgınlığını anlattığında, benzer durumu yaşamamışsa eğer, seni bir yere kadar anlayabiliyor. Oysa aynı yerden yara almış insan aynı mı, sadece anlamıyor, hissediyor seni. Biliyorum ben de oradaydım der gibi bakıyor. O bakış insanın sırtını yasladığı en güvenli yer işte.
Dostoyevski keşkeyi şöyle tanımlıyor; “yaşanması mümkünken, yaşayamadığın mutluluklar.”
Sana davranıldığı gibi davranmak dünyanın en güzel hesaplaşma şekli. Sinirlenmek yok, bağırıp çağırmak yok. Sakin sakin deliren kazanır daima.
Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir şeyin bir daha öyle güzel olmayacağını fark ettiğim an yutkunmakta güçlük çekmiştim.
“Seviyorken ayrılmak bir garip tecelli,
Ayrıyken sevmeyi de bir biz becerdik.”
Bu kadar duygusal olacağıma çöp kovası olsaydım keşke
Canım şey çekti, sevdiğim biriyle eve kadar yürüyüp sohbet ederken yolun nasıl bittiğini anlayamamak






