bana baktın. yaralarıma baktın. bacaklarımdakilere, omuzlarımdakilere, ruhumdakilere baktın. ellerin değmedi ama gözlerin dokundu sanki her birine. tek tek, usul usul dokundun. bana hiç dokunmadan yaralarıma dokundun.
sadece bakmadın da üstelik. yaralarımı gördün. yaralarımı gördü. yaralarımı gösterdim. içim titredi mi yoksa gitti mi hiç anlayamadım. anlamak istemedim. öylece bıraktım.
şakaklarıma diğer insanlar gibi birer namlu dayamak yerine dudaklarını bastırdın.
dudakların. şakaklarım. namlular. üç el ateş.
gözlerimi gözlerinden ayırmak istemezdim. sanki ayırırsam düşerdim. düştüm. düştün. düştük. karşında inatçı bir kız çocuğundan daha da beterdim. söz dinlemezdim. söz söyletmezdim. sözlerini birkaç öpücükle keserdim.
dudaklarına dudaklarımı bastırmak için sebep aramazdım. şikayetin yoktu. olmazdı. olmasındı.
ahlaksızdım. karşında soyunmaya yer arardım.
dudakların. dudaklarım. iki beden. iki el ateş.
beni gördün. paramparça benliğimi gördün. paramparça ruhumu gördün. kanlı gözlerimi gördün.
gözlerinde yansımamla karşılaştım. bakıştık. bakıştık. bakışmakla kalmadık. gözlerimizle konuştuk. konuştuk. anlattın. anlattım. sustun. sustuk.
birkaç açık seçik cümle kaçırdın ağzından. dudakların çok öpülesi gözüktü. öpülesi dudaklar ve sen. dayanamadım. öptüm. öpmekle kalmayıp dişlerimi geçirdim. sesini çıkarmadın. çıkarma. sesimiz çıkmasın. ses çıkarmayalım.
kimse duymasın soluklarını soluklarımdan başka.
soluklar. öpüşler. iki dil. iki ağız. artık tek beden. tek yangın.
son mermi. son ateş.

